22. Bölüm

1K 104 414
                                        

Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim de bir ruhum bulunduğunu öğrettin.
(Kürk Mantolu Madonna)

~~~

~~~

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

~~~

"Babamı tanıyor musunuz?"

Ortama gergin bir hava hakimken, içtiğim içkinin etkisinden mi yoksa havanın sıcaklığından mı bilmiyorum ama başım dönmeye başlamıştı. Elimi istemsizce Hoseok'un koluna dolayarak ona tutunmaya çalıştım. Babam gidene kadar fazla belli etmemem gerekiyordu.

"Ah, ona seninle konuşmasını söylemiştim. Bu, uzun bir hikaye çocuklar. Bir ara dördümüzün bir araya gelip konuşması gerekecek."

Arkasından ona doğru seslenen beyazlar içindeki kadını tekrar fark etmem kaşlarımın çatılmasına sebep olmuştu.

"Gitmem gerekiyor. Tekrar karşılaşacağız. Görüşmek üzere."

Hoseok hafifçe eğilip ona saygıyla selam verirken tepkisiz kalışıma laf etmemişti. Kadının yanına doğru yavaş adımlarla uzaklaşırken dans müziği çalmaya başladı. Üzerimdeki meraklı gözleri hissedebiliyordum.

"Buradan gitmek istiyorum."

Midem bulanmaya devam ederken tekrar tek elini belime sararak bana destek olan kişiye minnettardım. Nerdeyse bütün ağırlığımı ona verdim çünkü içtiğim içkiden dolayı sanki etrafımda gördüğüm her şey dönüyor gibi görünüyordu.

Arabaya kadar beni taşıdıktan sonra koltuğuma oturmama da yardımcı olup kapıyı yavaşça kapattı. Kafamı arkaya yaslayıp babamın bulunduğu yere son bir kez baktım. Yüzüne karşı söylememiştim ama her şeye rağmen, umarım mutlu olurdu.

Sürücü koltuğuna oturan Hoseok, dikkatimi üzerine çekmişti ama düşünceli görünüyordu. Arabayı çalıştırmadan önce klimayı açarak bana büyük bir iyilik yaptıktan sonra, tek elini direksiyona koyarak bana döndü.

Hafifçe gülümsedim ona.

"Sanırım sarhoş olacağım. Bu halime katlanabileceğini sanmıyorum."

Bulunduğu yerden üzerime doğru eğildiğini fark ettiğimde kafamı kaldıracak halim yoktu ama beni öpeceğini anlayıp doğrulmaya çalıştım. Dudaklarımız birkaç defa birbirini buldu. Elimi yakasına uzatarak onu geri çekilmemesi için sıkıca tuttum. İçtiğim içkinin etkisi mi, yoksa ona karşı gittikçe büyüyen sevgimden dolayı mı bilmiyorum ama şuan onu hiç bırakmak istemiyordum.

Elini yanağıma bırakarak hafifçe okşamaya başladığında onu son kez öpüp bıraktım. Bakışları gözlerimi bulduğunda büyük gülümsemesini gözler önüne sererek arkama uzandı.

"Bence çoktan sarhoş olmuşsun çünkü sadece emliyet kemerini takacaktım."

Dediği şeyi yapıp emliyet kemerimi çekti ve yerine yavaşça taktı. Bu sırada aslında utanmıştım, ama artık onunla bu seviyeleri geçtiğimizi düşündüğüm için sadece gülmekle yetindim. Kafamı tekrar arkaya yaslayıp mükemmel görünüşünü baştan aşağı süzdüm.

save me//sope✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin