Balkondan Nehir'le Uğur'u keserken Uğur'un beni görmesiyle içeri girmem bir oldu. Şimdi gündemde bir de bu ikisi vardı. Bunlar gülerek ne konuşuyorlardı? Sevgili miydi bunlar? Sevgililerse herkesi geçtim Uğur benden bunu nasıl saklardı!
Bir şunların yanına gideyim bakalım nasıl bir tepki verecekler. Yazlık montumu giyip, odamdan çantamı ve telefonumu alıp, alelacele ayakkabılarımı da ayağıma geçirip evden çıktım. Merdivenlerden koşar adımlarla iniyordum ki anneme haber vermediğim aklıma geldi. Of şimdi bir de geri mi çıkacaktım ya!
Oflanarak merdivenlerden yukarı çıkarken çantama koymayıp elimde tuttuğum telefonum çaldı. Annem arıyordu, "Validem." diyerek telefonu açtım.
"İkiniz de evde yoksunuz, nereye gittiniz? Çatlatacak mısınız siz beni? Haber vermeden dışarı çıkmak da yeni adet oldu. Sanki dışarı çıkabilir miyim diye izin isteyin diyoruz, sadece haber vereceksiniz! Çok mu zor!"
Geçen sene annem bize ne olursa olsun fırça atmazdı, annelere yıl geçtikçe yeni sürüm mü yükleniyor ne oluyor anlamıyorum ki... Daha fazla bağırtı yememek için kendimi acındıracak bir ses tonuyla içerlenerek, "Anne ben haber verecektim de unuttum, özür dilerim. Uğur çıktığımı söylersin demişti ben onu da unuttum, onun için de özür dilerim. Sen bana böyle bağırınca benim ağlayasım geliyor anne. Neden böyle davranıyorsun sen bana." dedim.
Annem söylediklerimden sonra yumuşak bir ses tonuyla, "Çocuklarını evde bulamayınca nasıl aklı çıkıyor insanın, anne olunca beni anlayacaksın, keşke anneme haber verip dışarı çıksaydım diyeceksin ama iş işten geçmiş olacak. Üzülmeye yer arama hem kızım, olur mu öyle hemen üzülmek?"
"Anne ya başlama yine anne olunca anlarsın falan filan." deyip güldüm.
"Bak bu sefer bir şey demiyorum ama bir daha böyle bir şey istemiyorum. Haber vermeden dışarı çıkmak yok ona göre."
"Tamam kraliçem bir daha böyle bir şey olmaz."
"Akşam eve geç kalma, telefonunu sakın kapatma, akıllı uslu bir çocuk ol." dediğinde, "Emredersiniz komutanım." deyip yine güldüm.
"Uğur'u da arayacağım şimdi kendi ağzı yok mu niye sana söyle diyor eşek sıpası. Kendine dikkat et papatyam görüşürüz."
"Görüşürüz kraliçem." deyip telefonu kapattım ve merdivenlerden yine hızlı hızlı inmeye devam ettim.
Sokağa çıktığımda Uğur'la Nehir'den eser yoktu. Gerçi şimdi onlarla da uğraşamazdım hastaneye gitmem lazımdı benim. Kıvırcık yılan Bedi'nin içine düşüyordur kesin!
Keşke evden çıkmadan önce taksi çağırsaydım diye kendime kızmamla beraber ana caddeye kadar yürüdüm. Caddeden bugün ne kadar çok taksi geçiyordu mübarek, hemen bir taksi durdurup bindim. Normalde taksi geçsin de durdurayım diye yarım saat ayakta dikilmem lazımdı bugün şanslı günümdeydim sanırım.
Trafik biraz yoğun olduğu için maksimum on beş dakika süren yol neredeyse yarım saat sürmüştü ama sonunda hastaneye varmıştım.
Bedi'nin kaldığı dördüncü kattaki iki yüz doksan altıncı odanın kapısına tıklayıp içeri girdiğimde Bedi ve Leah katıla katıla gülüyordu. Ne yapacağımı bilemeyerek öylece ayakta dikili kaldım, bunlar neye gülüyordu ki bu kadar? Bedi'nin Leah'a mesafeli tavırları vardı ama şimdi ne olmuştu da o tavırlar yoktu?
Bedi gülmesini bastırarak, "Hoş geldin Umay." dediğinde, "Rahatsız ettim herhalde." dediğimde Bedi'nin yüz ifadesi değişti. "Ne alakası var? Rahatsız olmadık."
"Bir şey konuşuyordunuz herhalde böldüm, neyse ben sonra gelirim, görüşürüz." deyip odadan çıkmaya yeltendiğimde, Bedi, "Dur bir Umay." dediği için durdum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İddia || Texting
Ficção Adolescente- TAMAMLANDI - Küçük bir cesaret kırıntısıyla atılan mesajla başlayan maceraydı onların hikayesi. Mesajdan sonra bedenini belli olma korkusu sarsa da aşkı daha ağır basıyordu. Gerçi ona kalsa belli etmeden, uzaktan severek yaşamalıydı aşkını. Ama bu...
