-2-

968 52 68
                                        

-Hadi! Burası benim en sevdiğim masa, kimseye kaptırmayalım!

Colette, yeni arkadaşının hızlanmayacağını anladı ve koşarak istediği yere geçti. Edgar'ın yanına gelmesi için ona el kol işaretleri yapmaya başladı:
- Hadi ama Edgar! O kadar da yorgun olamazsın..

Edgar yanına gelip otururken Colette de küçük çantasında getirdiği şeyleri masaya koydu. Akşam evde yaptığı keki ikiye böldü ve birazını Edgar'a uzattı:
- Bunu ablamın tarifiyle yaptım. Çok seveceğinden eminim.

Edgar reddeder gibi ellerini ileri götürdü:
- Ama o senin yemeğin değil mi?

Colette yüzündeki gülümsemeyi hiç değiştirmedi:
- Olsun. Paylaşabiliriz. Hem ben hepsini kendim bitiremem.

"Pekala, söylediğin gibi olsun." diyerek keki aldı Edgar. Tadına bakınca yüzü biraz da olsun güldü, beğendiği anlaşılıyordu..

İkisi de hiç konuşmadan yemeklerini bitirdiler. Mesainin devamına halen vakit vardı. Colette fırsattan yaralanmak istedi ve sordu:
- Bana brawler güçlerini anlatabilir misin? Sonra ben de sana benimkileri anlatırım!

Edgar önce biraz sıkkın bir tavır takındı ama Colette ona "Nolur" der gibi bakmaya devam edince kabul etmek zorunda kaldı. Colette de her zaman yanında taşıdığı koleksiyon defterini masanın üzerine koydu ve Edgar için ayırdığı sayfayı açtı:
- Pekala, ana saldırın nasıl?
- Nasıl yani?
-...Eeehh... Yani süper gücünü nasıl dolduruyorsun?
- Kendiliğinden hazır oluyor ki..
- Güzel.......Bir dakika.. NE?! Ne demek kendiliğinden hazır oluyor?
- Söylediğim gibi işte. Benim özellikle saldırı yapmama gerek yok. Yani.. Atkıyla yumruk atıyorum ama yapmasam da belirli bir süre sonra süperim kullanmaya hazır oluyor.
-..... Harika.... P-peki süperin ne yapıyor?!
- Süperim...... Şey.. Yükseğe ve uzağa zıplayabilmemi sağlıyor.
- Tıpkı Crow gibi!!
- Ne gibi?
- Ne değil, kim.

Colette defterinin sayfalarını çevirdi ve bahsettiği brawler'ın olduğu sayfayı açtı:
- Retropolis çetesinden bir brawler. Kod adı Crow.
- Gerçek adı ne peki?
- Kimin umrunda?! .... Onlar kod adlarıyla anılmayı gerçek adlarıyla anılmaktan daha çok severler.
- Eh peki, herneyse bana benziyormuş işte.

Yanındaki meyve suyunu yudumlamadan önce "Bu kadar bilgi yeterli mi?" dedi.

Colette çenesini kaşıdı, bir şeyler daha bilmek istiyor gibiydi:
- O kadar mı? Başka özel bir şey yok mu? Aklına geleni anlatmaya devam et, bu sayfada daha çok yer var..

Onun merakla ve sabırsızlıkla beklemesine karşın, Edgar'ın hiç de öyle acelesi yoktu. İçtiği şeyi sonuna kadar bitirdi, yanındaki çöp kutusuna fırlattı, ağzını bir güzel sildi:
- Birisine yumruk attığım zaman yaralarım iyileşiyor. Ne kadar vurursam o kadar..

Sonra defterine gömülmüş Colette'e "Napıyor bu be?" der gibi baktı. Colette, başını defterinden kaldırdı ve büyük bir heyecanla "Sen çok havalısın!!!!!" diye bağırdı. "Saldırırken aynı anda iyileşiyor olmak mı, bu çılgınca ve bir o kadar da mükemmel!! Diğer brawlerlar seni tanıyor olsaydı sana hayran kalırlardı!!"

Ayağa kalktı ve sepetini toplamaya başladı:
- Mola saati bitti sayılır. Geri dönelim. Yolda sana benim güçlerimi anlatabilirim.

Evet.. Colette dükkana geri dönene kadar kendi güçlerini anlatarak Edgar'ın kafasını şişirdi.. İçeri girdikten bir iki dakika sonra tekrar müşteriler gözükmüştü ki Edgar rahat bir nefes aldı. En azından dükkanda onlar varken Colette ona fazla soru sormayıp başında beklemiyordu....

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Sonunda akşam olmuştu.. İkisi de patrona haber verip eve gitmek üzere ayrıldılar. Kaldıkları lojmanlar aynı binada olduğu için mecbur yine birlikte yürüdüler. Konuşma konusu açılmasın diye Edgar gıkını bile çıkarmadı. Fazla sohbete alışkın değildi, gün boyu iş arkadaşını dinlemekten dolayı başı ağrımaya başlamıştı.

Girecekleri binanın kapısında dairelere doğru ayrılırken sadece "Yarın görüşürüz." deyip bir çırpıda içeri girdi. Colette'in onu bir de kapının önünde konuşmaya tutmasına hiç mi hiç hazır değildi. Yalnızca bir an önce eve girip ılık bir duş aldıktan sonra yatmak istiyordu.

İşlerini bitirip sonunda yatağa attı kendini. Daha önce iş için gelenlerin neden bu işi istemediklerini düşündü, herhalde sebebi aşırı derecede konuşkan, heyecanlı ve çılgın iş arkadaşıydı. Bir defa bu işe girmişti, başka bir işi de yapabilip yapamayacağından emin değildi..
Bir anda silkelenip "Hadi ama Edgar, sen haydut yakaladın, bir kız kafanı şişirdi diye böyle güzel bir işten vazgeçmezsin herhalde." dedi kendi kendine.

Yatağın diğer tarafına dönerken duştan önce çıkardığı atkısına baktı. Atkının ona dikkat kesildiği belliydi, havaya kalkmış ve ucundaki parmak gibi kalın ipler gerilmişti. Sanki bir açıklama bekliyor gibiydi. "Biraz yoruldum be, tabi ki devam edeceğim." diye çıkıştı Edgar. Atkısıyla pek konuşmazdı ama o gün Colette ile o kadar diyalogdan sonra sanki konuşmaya devam etmesi gerekiyormuş gibi hissediyordu.

O gün her ne kadar yorulmuş olsa da bir şeyden dolayı iyi hissetmişti; Colette her ne kadar onu yorsa ve bıktırsa da kendisiyle ilgilenmiş ve ona çok iyi davranmıştı. Uzun bir zamandan sonra onunla böyle ilgilenen birini bulduğu için çok özel hissetti. "Çok neşeli görünüyor, herhalde ablası ve diğer aile üyeleri ile de çok iyi geçiniyordur.." diye düşündü. "Aile" sözünü tekrarladı. Bu ona oldukça derin gelmişti ve onu eskiye götürmüştü. Çok eğlendikleri, ayrıca o lanet olayı yaşadıkları güne. Anne-babasının nasıl gözleri önünde katledildiği, kardeşiyle yetimhanede geçirdikleri o sıkıntılı günleri ve en beteri de kardeşinin bir anda ortadan kaybolması gözlerinin önünden geçti.

"Eğer yaşıyorsan, umarım iyisindir ve güvendesindir...." diye geçirdi içinden. Daha fazla bunları düşünmek istemedi. Devam ettikçe başına ağrılar giriyor, olduğu yerde kasılıyordu. Derin bir nefes alıp verdi ve yorganını üzerine çekti. Kolunu alnının üzerine koydu:
- Yarın başka bir gün olacak.....

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin