-7-

651 43 39
                                        

*Zııırrrr*

Sabahın yedisinde çalmaya başlayan alarm, Edgar'ı yerinden hoplatarak uyandırmıştı.

"Öf! Bir sen eksiktin!!"

Bütün gece duvara bakıp sabaha karşı birazcık uyuklamıştı. Belki daha fazla olacaktı ama saat uykusunu bölmüştü.
Çalar saati aldı, duvara fırlatacakken durdu. Henüz telefon edinmemişti, kendisine zamanı haber verecek tek şey o saatti. Colt'un ona verdiği miktarı da en azından ilk maaşını alana kadar dikkatli kullanmalıydı.

Yine de içindeki öfkeyi bir şeyden çıkarmak istiyordu. Yatakta yastıkla boğuşmaya başladı. İyice yumrukladı, sonra odanın diğer tarafına fırlattı.

Artık istese de uyuyamazdı. Bir şeyler atıştırmak için kalktı ve mutfağa gitti. Buzdolabının kapağını açtı, sonra birkaç saniye boş dolabı izledi. "Hadi ama!" dedi. "İlle de dışarı mı çıkmam gerekiyor?!"

Üzerine bir şeyler giymek için fazlasıyla üşengeç hissediyordu. Brawler formuna geçti ve atkısını komidinin üstünden kapıp lojmandan çıktı:
- Umarım o marşmelov kafayla karşılaşmam..

Pastaneden çıkan kokuların etkileyemeyeceği insan olmasa gerekti. Edgar da bu insanların arasındaydı. Kokuları takip etmesinden pastanenin yerini birine sormasına gerek kalmamıştı bile. En çok da buna seviniyordu, o gün kimse ile konuşası yoktu. Mümkün olursa o günü yalnız geçirmek istiyordu.

Birkaç dakika sonra içinde kruvasan olan bir kese kağıdı ile ilk bulduğu banka oturdu. Sıcak kruvasanın kokusunu içine çekti. Bu koku ona annesinin eskiden ona ve kardeşine kahvaltıda hazırladığı kruvasanları hatırlatmıştı. Gözlerini kapadı, onlarla o an kahvaltıda olduğunu düşünerek iştahlı bir ısırık aldı. Çikolatanın tadı damağına işlerken onları ne kadar özlemiş olduğunu tekrardan hatırladı. Arkasına yaslandı ve boş kalan eliyle atkısının yüzünü kapatan kısmını tuttu. Babasına sarılıyormuş gibi atkının ucunu yanağına iyice bastırdı. Özlediği zaman bunu yapmak iyi mi geliyordu yoksa daha mı kötü hissettiriyordu bilmiyordu. Yapmak istiyordu sadece..

O kadar düşüncelere dalmıştı ki son lokmasını yerken yanına geleni farketmedi bile. "Merhaba, sen Edgar olmalısın." denirken ismini duyunca ancak beyni Starr Park'a geri dönebildi:
- Ney?
- Hey, merhaba! Sadece tanışmak istemiştim.

Edgar başında dikilmiş olan bu genci tanımıştı çoktan. Geçtikleri gün Colette ile konuşurken onları uzaktan izlemişti. Durumdan hoşlandığı da söylenemezdi. Belki bu Edgar'ın kendi hatasıydı evet, ama Colette'in o yerine bir başkasıyla ilgilenmesine bozulmuştu. Kabul etmek istemiyordu ama kıskanmıştı.

"Neyse.. tanışayım da gitsin." diye düşünerek atkısının ucunu ona uzattı:
- İyi.. Ben Edgar..

"Ben de Stu!!" diyerek elini uzattı karşı taraf. Üzerine bir anda gelen atkı tuhafına gitmişti ama bunun hakkında konuşmamaya karar verdi.

Ellerini çektikten sonra Edgar yan tarafına bakmaya başladı:
- Tamam, tanıştık.. Artık beni yalnız bırak, manzaramı kapatıyorsun..

"Manzaran mı?" diyerek güldü Stu. "Yarım saattir bakmakta olduğun yer benim parkur alanım. Aslında beni izlemiş oluyordun!"

Edgar yerinden kalkıp "Gidiyorum o zaman, oldu mu?" derken bir anda durdu. Geri döndü:
- Buralarda en iyi parkur nerede yapılır biliyor musun?
- Aslına bakarsan hayır.Ama hemen neresi olduğunu öğrenebilirim..

Ardından telefonunu çıkarıp hızlıca arama motoruna bir şeyler yazdı, bulunca telefonun ön yüzünü Edgar'a çevirdi:
- Burası nasıl?

Edgar yakınlaşıp Stu'nun telefonda gösterdiği yere baktı:
- Retropolis?? Burayı duymuştum.. Sen hiç gittin mi?
- Hayır.
- O zaman bir denemek iyi olur..
- Evet iyi ama.. Seninle geleme-
- Senin de geleceğini kim söyledi? Kendim için konuşuyordum. Sen burada şu yetenek gösterisi şeylerini yaparsın artık.

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin