-33-

392 26 12
                                        

-İşte böyle oldu. Seninle yemek istemiştim ama sonra bu konu çıkıverdi. Geldiğimde de-

- Sorun değil Edgar! Kızgın değilim. Tabi ki birlikte yemek eğlenceli ama bunu her zaman yapamayabiliriz.

Hediye dükkanının işçileri mola zamanını doldurmuş, tekrar işbaşı yapmak için dükkana geri dönüyorlardı. Edgar, mola zamanını Colette ile geçiremediği için üzgündü, Colette'in de üzgün olduğunu düşündüğü için daha fazla üzülmesin diye ona açıklama yapmaya çalışmıştı.

Artık tekrardan çalışma zamanıydı, her ne kadar Edgar bunu istemese de.
İçinden halen "Umarım boşu boşuna molamı harcamamışımdır." diyordu.

Onlar dükkana vardıktan birkaç dakika sonra müşteriler tekrardan gelmeye başladı. Dükkan yeniden hareketlenmişti. Colette ve Edgar müşterilere yetişebilmek için olabildiğince hızlı davranıyordu.

Annesiyle birlikte gelen küçük bir çocuk Edgar'dan büyük bir Colt peluşu isteyince Edgar büyük peluşlar arka tarafta olduğu için oraya koştu. Kutunun oldukça yukarıda olduğunu gördü ama bu onun için sorun değildi, yukarıya uzanmasına yardım eden atkısı vardı. Atkı yukarı uzansın diye kolunu kaldırdı. Bir anda aklına gelen düşünceyle durdu...

Pazartesi günü yaptığı kapışma aklına gelmişti, ve tabi ki Fang ile bir saat önce yaptığı konuşma... Gerçekten çok mu güçlüydü? O gün yaptıkları vuruşu hatırladı. Kutuya bu defa endişeyle bakmaya başladı. Ya fazla sıkıp kutunun içindeki diğer peluşları da düşürseydi? Ya fazla sert çekip diğer kutuları yere düşürseydi? Ya istemeden yanlış bir şey yapsaydı? İstemeden kırılabilecek bir şeyi kırsaydı ya da...

- Edgar, seni bekliyoruz!

Fazla zaman geçirince Colette, iyi olup olmadığını kontrol etmek için ona bakmaya gelmişti:
- Peluş oyuncakları bulamadın mı?

Edgar tedirgin bir şekilde arkasına baktı. Gülümsemeye çalıştı:
- Şimdi buldum. Hemen getiriyorum.
- Peki. Ama lütfen çabuk ol. Çok fazla kişi var.
- Tamam.

Colette geldiği hızla tekrar geri döndü. O gidince Edgar yine yukarı aynı tedirgin yüzle baktı. "Sakin ol." dedi kendine. O ana kadar hiçbir zaman atkıyla fazla güç kullanıp dükkanın içerisindeki bir şeye zarar vermemişti. Şimdi de bir şey kırması için bir sebep yoktu. Derin bir nefes aldı ve yavaşça kutuyu kavrayıp yere indirdi. Peluşu kendi elleriyle tuttu ve küçük çocuğa vermek için hemen dükkanın ön tarafına döndü.

Henüz nasıl kontrol edeceğini bilmediği bir güce sahip olduğunu öğrenmek rahatsız ediciydi. Herhangi bir yere bakınca istemeden bir şeyi kırabileceğini düşünüp duruyordu. Acaba atkıyı çıkarırsa rahat hisseder miydi?

"Hayır." dedi içinden. Atkıyı çıkarmak istemiyordu. Onu yıllardır takıyordu, elbette ki ona hakim olabilirdi. Birkaç şüphenin işini bozmasına izin veremezdi.

"Kendine gel Edgar, kötü bir şey olmayacak."

Bunları kendine söylemek ne kadar rahatlatırdı bilmiyordu ama denemeye karar vermişti. Akşam olup tekrardan Fang ile konuşana kadar kendini işine odaklamalıydı...

•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
"Sonunda saat geldi, canım çok sıkılmıştı."

Bibi, hazırladığı patlamış mısırları birer kaseye döktü ve televizyonun karşısındaki koltuğun üzerine koydu. Kardeşi işten geldiği zaman onunla güzel bir vakit geçirmek istemişti. Televizyonda güzel bir film bulabilirse patlamış mısırlar ile harika bir film gecesi yapabilirlerdi.

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin