"Hey! Dikkat edin!"
Colette ve Edgar dikkat etmeye fırsat bulamadan oturdukları masanın üzerine bir ayakkabı fırladı ve içeceklerini yiyeceklerin üzerine devirdi. İkisi fırlayan ayakkabıyla şok olup kollarını masadan geri çektiler. Edgar birbirine girmiş yemeklere bakarken Colette ayakkabının nereden geldiğini anlamak için tekrardan yan tarafa baktı:
- ??? Fang!?
Fang masanın yanına koştu. O sırada masanın üzerindeki şeffaf mavi ayakkabı kayboluverince Edgar tekrardan silkelendi ve geri çekildi. Ayakkabı Crow'un hançerleri gibi kaybolmuştu. Edgar şimdi Fang'in gerçekten de bir brawler olduğunu kabul etmişti. Ama aklında halen bir soru vardı. Neden Fang ayakkabısını masaya fırlatmıştı?!
Edgar "Ne yapmaya çalışıyorsun sen?!" diyerek onlara koşan Fang'e öfkeyle baktı. Fang ellerini göğsüne kadar kaldırıp avuçlarını öne doğru açtı:
- Masayı hedef almamıştım, üzgünüm.
Gerideki vuruş tahtasını gösterdi:
- Hedef oydu. Bacağımı fazla hızlı savurunca ayakkabım ayağımdan fırladı.
Başını kaşıyıp "Nişan alma konusunda pek iyi sayılmam." dedi. Gerçekten de bilerek masaya fırlatmamıştı ve yemekleri birbirine kattığı için kötü hissediyordu. "Size yeni yemek alabilirim." diye devam etti.
Edgar "Gerek yok." demek üzereydi ki kolunda hissettiği şey onu bunu söylemekten alıkoydu. Arkasına baktı:
- Bibi?
Bibi, Edgar'ın yanına oturdu, dağılmış yiyecekleri kenara çekti ve yanında getirdiği kese kağıdını masanın üzerine koydu. İki elini de kağıda daldırdı ve ellerinde sandviçler ile ellerini dışarı çıkardı:
- Evde gerçekten sıkılmıştım. Bana bu zamanlarda öğle molan olduğunu söylemiştin. Ben de hem biraz gezmiş olurum hem de seninle biraz zaman geçiririm diye düşündüm.
Sonra bir sandviçi Edgar'a uzattı. Edgar "Daha iyi bir zamanda gelemezdin kardeşim." dedi. Isırmaya hazırlanırken bir anda durdu. Sandviçi geri çekti. Özenle yarıya böldü hatta bir kısmını biraz daha büyük bıraktı ve daha büyük kısmını Colette 'e doğru tuttu:
- Yemeği dökülen tek kişi ben değilim.
Colette bunu beklememişti. Yine de hiç olmayacağı kadar sevindi ve yarım sandviçi aldı. Gözleri parıldayarak "Teşekkür ederim." dedi. "Sana da teşekkür ederim Bibi!" dedi sonra. Sonuçta sandviçleri hazırlayan oydu.
Bibi, Edgar ve Colette'in arasında geçen bu küçük paylaşımı sessiz bir şekilde izledi. Colette'e Cuma akşamı olanlar için halen kızgındı ama belli etmemeye çalışıyordu. Öte yandan biraz kıskandığını hissediyordu. Edgar'ın onunla fazla iyi anlaştığını görmek ve erkek kardeşinin muhtemelen Colette'e karşı bir şeyler hissettiğini düşünmek Bibi'yi huzursuz ediyordu.
"Şimdi bunu düşünmeyi kesmeliyim." dedi içinden. "Böyle sessiz davranırsam bir şeyler olduğunu anlayacaklar ve nedenini açıklamak zorunda kalacağım."
Sonra bir anda masanın üzerine konan şeffaf poşet dikkatini çekti. Colette, çantasından içinde kurabiyeler olan poşeti çıkarmıştı. "Bunları sonraya saklamam iyi oldu." dedi.
Bibi her ne kadar Colette'e karşı kızgın olup onunla ilgilenmek istemese de bu çikolatalı kurabiyeler hayır denemeyecek kadar güzel görünüyordu. Bir tane deneyecekti.
Bibi ve Edgar kurabiyelere büyülenmiş gibi bakarken Fang "Katılabilir miyim?" diye sordu. "İçecek de ısmarlarım!"
Üçü de bir anda dikkatlerini ona verdiler. Bibi bir anda ortaya çıkınca Fang'in yanlarında olduğunu neredeyse unutmuşlardı.
Bibi, Fang'i tanımadığı için "Benim için farketmez." dedi. Edgar Fang'i görmeyi pek sevmiyordu ama bedava içeceğe hayır demek ona mantıklı gelmediği için "İyi, peki." dedi. Colette konuşmadı, sadece gülümseyerek başını aşağı yukarı salladı.
Onlar ellerine birer kurabiye alıp yemeye başlamışken Fang de hızlıca ilk gördüğü kafeye doğru koştu ve dört tane karışık meyve suyuyla geri döndü. Colette'in yanına, Bibi'nin karşısına oturdu ve sırayla içecekleri uzattı. Herkes içeceklere başlarken Fang kurabiyelere uzandı. İlk ısırıkta gözleri kocaman açıldı. Ağzı dolu konuşmamak için hızlıca yuttu ve "Bunlar harika!" dedi. Colette teşekkür ederken Edgar ve Bibi tuhaf tuhaf bakıyordu.
"İlgi çekmek için mi böyle davranıyor?" diye düşündü Edgar. Fang'in tavırları tuhafına gidiyordu. Açıkçası biraz da onu sinir ediyordu. "Neden etrafımdaki herkes bu kadar ilgi istiyor? Stu da böyle, Crow da... Dükkana gelen şu ayakkabısız bukalemun çocuk bile öyleydi."
Sonra aklına başka şeyler gelince bir konuşma başlatmaya karar verdi:
- Fang, brawler olduğunu biliyoruz ama bize neler yapabildiğini hiç göstermedin. Birkaç hamleni görmek güzel olurdu.
Fang ağzındaki lokmayı bitirip büyük bir istekle cevap verdi:
- Demek merak ediyorsun. Gösterebilirim. Bugün antrenman alanında biraz pratik yapmak istemiştim. Oraya birlikte gidebiliriz.
Edgar:
- Antrenman alanı mı?
- Starr Park'ın girişinde. Hiç görmedin mi?
- Her gün evim ile hediye dükkanı arasında gidip geliyorum. Starr Park'ın kalanını fazla gezmedim, o yüzden o alanı da görmedim.
- Bu sorun değil. Yemeyi bitirince gidip görürüz.
Birkaç dakika sonra dördü birlikte antrenman alanına doğru yürüdüler. Colette ve Edgar'ın halen öğle arasının bitmesi için vakitleri vardı. Bibi ise merakından ve yalnız kalmak istememesinden kardeşi ve bu pek tanımadığı iki kişinin peşinden gidiyordu.
Bibi, Fang'in önden yürümesini bekledi ve Edgar'a yaklaşıp kulağına fısıldadı:
- Diğer brawlerları tanımakla bu kadar ilgileniyor muydun?
Edgar her zamanki durgun yüz ifadesini hiç bozmadı. O da fısıldadı:
- Starr Park'ta çalışıyorsam etrafını daha iyi tanımak güzel olur.
Bibi böyle bir cevabı ondan beklemişti. "Ben senin neyin peşinde olduğunu çoktan anladım." dedi içinden. Olacakları izlemenin keyifli olabileceğini düşündü.
Starr Park'ın çıkış kapısına geldiler. Fang, en önden çıktı ve diğerlerine el işareti yapıp "Hadi gelin!" dedi.
Alçak bir duvarla çevrili bu alanda büyüklü küçüklü birçok robot gördüler. Alan bölmelere ayrılmıştı ve her bir bölmede farklı büyüklükte robotlar vardı. Duvarların arkasındaki banklarda oturup sohbet eden birkaç orta yaşta kişi ve birkaç genç de vardı.
(Starr Park'ın girişini oyundan da biliyorsunuz. Tek fark, hikayede tam kapının önünde olan küçük robotlar yok. )
"Bunlar alıştırma robotları." dedi Fang. "Eskiden farklı işlevleri vardı ama artık eskiyip yıprandıkları için antrenman robotları oldular. Ve tekmelemek için harikalar!"
Bir adım geri geldi, bir ayağını geri koydu. "İşte bunun gibi!" derken geriye aldığı ayağını ileri savurup robota sağlam bir tekme indirdi. Robot sadece sallandı ama yüksek bir ses de çıktı. Robotların sağlamlığına karşı Fang'in tekmesi gayet iyiydi.
Birkaç defa daha sadece tekmeledikten sonra bu robotun yanından ayrıldı ve diğer küçük olanların yanına gitti. "Asıl fangtastik olan işte şimdi başlıyor!" dedi ve yeni bir tekme savurmak için pozisyon aldı. Bir anda ileri fırladı ve bir robottan diğerine giderek üç tanesine aralık vermeden vurdu. "Bu da süperimdi!"
"Süper!" dedi Colette. Edgar'a baktı. "Sen neden denemiyorsun? Sen de harika bir brawler'sın!"
O sırada Edgar'ın elindeki bandaja baktığını farketti. Bir şeyler düşünüyor olmalıydı, her zamankinden daha durgundu. Başını yavaşça kaldırdı ve Fang'in robotları nasıl dövdüğüne tekrardan baktı.
Durumu anlayan Bibi, kardeşinin kolunu tuttu. "Bunu yapmak istediğinden emin misin?" dedi.
Colette, Bibi'nin neyden bahsettiğini tam olarak anlayamamıştı. "Birkaç robotla birkaç dakika antrenman ne kadar kötü olabilir ki?" diye düşündü.
Edgar kararını vermiş olmalıydı ki bandajını biraz sıktı, birkaç adım ilerledi. Sol adımını ileri attı ve Fang'e seslendi:
- Hareketsiz hedeflerle antrenman yapmak sıkıcı olmalı!
Fang arkasını döndü:
- Pardon?
Edgar sağ elini yumruk yapıp havaya kaldırdı ve sol elini ileri uzatarak parmaklarını ileri geri oynattı.
Fang bu harekete memnun olmuş gözüküyordu. Kaşları hafif çatık bir şekilde gülümsedi.
"Tamam. Meydan okuma kabul edildi!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yalnız Değil (Brawl Stars)
Hayran KurguVahşi batı kasabasındaki macerasından sonra Edgar, yeni bir iş için Starr Park'a gelir. En başında oldukça sıradan geçen günleri iş arkadaşıyla kaynaşmaya başladıktan ve kayıp kız kardeşini bulduktan sonra oldukça ilginçleşir. Kız kardeşiyle yeniden...
