-43-

520 29 67
                                        

Olayın üzerinden üç gün geçmişti. İkizler bu süre içinde mümkün olduğunca dinlenmiş ve her ne kadar zor olsa da biraz rahatlamak için yaşadıkları bu başka travmatik olayı düşünmemeye çalışmıştı. Hastaneden çıktıkları zaman polis memurlarının onlara bir sürü soru soracağını çok iyi biliyorlardı bu yüzden onları ziyarete gelen arkadaşlarına bu olay hakkında konuşmak istemediklerini söylediler ve o akşam yaşanan şeyden hiç bahsetmediler. Arkadaşları olayın içinde ne kadar az olsalar o kadar iyiydi.

Üçüncü günün sonunda nihayet sorunsuz bir şekilde ayağa kalkabilecek kadar iyi olmuşlardı. İkisi de bunu bir mucize gibi görüyordu. Sonuçta o kadar sıcağın ve dumanın arasında o kadar süre hayatta kalmaları alışıldık bir şey değildi.

Doktorları artık taburcu olabileceklerini söyledikleri zaman gerçekten mutlu olmuşlardı. Kazadan sonraki gün birbirlerini görmüş olsalar bile yine de birbirlerini özlemişlerdi.

Kardeşini beklemek için koridor başında beliren Edgar oldu. Hastane ortamında o denli sıkıldıktan sonra gidebileceğini bilmek ona iyi bile gelmişti. Artık biraz daha güçlü hissediyordu.

O koridora çıktıktan birkaç dakika sonra Bibi de kapıdan çıktı ve kardeşinin yanına yürüdü. Maskesiz nefes alabiliyor olmak çok iyi hissettiriyordu ve bir an önce temiz hava almak istiyordu.

Taburcu olabilecek durumda olsalar bile ikisinin de ne kadar yorgun olduğu yüzlerinden anlaşılıyordu. Göz çevreleri kararmıştı ve saçları darmadağınıktı. Yine de yaşadıklarından sonra bu hiçbir şeydi.

Danışmadaki son birkaç işi hallettikten sonra birlikte çıkışa yürüdüler. Dışarı çıktıkları zaman en azından eve dönene kadar kardeşçe vakit geçirmek istemişlerdi bu yüzden ne zaman hastaneden çıkacaklarını kimseye söylememişlerdi. Zaten olaydan sonra ikisi de soru yağmuruna tutulacaktı bu yüzden fazla kalabalık olmamaları daha iyiydi.

Çıkışa yürürken konuşmayı başlatan Bibi oldu:
- Yine bir sürü soru soracaklar... Umarım bu son olur.

Edgar başını salladı:
- Ben de öyle umarım. Sürekli bir şeylere cevap vermekten usandım.

- Sence bizi ne zaman çağıracaklardır?
- Fazla erken olacağını sanmıyorum. Kapıda bizi bekleyecek değillerdir öyle değil mi?

Bu söz üzerine kıkırdadılar.

Kapıya geldiklerinde Edgar, kardeşine kapıyı açmak için öne geçti. Kapıyı sonuna kadar açıp gözlerini kapadı ve boşta kalan elini ileri uzatarak "Bayanlar önden." dedi.

Bibi'nin gülmesini beklemişti ama kardeşi ses çıkarmamıştı bile. Edgar, "Acaba beğenmedi mi?" diye düşünerek gözlerini açtı ve ona baktı. Bibi durgun ve sıkkın yüzüyle tam karşısına bakıyordu.

Kapının yakınında bir polis aracı duruyordu ve içindeki memur gözlerini ikisine dikmişti.

Edgar durumdan rahatsız ses tonuyla
"Belki de bizi kapıda beklemişlerdir." diye hayıflandı.

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Tik tak..tik tak..

Bibi tamı tamına 1 saattir kapının karşısındaki oturakta kardeşini bekliyordu. Kendi sırası bu kadar uzun sürmemişti. Artık endişelenmeye başlamıştı. Oturduğu yerde geriye doğru yaslanırken "Neler olduğunu ve adamı tanıyıp tanımadığını anlatmak bu kadar uzun sürmemeli." diye düşündü.

O sırada kapı kolunun sesini duydu ve yerinde doğruldu. Merakla kapıya baktı, iyi şeyler olmuş olmasını umuyordu.

Sırayla polis memurunun ve Edgar'ın dışarı çıktıklarını gördü. Hemen ayaklandı ve konuşmadan onlara yaklaştı. Kendi konuşmuyor olabilirdi ama gözlerinden neler olduğunu sorduğu anlaşılıyordu.

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin