-8-

599 41 17
                                        

"Sana o şeyi yerine bırak dedim! Bu bölge bana ve çeteme aittir. Kimse buradan herhangi bir şey götüremez!"

Edgar arkasını döndü, gözlerini kıstı. Ailesinden geriye kalan son şeyi bu saçma sapan konuşan kötü çocuğa vermeye hiç niyeti yoktu:
- Bu neydi şimdi? Tehdit mi? Kendini biraz geliştirsen iyi olur. Bundan küçük bir çocuk bile korkmazdı.

Crow, Edgar'a doğru yürümeye başladı:
- Korkup korkmaman umrumda değil. Ne yaptığını gördüm. Küpeyi geri koy ve buradan defol.
- Üç beş dolarlık bir küpe için bu kadar ısrarcı mısın yani? Üstelik teki bile yok. Hiçbir işine yaramaz.
- Geri bırak.
-.... HAYIR.
- Hayır da ne demek?
- Hayır, hayır demek. Kulaklarını aç ve dinle. Bu şeyi bir defa aldım ve.. Artık bana ait.

Sonra arkasını döndü ve yoluna devam etti.

"O küpe arkadaşımın." demesi ne kadar inandırıcı olurdu ki? Herhalde küpeyi almak için bir yalan olduğu düşünülürdü. "Bibi kaç gündür o küpeyi arıyor, bu şekilde onu veremem." diye düşünerek bu tanımadığı emonun peşine takıldı:
- Sanırım söylemek istediğimi anlamadın. Geri ver, burayı terket ve seni rahat bırakayım.

Bu adam onu dinlemiyordu bile! Koşarak önüne geçti:
- O halde sana bir teklifim var.
- Küpenin karşılığında bir şey vermeyi teklif edeceksen unut bunu.
- Hayır, bu şekilde değil.
- Ne istiyorsun peki?
- Dövüş benimle.
- Ne yapayım??
- Dövüş dedim. Kavga et benimle. Ben brawler'ım. Belki de bazen işleri bu yoldan halletmemiz gerekiyordur.
-.... Saçma geldi. Bunu yapmayacağım.
- Küçücük bir düellodan korkuyor musun yani? Ben de se-
- Korktuğumu kim söyledi?! İstesem seni öyle bir alt ederim ki yerden bile kalkamazsın.
- Kanıtla o zaman. Bana kaybeden olmadığını göster. Eğer benimle, Crow'la, kapışmayı becerebilirsen gerçekten iyisindir. Hatta kazanırsan sana bölgemde istediğin gibi parkur koşman için izin veririm. Bu teklifi daha önce kimseye yapmadım. İyi düşün.
- Cevabım halen hayır.

Crow arkasını döndü. Planı işliyordu, yapması gereken tek bir şey kalmıştı. Alaycı bir ifadeyle güldü:
- Peki, Retropolis'in kaybedeni-

- KAPA ÇENENİ SENİ!!-

Tam o sırada Edgar'ın üzerine atladığını gördü ve yana çekilip pozisyon aldı:
- Bunu "Evet" olarak kabul ediyorum.

Edgar bu söze karşılık vermedi, yalnızca Crow'a doğru yumruklarını savurdu. Kendisine anlatılan, güçleri onunkine benzeyen Crow demek buydu. Colette anlatırken tamamen dinlemediği için pişmanlık duymaya başlamıştı, belki de dinleseydi karşısındakini nasıl yenebileceği hakkında bir fikri olurdu.
O an bunları düşünecek zamanı yoktu. Bir anlık sinirle dahil olduğu bu kapışmayı kazanmak için ne gerekiyorsa yapacaktı.

Crow ondan kolayca kaçarken o da Crow'a doğru gitmeye devam etti. Nasıl savaştığını anlamaya çalışıyordu. Yumruklar için bu kez kendi ellerini kullanıyordu. Henüz bir brawler olarak tanınmamış olduğunu düşünüyordu. Crow da eğer bunu bilmiyorsa ona anlık bir sürpriz hazırlayabilirdi. Atkısı bu kavgada onun gizli silahı olacaktı.

Birkaç kaçışmacadan sonra Crow sıkılmaya başlamıştı bile. Elini "dur" der gibi ileri götürürken "Bu iş sıkıcı olmaya başladı. Hem seni yormayayım." dedi ve hançerlerini çıkardı:
- Kıpırdamazsan canını acıtmam.

Edgar "Kıpırdamayayım da kolayca vur." dedi ve Crow ona hançerleri fırlatırken son anda üzerlerinden atladı. Crow geri giderek hançerlerini fırlatmaya devam ederken Edgar da hançerlerden sıyrılarak hedefine yaklaşmaya çalıştı. Neredeyse ona ulaşmıştı..

Hançerlerden biri bacağına denk gelince ani bir hareketle tek ayağının üzerinde zıpladı. Bastırarak acısını hafifletmek istiyordu ama rakibi ona fırsat vermeden saldırmaya devam ediyordu.

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin