-41-

418 29 19
                                        

Kasabanın sokaklarında küçük yaşlarda bir çocuk ve genç bir kız koşuşturuyordu. Küçük çocuğun ellerinde birer şişe, genç kızın kolunda da bir piknik sepeti vardı.

Önden koşan çocuk aranın fazla açıldığını anlayınca durdu ve peşinden gelen kızın yanına varmasını bekledi:
- Gördün mü Colette abla?! Sana çok hızlı koşabildiğimi söylemiştim.

Karşılık olarak onun başını okşayan Colette, "Bu harika Spike! Daha çok çalışırsan daha hızlı koşabileceğinden eminim!" dedi.

Spike, "Artık koşmaya gerek yok, neredeyse geldik." derken fazlasıyla mutluydu. Uzun zaman sonra dilinden anlayan ve onunla özel olarak ilgilenmek isteyen birini bulmuştu. Parmağıyla küçük bir ağacın altını işaret ederken "Şurada yiyebiliriz." dedi. Başını aşağı yukarı sallayarak karşılık veren Colette, Spike'ı takip etti ve ağacın gölgesine örtülerini serdiler.

Keklerini yiyip meyve sularını içtikten sonra Colette ağaca yaslandı, Spike ise örtünün üzerinde uzanıp bir dizini karnına çekti. Kollarını arkaya alıp ellerini başının altında birleştirdi. Colette'in telefonundan gelen melodiyle beraber ayaklarıyla ritim tutarken Colette de her zaman yanında taşıdığı koleksiyon defterine bir şeyler karalıyordu.

Birkaç dakika sonra Colette, elindeki kalemi kenara koydu ve defteri Spike'a çevirirken "Güzel olmuş mu?" diye sordu.

Spike başını yana çevirip baktıktan sonra gözleri parlayarak "Harika çizmişsin!" diye cevap verdi. İlk defa kendi resmini başkasının çizdiğini görmek çok güzel bir histi.

Merakla ellerini geri çekip olduğu yerde otururken "Diğer brawler'ları da çiziyor musun?" diye sordu. Colt'un resmi olup olmadığını oldukça merak etmişti.

Colette "Tabi ki var!" derken sayfaları çevirdi ve daha önceden, tam olarak Edgar'ın hediye dükkanına geldiği ilk akşam, çizdiği Brock resmini buldu. Henüz deftere yapıştırmadığı kağıdı bakması için Spike'a uzattı. Spike resmi incelerken Colette sayfaları tekrardan çevirdi ve başka bir brawler'ın resmini çizmek için bir sayfada durdu. Kalemini yeniden eline alırken gülümsüyordu.

Çizme işine o denli dalıp gitmişti ki Spike'ın diğer resme bakmayı bırakıp yanına yaklaştığını farketmedi bile. Spike "Şimdi kimi çiziyorsun?" diye sorarken aynı anda gözlerini kocaman açtı ve defteri kapattı. Gülmeye çalıştı:
- Tamamen bitirdiğim zaman göstersem daha iyi olur.
- Peki kimi çiziyordun? Ben tanıyor muyum? Colt mu? Shelly mi? Yoksa Barley mi?!
- Tanıyıp tanımadığını bilmiyorum. Ama ismini söylediğin kişilerden biri değil. Ve söylediğim gibi, ne zaman biterse o zaman göstereceğim.
- Peki...

Spike konuyu değiştirmek için "Piper abla ne zaman gelecek?" diye sorarken Colette'in telefonu çalmaya başladı. Spike "Neden her sözüm yarıda kalıyor?" diye düşünürken Colette telefonuna uzandı. Şaşkın bir ifadeyle gözleri daha da açıldı. Ablasının onu aramasını bekliyordu ama bu kişi ablası değildi.

Telefonu açıp kulağına götürdü:
- Merhaba Fang. Nasılsın?

Telefondaki ses sanki zorla iyi gelmeye çalışıyor gibiydi:
- Merhaba Colette. Sana bir şey sormak istedim. Acaba şu an Starr Park'ta mısın?

Colette "Neden böyle bir şey sordu ki acaba?" diye düşünmeden edemedi. Acaba Fang'in bir şeye mi ihtiyacı vardı? Belki de sadece önceden bahsettiği oyun salonuna onu davet etmek istemişti. Öğrenmenin tek bir yolu vardı:
- Hayır, değilim. Neden ki?
-... Şey... Patron Griff. O seni görmek istiyor. Sebebini söylemedi.

Patron Griff, Colette'i görmek mi istiyordu? Bir anda mı? Neden dimdirek Colette'i kendisi aramamıştı ki? Kendisi ve Edgar'ın bile yetişemeyeceği acil bir durum mu vardı?

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin