-26-

431 34 16
                                        

"Evet. Bekliyorum."

Tartıştıktan birkaç dakika sonra yakınlardaki bir banka oturmuşlardı. Belki de anlaşabilirlerdi, bunu birkaç dakika sonra anlayacaklardı. Şimdi Alex dirseklerini dizlerine dayamış, ellerini birleştirip çenesine koymuş bir şekilde yeri izlerken Edgar da aynı bankta arkasına yaslanmış, kollarını birbirine dolamış, Alex'in anlatacaklarını bekliyordu.

Alex sonunda anlatmaya karar verdi.

"Kız kardeşimi hatırlıyor musun?"

"Sanırım." dedi Edgar. Yetimhaneye geldikleri gün Alex'in yanında ondan yaşça küçük bir kızı az çok hatırlıyordu.

Alex:
- Bunu söylemene şaşırmadım. Siz geldikten iki hafta sonra bir aile onu evlatlık aldı... Beni almadılar...

"Beni almadılar." Cümlesini özellikle sesini biraz yükselterek söylemişti. O aileye kızgın olduğu belliydi. Onları düşünmemeye çalışarak anlatmaya devam etti:
- O gittikten birkaç gün sonra bir adam ve bir kadın yetimhaneyi ziyarete gelmişlerdi. Hepimize balon getirmişlerdi. En sona ben kalmıştım. Adam bana balonu verdi ve benimle biraz konuşmak istediğini söyledi. Ben de "Olur." dedim.

Bu baloncu adamın Alex'e bir şeyler söyleyip onu Edgar'a karşı kışkırttığı belliydi. Tek soru, ona ne söylemişti?

Alex:
- Bana eğer seni ve kız kardeşini sürekli rahatsız edersem benim kardeşimin geri gelebileceğini söyledi. İlk başta ona inandım, ne de olsa 7 yaşındaydım. Ama büyüdük ve artık bunun olmayacağını anladım. O geri gelmeyecekti. Ben bunu yapmaya devam ettim çünkü intikam almak istedim. Onun gelmeyişinin sebebinin siz olduğunu düşündüm ve size zorbalık etmeye devam ettim. Özellikle de sana.

Bir anda doğruldu ve sesini yükseltti:
- Çünkü senin kardeşin yanındaydı ama benim kardeşim yanımda değildi! Sen onu özlemiyordun ama ben özlüyordum!

Bir kardeşi özlemenin ne kadar zor olduğunu o an Edgar'dan başka kimse daha iyi anlayamazdı. Bibi'yi tam on yıl hiç görmemişti hatta iyi olup olmadığını bile hiç bilememişti.

"Neden onu tekrardan görmeye gitmiyorsun?" diye sordu Edgar. "Sonuçta artık yetimhanede kalmıyoruz, istediğin yere gidebilirsin. "

Alex aynı düşüncede değildi. "Bunu düşündüm ama vazgeçtim." dedi.

"Neden?" diye sordu Edgar. "Onu özlediğini sen söyledin. Eminim o da seni özlemiştir."

"O kadar basit değil." dedi Alex. "Onun beni artık istediğini sanmıyorum. En son görüşmemizin üzerinden yıllar geçti. Belkide beni tanımayacak bile. Uzun bir süre geri döneceğine inandığım için de onu hiç aramadım. Beni kapıdan kovacaktır."

Bu açıklama Edgar'a bir dejavu yaşatmıştı. Aynı hisleri o da yaşamıştı ve bunu Colette'e anlatmış, ondan tavsiye almıştı. Şimdi tavsiye verme sırası kendisindeydi:
- Bunu denemeden bilemezsin. Sen onun abisisin Alex. Onu gerçekten özlediğini anladığı zaman seni dinler. Hem o da seni özlemiştir. Böyle olmaması mümkün değil. Her kardeş özler. Benim kardeşim o gece ortadan kaybolunca ben de onu çok özledim.

Şimdi Alex'le göz teması kuruyordu. Ona bunu yapmasını, gidip kardeşini tekrardan görmesini söylemeye çalışıyordu.

Uzun bir sessizlik oldu ve Alex nihayet Edgar'ın da içini rahatlatacak o şeyi söyledi:
- Belki de söylediğini yapmalıyımdır.

Ayağa kalkarken Edgar da aynı anda kalktı. Alex "Haklı olsan iyi olur." dedi.

Edgar "Bence de." demek istedi ama ağzını açmadı. Gergin ortam yeni yatışmışken başka bir kavga çıkarmaya hiç niyeti yoktu.

Bu sorun da çözülmüş gibi görünüyordu. Tek bir şey kalmıştı. Edgar'ın aklına takılan bir soru vardı.
Bu baloncu adam bir sebepten dikkatini çekmişti. Aklına gelen o tanıdığı adam olabilir mi diye düşündü. Tabi ki bunu direktmen Alex'e soramazdı. Dolaylı yoldan işini halletmeyi düşündü:
- Bunu merak ettiğim için soruyorum. Bu konuştuğun adamın herhangi bir ilginç yanı var mıydı? Yetimhaneye çok fazla insan gelmezdi, gelenleri de mutlaka hatırlarım ama bunu hatırlamıyorum.

Bu soru Alex'in de tuhafına gitmişti. Biraz düşündü ve cevap verdi:
- Sağ kolunda bıçak izine benzeyen bir yara görmüştüm. Zaten o günden sonra da adını unuttuğum için ona bu ismi verdim: "Bıçak."

Sonra bir şeyi daha hatırladığını farketti:
- O ikisini hatırlamaman normal. Onlar gelince sen ve kardeşin bir anda ortadan kayboldunuz. Hatta ikinizi yatakhaneye doğru koşarken gördüm. Ne yaptığınızı anlamamıştım ama kavga sesleri duymuştum. Sonraki gün de kız kardeşin ortadan kaybolmuştu.

İşte şimdi olanlar anlaşılmaya başlamıştı. O gün yetimhaneye gelen ve Alex'le konuşan o adam bugün Edgar ve Bibi'nin uğraştığı, onlara bir sebepten zarar vermeye çalışan adam olmalıydı. Bu "Bıçak" denen adam üzerlerinde çok baskı hissederlerse yetimhaneden kaçacaklarını düşünmüş olmalıydı. Kaçtıkları zaman da dışarıda ikisini kıskıvrak yakalayacaktı.

Alex "Merakını giderdiysem artık gideyim." dedi. Edgar "Olur." anlamında başını salladı. Zıt yönlere doğru ayrıldılar...

Bu konuşma fazlasıyla ani olmuştu. Bir anda bir sorunu neredeyse çözmüşlerdi. Alex'in neden ona sürekli zorbalık ettiğini anlamak Edgar'ı rahatlatmıştı. Artık en azından bir hiç için bunca yıldır rahatsız edilmediğini biliyordu. "Keşke bunu ona daha önce sorsaydım." diye düşünmeden edemedi. Yine de eninde sonunda bu konu hakkında konuşmuşlardı.

Sonra aklına başka bir şey daha geldi. "Ben az önce çocukluğumdan beri bana zorbalık eden çocuğa yardım mı ettim?" dedi içinden. "Bu fazlasıyla garip oldu, artık bütün brawler'lara deli olan kız yanıma gelip bana aşık olduğunu söylese bile garipsemem."

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
"Şimdilik bu sarı balonu al. Eğer büyük gülen yüzlü balonunu bulursam sana veririm. Tamam mı?"

"Tamam, Colette abla!"

Colette "Eve dikkatli git, tamam mı Gus?" derken yeni tanıştığı bu sevimli ufaklığın başını okşadı. Gözden kayboluncaya kadar onu izledi.

"Bunlar senin mi?"

Colette arkasına bakıp ayağa kalktı. Edgar'ın ne zaman yanına geldiğini anlamamıştı bile. Elinde bir poşet vardı ve ona doğru tutuyordu. İçine bakınca kendisine ait olduğunu anladı:
- Poşetimi sokak lambasının yanında bırakıp gittiğimi unutmuşum.

Teşekkür ederek çantasını aldı. İçine tekrardan baktı ve pişireceği şeyleri hayal etmeye başladı. Sonra bir anda silkelendi:
- Konuyu hallettin mi?

Edgar başının arkasını kaşıdı:
- Sanırım hallettim. Bundan sonra bize sataşacağını pek sanmıyorum.

Colette:
- Bunu duymak güzel... Madem bu iş halloldu, o halde eve gitsem iyi olur. Bir an önce bir şeyler yemek istiyorum.

Lafı uzatmadan sonraki gün hediye dükkanında görüşmek üzere vedalaştılar ve zıt yönlere doğru yol aldılar.

Edgar o kadar yoğun duygular yaşamıştı ki evden ne için çıktığını tamamen unutmuştu. Bibi ona "Neredesin?" diye mesaj göndermese belki de markete gitmeyi unutup direkt eve dönecekti.

Yorgun ve ayrıca üzgün bir şekilde onu ziyaret eden kardeşini olabildiğince iyi ağırlamak için elinden geleni yapacaktı. Bildiği en güzel yiyecekleri alıp o akşam evdeki en kalın ve yumuşak battaniyeyi ona verecekti. Uyumak istemezse sabaha kadar onunla sohbet edecekti. Bu onca yıldan sonra kardeşiyle baş başa vakit geçirmek için iyi bir fırsat olacaktı.

Tüm bunları düşünürken markete çoktan varmıştı. İçeri girdi ve en lezzetli gofretleri aramaya başladı...

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin