(Resmi evet ben yaptım şaşırdınız mı? U_U ) (Stu)
(Bölümde biraz drama queen yapmış olabilirim umarım çok abartmamışımdır.)
Starr Park. Saat 22.00
"Bu çantalar sizin mi? Size ayırdığım oturakların altında buldum."
Gözlerinin altındaki kırmızılık yeni geçmiş olan Colette, soluk bir yüz ifadesiyle Stu'ya baktı:
- Pardon?
- Bu çantayı öğle arasında senin yanında görmüştüm. Diğeri de Edgar'ın olmalı... Ona verirsin.
Colette hiç konuşmadan elini uzattı ve iki çantayı birden alıverdi.
"İyi geceler Stu..."
Konuşmak istemiyordu ama gösteri adamının peşinden geldiğini gölgesinden gördü. Arkasını döndü:
- Başka bir şey daha mı söyleyecektin?
Stu başını kaşıdı."Şey..."
- Neden gösteride yoktunuz? Sizi merak ettim. Hatta sen hiç gelmedin. Edgar ise başlamadan önce bir anda kalkıp koşa koşa gitti.
- Ş-şey...
- Sen iyi misin? Hayalet görmüş gibisin.
Colette bu soruları duymak istemiyordu. Olanları hatırlamak istemiyordu. Yüzünü kapadı ve lojmana doğru var gücüyle koşmaya başladı:
- Bana bunları sorma!!!
O güne kadarki en hızlı şekilde kapıdan içeri girdi ve kapıyı kapatıp kilitledi. Kapıya yaslanarak yavaş yavaş aşağı kaydı ve oturdu. Yüzünü koluna gömdü ve kolunu dizlerine koydu.
Hıçkırmaya başlamıştı ki tam o anda telefonu çaldı.
- Alo? Abla?
- Colette! Olanları duydum! İyi misin sen?
- D-duydun mu? Olay yaşanalı sadece yarım saat oldu...
- Orası Starr Park... Haberlerin en hızlı yayıldığı yer. Herneyse sen şimdi ne zaman duyduğumu bırak. İyi misin? Yaralandın mı?
- Hayır, pek sayılmaz. Sadece koşarken duvara çarpınca kolum acıdı. Bir de korktum.
- Bu çok normal pamuk şekerim. Ben de olsam korkardım... Her şey bu kadar mı? İyisin yani?
Colette bu soru için nasıl cevap vereceğini bilemedi. İyi değildi. Aklı Edgar'da kalmıştı ve düzgün düşünemiyordu. Yatağa gidip yüzünü yastığa gömerek ağlamak istiyordu.
Daha fazla kendini tutamadı, telefonunu yere bıraktı ve biraz önceki hıçkırıkları ağlamaya dönüştü.
Ablasının sesini telefondan halen duyuyordu ve bu kadar sesli ağladığı için ablasının da onu duyduğunu çok iyi biliyordu. Sadece eli tekrar yere gitmiyordu. Yapamıyordu. İki eli de yere kilitlenmiş gibiydi ve gözyaşları akarken onları kıpırdatamıyordu.
"Colette, lütfen! Benimle konuşmazsan sıkıntını anlayamam!"
"Ablama anlatırsam belki rahatlarım." diye düşündü ve güç bela eli telefonuna gitti. Hoparlörünü açtı ve yine kenara koydu:
- Benim yüzümden oldu!
- Ne senin yüzünden oldu Colette?
- Benim yüzümden ona-ona zarar verdi! Beni korumaya çalıştı ve sonra da adam onu duvara vurdu! Kafasını duvara çarptırdı! Ya daha da kötüleşirse? Ya bunun için artık benden nefret ediyorsa? Ya da en kötüsü ya beni hatırlamıyorsa?! O burdaki tek yakın arkadaşım. O-o-
- Bak, sakin olmaya çalış. Aynı durumu ben de yaşadım ve panik yapınca daha kötü oldum. Sen kimseye isteyerek zarar vermezsin. Emin ol arkadaşın da bunu biliyordur.
-... Öyle mi?
- Tabi ki de!
-... Teşekkür ederim.
Sonra aklına başka bir şey daha geldi:
- Babam biliyor mu?
- Hayır. İşleri olduğu için kasabanın dışına çıkmıştı. O akıllı telefon kullanmıyor. Henüz bilmiyordur. Sen şimdi bunu düşünme, gidip uyumaya çalış.
- Tamam. İyi geceler abla.
- İyi geceler kardeşim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yalnız Değil (Brawl Stars)
Hayran KurguVahşi batı kasabasındaki macerasından sonra Edgar, yeni bir iş için Starr Park'a gelir. En başında oldukça sıradan geçen günleri iş arkadaşıyla kaynaşmaya başladıktan ve kayıp kız kardeşini bulduktan sonra oldukça ilginçleşir. Kız kardeşiyle yeniden...
