-34-

359 26 10
                                        

Birkaç dakika ısınma hareketi yaptıktan sonra artık başlayabilirlerdi. Fang, Edgar'dan önce boşluğa doğru birkaç yumruk savurmasını istedi. Edgar "Zaten ısınma hareketi yapmadık mı?" diye düşündü ama sesini çıkarmadı. Bu tür ısınma diğer spor hareketlerinden daha farklı olacağa benziyordu. "Tamam." demek yerine başını salladı ve bir ayağını ileri atarak kendini hazırladı. Yerinde ileri geri zıplar gibi gidip geldi ve Fang'in "Şimdi!" demesiyle beraber sanki karşısında dövüştüğü biri varmış gibi sağ yumruğunu sonuna kadar ileri savurdu. Bunu diğer başka yumruklar da takip etti. Atkısını yönlendirmeden bunları yapıyordu, önce kendisini alıştırmalıydı. İşe yarıyor gibiydi, vücudunun, özellikle de kollarının, ısınmaya başladığını hissedebiliyordu.

Fang'in "Şimdi atkıyla devam et." komutuyla sonraki yumruğunu atarken kendi etrafında döndü. Artık daha hızlı hareket ediyordu ama karşısında biri olmadığı için gerçekten dövüşüyor gibi vurmuyordu. Fang, kenarda beklemekten vazgeçti ve Edgar'ın karşısına geçti:
- Bu şekilde daha iyi odaklanabilirsin, karşılık vermeyeceğim, saldırılardan kaçacağım.

Edgar hızını düşürmeden devam etti. Artık daha hevesli ve dikkatli görünüyordu. Gerçek bir dövüş havası olduğu için kendini daha iyi odaklamıştı hatta her geçen saniye daha da hızlanıyordu. Hem o hem de Fang bu yolla aynı anda antrenman yapmış oluyordu. Fang, Edgar'ın ne kadar hızlı saldırabildiğini; Edgar da Fang'in ne kadar iyi saldırılardan kaçabildiğini tekrardan görüyordu ve ikisi de aslında ne kadar çok çalışmaları gerektiğini bir kez daha anlıyordu.

Birkaç yumruk sonra Fang "Bir şeyler hissediyor musun?" diye sordu, tabi bu sırada halen hareket halindeydi.
Edgar devam ederken "Sanki midemde bir şeyler kıpırdıyor." diyerek yanıtladı. Gerçekten de içinde oldukça tuhaf bir his vardı ve ne olduğunu açıklamakta zorlanıyordu.

Fang yavaşça geri çekilirken "Devam et, bu eldivenleri takmam gerek." dedi. Edgar devam ederken o, yanda daha önceden masaya koyduğu boks eldivenlerini giydi. Tekrardan Edgar'a bakınca yüzünde başarılı olduklarını anlatan bir ifade belirdi:
- Çabuk, atkının ucuna bak!

Edgar o anda hemen durdu ve atkının vurmak üzere olduğu ucunu, sağ ucunu, kendine çevirdi. Ne olduğunu bilmediği garip beyaz bir parıltı vardı:
- Şimdi ne yapmam gerekli?

Fang bir ayağını ileri attı ve eldivenleri öne doğru tuttu:
- Ortadan kaybolmadan önce vur!

Edgar ayakları yerden kesilmeden iki kez zıpladı ve sağ yumruğunu geri çekti:
- Sıkı dur!

Ardından tüm gücüyle atkıyı Fang'in eldivenlerinin ortasına gömdü. Yumruk eldivenlerle buluştuğu anda çıkan küçük çaplı patlama sesini ve beyaz ışığı farketmemek mümkün değildi. Bu pazartesi günü yaptığı vuruşun bir benzeriydi, sadece o günkü kadar kuvvetli değildi.

Yine de oldukça sağlam bir vuruş yapmıştı, öyle ki Fang olduğu yerde geri itildi. Sendelemek üzereyken önde bıraktığı ayağını hızlıca geri koydu ve yere düşmekten kurtuldu.

Eldivenleri aşağı indirdi:
- Biliyordum. Sana da bana olan oluyor. Uzun bir süre hareket ettikten ya da savaştıktan sonra senin de benim gibi çok güçlü vuruşlar yapmayı sağlayan o parıltı ortaya çıkıyor.

Edgar hızla savurmaktan acımaya başlayan kolunu esnetirken "Daha serti mümkün mü?" diye sordu. Bu vuruş ona yeterli gelmemişti. Daha iyisini yapabileceğini düşünüyordu.

Fang, "Daha sertini denemek istediğine emin misin? Bu seni fazla zorlayabilir." dedi. Edgar'ı antrenman için çağırmış olabilirdi ama vücudunun halen tam dinlenmemiş olabileceğini anlayabiliyordu. Henüz değil...

Yalnız Değil  (Brawl Stars) Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin