Yaşadığım tüm bu olanlar, Alex, Bella, babam, Marco, Lukas...
Yaşadığım her şey o kadar ağır ve garipti ki. Omuzlarımdaki yük belimi bükmüş sırtımdan yayılan bu ağrı ruhuma işlemişti.
Anne olduğumu öğrendiğim andan beri hissettiklerim tüm bu olanlar birkaç yüz milyon tuğla daha eklemişti omuzlarıma.
"Hayır hayır! Bebeğimi benden alamazsınız! Bella bebeğimi sana vermeyeceğim onu benden alamayacaksın!"
"Perla aç gözlerini. Aç gözlerini güzelim. Sadece bir kabus."
"Hayır! Buna izin vermeyeceğim. Bırakın beni"
Polonun kolumu sarsmasıyla gözlerimi açtım. Kan ter içinde, soluk soluğa uyanmış az önce gördüklerimi unutmaya çalışıyordum.
"Geçti perla. Sadece bir kabustu. Kötü bir kabus"
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken elimi karnıma götürdüm.
"Gerçek gibiydi polo. Bella çok yakınımdaydı. Sanki nerde olduğumu biliyordu. Her şeyi biliyor ve doğru anı bekliyordu. Doğru an geldiğinde ise..."
Bebeğimi benden almaya çalışmıştı.
Polo sımsıkı sarıldığında başımı göğsüne yaslayıp nefesimin düzene girmesini bekledim.
"Daha iyi misin?"
"Iyiyim. Eve gitmek istiyorum sadece. Başım çok ağrıyor"
"Saat 12 olmuş Marco birazdan gelir. Onunla birlikte gidersin. Tek başına gönderemem seni"
Yataktan doğrulup terden alnıma yapışmış olan saçlarımı düzelttim.
"Biraz yalnız kalıp yürümeye, temiz havaya ihtiyacım var Polo. Ev uzak değil. Marco geldiğinde eve gelmesini söylersin."
"Perla-"
Devam etmesine izin vermeden çantamı alıp aşağıya indim.
"Perla sözümü dinle. Tek başına gitmene izin veremem. Dışarısı tehlikeli"
Dönüp Poloya baktığımda yüzünde tarif edemediğim o ifadeyi yakalamıştım. Sanki söylememesi gerken bir şeyi söylemişcesine pişmanlıkla gözlerime bakmıştı.
"Tehlikeli olduğunu biliyorum. Ama sence de fazla abartmıyor musun? Bilmem gereken bir şey varsa söyleyebilirsin"
"Yok hayır. Sadece..."
"Polo böyle yaparak sadece paranoya oluşturuyorsun. Benden bir şey mi saklıyorsunuz?"
"Senden bir şey saklamıyoruz perla. Sadece artık sen iki kişisin. Bir can taşıyorsun ve daha dikkatli olman gerekiyor"
Sinirle parmaklarımı saçlarımdan geçirip olduğum yerde kıpırdandım.
"Bak polo. Bu sabah gerçekten o kadar kötü bir kabusla uyandım ki. Biraz kendime gelmeye ihtiyacım var. Sadece bu kadar. O yüzden şimdi çıkıyorum ve eve kadar tek başıma yürüyeceğim. Marco geldiğinde ona söylersin."
Kapıyı çekip çıktım. Gerçekten biraz olsun temiz hava ve yalnızlığa ihtiyacım vardı.
Soğuk hava tenime çarpıp terli saçlarıma ve sırtıma vururken yavaş adımlarla evin yolunu tuttum.
Her şeyin güzel olacağına inanıyordum.
Her şey güzel olmak zorundaydı.
Telefonumun birkaç kez çalmasıyla çantamdan çıkarıp ekrana baktım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ispanya
Teen FictionÖzgürlüğe kavuşmak için 23 yıldır tutsak tutulduğu hayattan kaçarken doluya tutulan bir kızın hikayesi. Özgür olmak, normal bir hayat yaşamak için her şeyden, herkesten kaçarken peşini bırakmayan olaylar onun özgür kalmasına engel olup olamayacağın...