20.BOLÜM: "KAÇIŞ."

364 19 2
                                        

*NOT*

-Bu bölümde Derin pek yok ama olaylar artık geliştiği için bu bölümü dikkatle okumanızı öneririm ve ayrıca yazaken gerçekten keyif aldım-

Keyifli Okumalar...

*

"Nasıl, nasıl Derin? Buldun mu?" Dedim heycanımı gizlemiyerek. "Yani evet buldum da yaşamıyor şu an." Dedi sakin bir ses tonuyla. "Ya Derin bu kadar sakin olmayı nasıl başarıyorsun? Kim olduğunuda banada söylermisin artık!" Dedim bağırarak. O ise hala önündeki patates kızartmasını ağzına atmakla meşguldü. Sakindi. Benim aksime. "Yani az önce, şu an yaşamıyor olabillir dedin. Bu nasıl olabiliyor? Anlatsana artık!" Dedikten sonra derince bir nefes alıp karşısında ki sandalyeye oturup devam ettim. "Tamam, tamam tamam. Senle bu şekilde anlaşamıycaz galiba. Sakin olalım." Dedikten sonra tepkisini ölçtüm ama yaptığı tek şey patates kızartması yemek oldu. Bir kaç dakika sonra yemek yeme, temposunu aynı şekilde devam ettirdi ve bu sırada kendi patates kızartmaları bittiği gibi benimkileri yemeye başladığını gördüm. "Hop Derin. Kim benim patates kızartmalarımı yiyebileceğini söyledi?" Dedim alaya vurarak. "Kendi paramla aldım. Yerim tabikii, kimseyede sormam." Dedikten sonra elini çenesinin kenarındaki yeni çıkmakta olan sakalarını kaşıdı. "Herneyse, bana kim olduğunu söyliyecekmisin artık?"
"Hayır."
"Peki. Tamam ama niye? Neden bana söylemiyorsun ki?"
"Çünkü böyle olması gerek. Kıvanç'la konuştum bir kaosu daha kaldıramıyacağını söyledi." Bunu söylerken az daha olsa sinirlenmeye başlamamıştı. Çok soru sormamdan nefret ederdi ve bende şu an bunu yapıyordum. "Sence bundan büyük bir kaos daha olabillirmi?" Ah bencillin teki.
"Bilmem olabillir mi." Dedikten sonra hemen ayakkabılarımı giyip kapıyı çarpıp evden çıktım. Biliyorum evden hunharca çıktığım için nereye gideceğimi bile bilmiyordum. Biraz dolanıp eve giderim diye düşündüm. Ve umarım ki o zamana kadar Derin evden gider. Umarım.

Apartmandan çıktığımda ne yapabilirim diye düşündüm. Evden çıkarken unutmasaydım telefonunu alırdım ve bir köşede oturur muzik dinlerdim. Ya da cüzdanımı alsaydım bir cafeye oturmaya da gidebillirdim. Ama bilin bakalım bunlarının hepsini unutan aptal sarışın kim? Cevap çok zor değil.

Sonunda aklıma gelen en mantıklı düşünceyle sokaklarda boş boş dolanma kararı aldım. Ellerimi cebime sokarak ilerlemeye başladım. Derin nefes al ver. Nefes al ver. Konuşacak kimse yok. Nefes al ver. Sıkıntıdan ölmek üzereydim. Adımlarım hızlandı. Sanki bir yere yetişecekmiş gibi bir havam vardı ama bir yere gitmiyordum. Hızlı yürümenın ardından kaldırım takılıp düştüm ve kafamı bir yere vurduğumu hissetim. Zihnim kararmadan önce bir adamın başıma gelip; "Bizde bunu bekliyorduk." Demesini tek hatırlıyordum.

Acı.
Iliklerime kadar acı.
Ve biraz baş ağrısı.
Şu an tek hissedebildiklerim bunlardı. Herşey durmuş gibiydi. Nefes alamıyorum, zorlanıyorum. Gözlerimi açmayı denedim fakat yoğun ışık o kadar gözlerimi alıyordu ki kör olabillirdim. Pekala. Gözlerimi tekrar açmaya yeltendim hafifçe göz kapaklarımı araladım. Hiç birşey net değildi. Bir kez daha gözlerimi kapatıp hızlıca açtım. Bu sefer birşeyler daha belirgindi.
Gözlerimi açtıktan sonra, başımı kaldırıp etrafa bakmaya çalıştım. Odayı incelediğim zaman hastane odasını anımsatmıştı bana. Fakat hastane odası olamıyacak kadar lüks ve şık bir odaydı. Kafamı biraz daha oynattıktan sonra bana bağlı olan bir kaç kablo ve serumu gördüm. Onun dışında birşey yoktu. Bu durum hakkında en ufak fikrim olmaması ne komik değilmiydi ama. Zihnimi yoklamaya koyuldum. Buraya kim getirmişti beni, neden getirmişti gibi tarzda soruların cevaplarıyla uğraşırken kapıdan içeri giren adamı bile son anda görmüştüm.

"Uyanmanız bizim için çok iyi oldu. Deliksiz bir uyku çekebildiniz mi Bayan Koçer?" Dediği zaman adamın sesinde kendinden emin bir ton vardı. Bu soruyu bana yönelttiğinden dolayı tam anlamıyla başımı ona çevirdim. Küçük, minyon tipli bir adamdı ve benle bu denli tehtitkâr konuşması açıkca beni güldürdü. "Siz kimsiniz? Burda ne işim var?" Dedikten sonra adamın benim sorumu cevaplamadan dışarı çıktı.

sakar bayan  // ethan dolanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin