Bölüm 10

530 50 2
                                        

İki genç köy görüş mesafelerine girince atlarını olabildiğince hızlandırdılar ama atlar da artık yorulmuş olacaklardı ki dörtnala kalkmayı istememişlerdi. Köyün görünmesinden taş çatlasın yirmi dakika sonra sınıra ulaştılar. Sadece devriye gezen bir grup asker vardı: Oykan da olduğu gibi bir karakola denk gelmemişlerdi:

"nereden nereye gençler?"

"oykandan Eredin'e efendim, iyi akşamlar"

"ne için gidiyorsunuz Eredin'e"

"Ashas akademisine efendim, izin belgemiz burada"

"köyümüz bir ticaret kasabası olmadığından kalacak yer bulmanız sıkıntı olabilir. Köylülerden sizin için ricacı oluruz, artık kısmetinize samanlık mı çıkar odunluk mu bilemem"

"yoldan mı saptık acaba efendim biz Kisresh üzerinden gidecektik-"

"burası Kisresh'in ilk kasabası gençler ve lakin bu köy kervansaray olarak belirtilmemiş bu yüzden de han yok."

"e madem birilerinden samanlık dilenelim öyleyse."
Ritka bunu söylediğinde asker Üykül'ün elindeki kâğıtlara bakmaktaydı. Gençlerin de kendisi gibi yorgun olduklarını düşünmüş olacak ki ikisine de daha fazla soru sormadı, peşine düşmelerini söyleyip köyün içine doğru yürüdü.

Bir iki dakikalık bir yürüyüşün ardından çok da ahım şahım gözükmeyen bir evin önünde durdu ve kapıyı çaldı. İçeriden yaşlılıktan beli bükülmüş bir kadın çıktı.

"merhabalar, iki tane genç yolcu var Eredin'e gideceklermiş. Kalacak yer ararlar var mıdır?"

"ben bilmem eredin meredin kimmiş bunlar beri kaç bakim gözüm tutacak mı" dedi yaşlı kadın.

"biziz efendim, meraklanmayın size yatacak yer karşılığında kira ödeyebiliriz-"

"şşşşş.... Sus sen. Senin adın ne delikanlı?"

"ben-ben Ritka efendim."

"sen olmasaydın buna tuvaleti bile göstermezdim, gecelik bir altınınızı alırım."
gecelik bir altın orta sınıf bir handa kahvaltı ve akşam yemeği dahil konaklama ücreti olduğu için Üykül sessizce içinden sövdü ama dışından tek kelime bile etmedi elleri mahkumdu kalacaklardı.

"peki efendim ne yapalım..."

Asker gençleri yaşlı kadınla bırakıp oradan uzaklaştı, özellikle bu kadının evine getirmişti zaten: kadın biraz patavatsız biraz da pervasızdı ama burada paraya en çok ihtiyacı olan da oydu. Kendisi ve torunu yaşardı burada, bu yüzden yardımcı olmak istemişti. Yaşlı kadın gençlere yatacakları odayı tarif edip gözden kayboldu. Üykül de Ritka da yorgunluktan ölmek üzere oldukları için üzerlerindeki fazlalıkları bir çırpıda çıkarttılar. Tam yatmaya hazırlanacaklardı ki kapıları tıklatıldı:

"gençler hadi gelin masa hazır..."

İkisi de duyduklarına şaşırmışlardı çünkü bunu hiç beklemiyorlardı ama günlerdir sıcak bir ev yemeği yemedikleri için de hiç tereddütsüz kokuların geldiği tarafa doğru seri adımlarla yürümeye başladılar. Yemekte bol soğanlı ve havuçlu tavşan yahni vardı, yanında da pilav ve ayran ama Üykül'ün aklına ilk gelen şey yemeğe kaç altın verecekleri olmuştu. Bu sırada baykuş süzülerek pencereden içeri girdi ve ikisine de hitaben:

"bilmiyorum gençler uyuyordum o sırada ama değişik bir şeyler hissettim, ne olduğunu sormayın bilmiyorum" dedi. Bu sırada yaşlı kadın iki gencin baktıkları tarafa gözlerini cevirince baykuşu gördü. Normalde bu yörede insanlar baykuşları uğursuz kabul ederlerdi ama kadın hiç öyle bir düşünceye sahip değil gibiydi:

ejderha günceleriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin