Üykül nerdeyse beş saattir her hangi bir şeye herhangi bir tepki vermemişti. Ezzkab iyiden iyiye korkamaya başlamıştı: ikinci gün bitmişti turnuvada ve eğer Üykül iyileşmez ve Ritka için bir şeyler yapmazsa muhtemelen yarın ki müsabakalara sadece Ennab ve Niran katılacaktı. Sebila gittiğinden beri geri dönmediği için Üykül'ün durumu hakkında her hangi bir bilgi alamıyorlardı. Ritka ise hala ak büyücülerin yoğun tedavisi altındaydı: Üykül koruma büyüsü yapmış olsa da Ritka'nın hızı ve enerjisi karşısında büyü zayıf kalmıştı: Ritka'nın omurgası ve kafa tası haricinde kırılmadık kemiği yok gibiydi.
Ezzkab bu şekilde düşüncelerle Üykül'ü izlerken odanın kapısı açıldı ve bir ases 'dikkat' diyerek içeri girdi: karşısında Bugatayil'i gören Ezzkab saygıyla Bey'ini selamladı,
"daha erken gelemedim ama aklım hep buradaydı: yok mu durumunda bir değişiklik?"
"maalesef yok efendi Bugatayil. Aktar elinden geleni yaptı-"
"neden aktar, büyücülerimiz ne işe yarıyor?"
"efendi Üykül'ün maalesef enerjilerle alakalı bir sorunu olduğu için büyücüler yardım edemiyor efendi Bugatayil."
"alcham denen şeyde baya başarılı ama anladığım kadarıyla..." Ezzkab cevap vermemişti bu soruya: avuç büyüklüğünde bir topla bir dağ trolünü yakarak ikiye bölen şey elbette ki güçlü olurdu. Daha önce Üykül'ün anlatmış olduğu mevzular aklına geldi Ezzkab'ın 'kullandığı malzemeler düşman eline geçmeyecek kadar değerli' olduğu için Oykan'da bir kısmına el konulmuştu. Anlaşılan kalan kısmını da burada kaybedecekti Üykül...
Bu sırada yattığı yerde baygın numarası yapan Üykül bir taraftan Ritka ile konuşuyordu, diğer taraftan da Bey ve Ezzkab'ın konuşmalarını dinliyordu. Aklına Niran'ın neden burada olmadığı sorusu da ayrıca takılmıştı,
"e peki Üykül efendi anladık: takdire şayan; kimsenin anlamadığın güçlerini gizlemek için beni tam olarak korumadın ama bu iki kız yarın ne yapacak lan, at kafası?"
"lan ben nerden bileyim senin mal gibi dağ trolüne kafa atacağını sığır. Sadece vurursun diye beklediğimden kolunu korumaya aldım, meraklanma sen de ben de yarına ayaklanırız."
"adamların konuştuklarına göre gücün sadece omurgamı ve kafatasımı korumu-"
"kafatasını niye korudum bilmiyorum dostum zaten işe yaramıyor"
"siktir gevşek. Neyse omurga ve kafatası için teşekkürler de kolum neden kırıldı?"
"düşünce kırıldı la o, yoksa ben ilk etapta kolunu sen trole kafa atarken de omurga ve kafanı korudum: sonradan olmuş olmalı o. Neyse konuşabiliyorsun sen değil mi: adamlara söyle de sana da leş adam otu getirsinler. Senin masrafları beylik karşılar zaten."
"karşılamasa ne olacak?"
"anladığım kadarıyla burada aşırı pahalı bir şey-"
"daha ne kadar yatacaksın"
"sen de duydun mu Ritka?"
"baykuş mu: hee. Bu kuş nasıl oluyor da bizim beyinden beyine konuştuğumuzu anlıyor yeminle anlamadım gitti."
"ben iyisi mi kalkayım Ritka, çok yattım her tarafım tutuldu."
"trolle ilgili bir şey söyleyecektin"
"haa, evet, buna dağ trolü denmesinin sebebi dağlarda yaşaması değil kardeş: bedenleri çok güçlü derileri çok sağlam, kısaca geçilmez dağ gibi. Bir daha bir dağ trolüne kafa atmaya çalışırken buna dikkat et."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ejderha günceleri
Fantasybildigin bütün dünyaları unut, bu dünya başka; burada herşey bambaşka...
