Bölüm 21

531 43 0
                                        

Bugatayil habercilerden gelen bilgi ile beraber hızlı bir şekilde yemek salonunu terk etmişti ancak gençlerin özellikle Üykül'ün kafasında Bugatayil'in sözleri dönüp duruyordu 'seninle uğraşırdım' demişti Bugatayil. Üykül bunu daha sonra düşünmek üzere kafasının başka bir tarafına not etmişti. Şimdi uğraşması gereken daha önemli mevzular vardı: grubun geri kalanı baykuşun ne demek istediğini henüz çözememişti. Renca ve Sebila'nın olması Üykül'ün durumu arkadaşlarına açıklamasına engel değildi ancak her hangi bir gayreti de yoktu. Nisrem'den gelen haberin detayları şu anda daha çok ilgisini çekmekteydi.

Tabi olaya en çok yabancı kalanlar Renca ve Sebila idi, Bugatayil'in anlattıklarından sonra bu ikisi haricinde herkes şehirde olan kargaşanın sorumlusunun Üykül olduğunu tahmin etmişlerdi. Renca halen böyle bir şeye sebep olacak kişinin kesinlikle yarışmacıların akraba ve arkadaşları olduğunu düşünüyordu. Sebila ise hiçbir şeyden her hangi bir şekilde haberdar değildi...

Sebila Üykül'ün rahatsız tavrını fark ederek konuşmaya başladı,

"sanırım burada neler olduğunu neler bittiğini hepimiz biliyoruz" bütün gözler Sebila'ya çevrilmişti, Niran bu kadına tipik olarak uyuz olmuştu bu yüzden de sert bir şekilde cevap verdi,

"sen neyi biliyor olabilirsin ki?"

"soylu bir kandan veya yüksek bir güçten gelmiyor olabilirim efendi Niran, ancak benim de kendime göre bir irfanım var..." herkes susmuştu, kadının devam etmesini bekler gibiydiler bu yüzden de Sebila konuşmaya devam etti,

"muhtemelen Bugatayil bu Ando denen çocuktan şu bilgiyi koparttı: saldırısı Üykül'e ulaştığında yaralanmaları dıştan içe doğru olmalıydı ancak Üykül'de bu şekilde değildi. Bu yüzden –ak büyücüleri işe yaramadığı için kendisi yaraları görmeden beni çağırtmış olmalı ki- Üykül'ün yaralanmaları ile alakalı soruları bana sordu. Üykül tam zamanında araya girmeseydi ne cevap vereceğimi bilemiyorum... ama bariz olan bir şey var o da yaraların tamamının dıştan içe olduğu. Yani Üykül bu yaraları kendi kendisine yaptı.

Şimdi burada şöyle bir durum var: nasıl oluyor da kendisinde enerji görünmeyen Üykül, yüksek seviyeli bir süvarinin saldırısından zarar görmeden kurtuluyor, zarar görmeden diyorum çünkü süvarinin saldırısı zarar veremeyeceği için Üykül insanların gözlerini boyamak adına kendi kendine zarar verdi.

Şimdi bilenen bir şey var: saldırılar asıl olarak fiziksel temelli veya enerji temelli olabilir –süvari arinn veya şeknamek fark etmez- bizler daha doğrusu bu tür savaşçılar fiziksel saldırılarını enerji ile güçlendirirler. Buradan da şu durum ortaya çıkar: süvarinin saldırısı ne fiziksel olarak ne de enerjisel olarak Üykül'e etki edemedi. Fiziksel olarak veya enerji olarak Üykül'ün çok güçlü olmaması durumunda böyle bir şey imkânsız. Buradan da şu noktaya gelinebiliyor: eğer Üykül ciddi olarak büyük bir güce sahipse, hem bizim görmediğimiz bir kudret olduğu için enerjisini algılayamaz ve onu güçsüz sanabiliriz hem de Bugatayil'in bahsettiği olayların sebebinin Üykül olabileceğini anlayabiliriz..." herkeste ifadesiz bir surat ifadesi varken duyduklarından etkilenenin sadece Renca olduğunu görmek Sebila'yı endişelendirmişti, zira açıkça biliyordu ki bunun anlamı pot kırmış olmasıydı. Herkes kıpırtısız beklerken Üykül yavaşça ellerini kaldırdı her iki eliyle de havaya bir desen çizdi: iki elinin de aynı şekilde hareket etmesinden bu desenlerin aynı olduğu ve aynı şeyi yapacakları anlaşılabilirdi.

Havada çizilen sekil gri bir renge büründükten sonra bir tanesi Renca'ya diğeri de Sebila'ya doğru ilerlemeye başladı. Başına ne geleceğini tahmin edemiyor olsa da Sebila'nın yüzünde bir memnuniyet ifadesi vardı. Pot kırdığını anlamıştı ama Üykül bunu düzeltebilmek adına bir şeyler yapmıştı.

ejderha günceleriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin