Niran daha ne olduğunu tam olarak anlayamadan Üykül yerinden çoktan fırlamıştı ve bunu gören Ezzkab da onu takip için ayaklanmıştı. Üykül'ün bir anda fırlamasıyla Niran, elindeki boşluğu fark etmiş ve o da seri bir şekilde Üykül'ü takibe koyulmuştu. Bu hınçla çıkan Üykül'ün bir çok kişiye sorun yaşatabileceğini bilen Ezzkab'ın aklında onu durdurmaktan başka bir şey yoktu.
Üykül, görevlilerden bir tanesine Ennab'ın nerede olduğunu sormuş ama adam gevelemekten öteye gitmemişti. Üykül adamın âdemelmasını yerinden sökmek için hamle yapacakken Ezzkab araya girmiş ve adama soruyu tekrar sormuştu. Karşısında Ezzkab'ı gören adam hasta ve yaralıların nereye taşındıklarını anlatmıştı.
"Üykül sakin olmak zorundasın" diyebildi sadece Ezzkab ama Üykül'ün durmak gibi niyeti olmadığı aşikârdı. Bu yüzden ondan daha hızlı yürümeye hatta koşmaya karar verdi, Ennab'ın götürüldüğü yeri bulduğunda arkasında Üykül'ün olmadığını ummuştu ama Üykül Ezzkab'ın ensesinde bitmişti,
"yaralanan kız nerede" diye sordu Ezzkab,
"müdahale ediliyor" diye cevap verdi bir kadın gayet lakayt bir şekilde ve bu Üykül'ü delirtmeye yetti, çok bir şey yapmayacak olsa bile ak büyücü kimliğini açık etmiş olduğu için buradan yürüyecekti. Bir değişiklik yaparak iyileştirme yerine enerjiyi tam terse kullanıp zarar verme yoluna gidecekti:
"bana bak kadın o kız nerede beni hemen ona götürmezsen akciğerlerinin patladığından emin olurum"
Gözleri fal taşı gibi açılan kadın ne ile karşı karşıya olduğunu bilmediği için savunma da yapamıyordu ama aldığı nefesin artık yetmemeye başladığının gayet farkındaydı. Gözleri sulanmaya başlamıştı ve artık nefes almak daha zordu. Tüm bunlar üç saniyeden kısa bir sürede olmuştu,
"koridoru... takip... edin... soldan... üçüncü...-"
"sana soru soranlara adam gibi cevap ver bir daha..." dedi ve adımlarını hızlandırarak kadının tarif ettiği yere doğru koştu. Ezzkab şaşkınlıktan bir şey yapamamıştı, Niran ise alenen şoka girmişti: ikisi de üykül'de enerji olmadığını veya çok az olduğunu sanıyordu ama az önce bir insanı gözünü bile kırpmadan enerji kullanarak öldürmeye kast etmişti.
Odadan içeriye girdiklerinde bir ak büyücü Ennab'ı iyileştirmeye çalışıyordu,
"sakın... hiçbir şey.. yapma..." dedi Üykül kesik kesik, şaşıran adam cevap verdi,
"yapmazsam ölü-"
"yaparsan ölür: gölge yelelerin arka ayakları zehirlidir, enerji temelli müdahale sadece durumu kötüleştirir. Bana hemen bir koyun bul: canlı ve tek parça halinde." Adam şaşırmış beklerken Üykül Ennab'ın yarasına bakıyordu, tahmin ettiği şeylerin olmaması için de dua ediyordu içten içe: böyle bir turnuvada bir katılımcının ölmesine sebep olacak bir şeye izin verilmemiş olması gerekirdi. Kızın karnına eğilip bir bezle kanı temizlediğinde ise korktuğunun başına geldiğini dehşetle görmüştü: hayvanın arka pençeleri sökülmemişti,
"hay ben böyle iş- sen hala burada mısın..." Üykül o kadar yüksek sesle söylemişti ki ikinci cümleyi Niran da Ezzkab da sağır olacaklarını sanmıştı. Adamsa koşar adım odadan çıktı.
"ne oluyor Üykül?"
"gölge yelenin zehri oluyor ne olacak. Normal şartlarda avını felç eder ama normal şartlarda gölge yele kendisinden bu kadar düşük seviyede birisine saldırmamalı da... düşük seviyedeki insanlar için ölümcül olur. Daha da kötüsü dışarıdan enerji müdahalesi yapıldığında zehir daha fazla zarar verir ve daha hızlı etki gösterir."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ejderha günceleri
Fantasybildigin bütün dünyaları unut, bu dünya başka; burada herşey bambaşka...
