herkese merhaba arkadaşlar :)
çok da uzun olmayan bir aradan sonra tekrardan merhaba. umarım hepiniz dilediginiz gibi bayram ve bayram tatili geçirmişsinizdir. girdiginiz sınavlarınız da umarım iyi geçmiştir.
hikayenin en başından bu yana okumaya devam eden herkese ithaf ederek iyi okumalar diliyorum.
yorumlarınızın benim için gerçekten önemli oldugunu lütfen unutmayın.
iyi eğlenceler
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Gruptaki herkeste nedense bir durgunluk vardı ama bunu en az yaşayan nedense Niran'dı. Ennab'ın fark ettiği şey Niran'a kesinlikle bir özgüven gelmiş olduğuydu ki, içinde bulundukları durumu düşününce bu özgüvenin çok tehlikeli olduğunu düşünmeden edememişti Ennab. Belki de bu yüzden Niran'a sormaya karar vermişti,
"sen de değişik bir hal var bugün, ne iş?" Niran şuh bir tebessüm gönderdikten sonra sessizce cevap vermişti,
"hani şu geçen yaptırdığımız şey vardı ya, ondan yaptırdım" Ennab hiçbir şey anlamamıştı bu cevaptan ve bu yüzden de sadece boş boş bakmakla yetinmişti. Onun bir şey anlamadığını gören Niran da açıklamak zorunda kalmıştı,
"bütün kıllarımı aldırdım işte anlasana –"
"ben de hizmetçiyle oynaştın sanmıştım" Niran'ın beklemediği bu cevap Ennab'ı eğlendirmişti. Bu, kesinlikle aralarında kalması gereken küçük bir sırdı: Niran, kendisine hizmet için verilen kadınları baştan çıkartmayı seviyordu. Bunu bir kere de Ennab'ın önünde yapmıştı, sadece bir kere yapmıştı ama akşamki hizmetçilerin güzellikleri düşünülünce Niran'ın onunla da oynaştığı gerçeği çok da uzak bir ihtimal değildi. Tahmini doğru çıkmış olacak ki Niran yavaş yavaş kızarmaya başlamıştı. Neyse ki gürültülü bir şekilde teşrif eden Ritka, Niran'ı Ennab'tan kurtarmıştı,
"günaydın hanımlar –kızlar cevap vermişti ama Üykül cevap vermemişti- şş sana diyorum Üykül" Üykül de garip bir havadaydı kısaca Ritka'yı duymamıştı bile. Gerçi buraya ilk gelen Üykül'dü ve geldiğinden beri de sesi soluğu çıkmamıştı. Hizmetçiler kendilerini buraya getirdiklerinden beri konuşmamıştı Üykül. İşin vahim tarafı en uyanık olması gereken kişi de Üykül olmalıydı zira bu sabah diğer 'sahip'lerle tanışacaklardı. Kimsenin ne olduklarını ne kadar güçlü olduklarını bilmediği sahipler bugün teşrif edeceklerdi.
Ennab, sarayın alt tarafına doğru yürümeye başladıklarından kaç kat indiklerini saymıştı ve sekizinci katta kendilerine kahvaltı ikram edilmişti; yedinci katta dinlendikleri odaları vardı, şimdiyse dokuzuncu kattaydılar. Burası diğer katlara göre daha geniş, daha yüksek ve nispeten daha gösterişliydi. On iki sütün vardı odayı süsleyen ve her sütünün üzerinde farklı şekillerde resmedilmiş şekiller vardı. Ennab bunların bir hikaye anlattıklarını düşünüyordu ama hikayelerin ne olduğunu çözememişti,
"efendi Ennab umarım kadim tarihi anlatan kabartmaları beğenmişsinizdir" yoktan ortaya çıkan ve çıkışıyla Ennab'ın tüylerini ürperten Sahip Thareisht'ti. Ennab ne diyeceğini tam olarak kestirememiş olsa da 'bir hikaye anlattıkları' düşüncesinin doğru olmasına sevinmişti
"işçilik gayet üst seviyede, takdire şayan diyebiliriz, biraz anlayabiliyor olsaydım ve bu kabartmalarda Antr-Ejderha konuları işlendiyse, bunu da birileri bana anlatabilirse daha çok beğenebilirim" Ennab Thareisht'in yüzünde bir ifade oluşmasına sevinmişti ve bu anda da iki şeyi fark etmişti: birincisi Üykül kulaklarını dikmişti; ikincisi Thareisht normal insan boyutlarına gelmişti: dün gördükleri şekilde dört metrelik bir dev değildi,
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ejderha günceleri
Fantasybildigin bütün dünyaları unut, bu dünya başka; burada herşey bambaşka...
