8.Bölüm - Sahte

691 51 16
                                        

Meral : yavaş gel canısı, ne bebeği? Daha bugün evlenmedin mi sen?

"Evet yeni evlendim"

Songül : ee o zaman?

"hamileyim oldu mu? Ben de yeni öğrendim. Kaan da evlenelim dedi ve evlendim. Oldu mu rahatladın mı?"

Kader : kardeşim, niye anlatmadın bunları?

"Bana acımanızı istemiyorum. Serkan için beni zorlamanızı da istemiyorum. Serkan bitti benim için. Kiminle mutlu olacaksa onunla olabilir çünkü ben Kaanla mutluyum. Çocuğumuz da olacak zaten. Serkana da bu şekilde anlatırsınız..."

Orayı terketmiştim. Çok zor bir konuşmaydı. Aylardır sakladığım bebeğimi öğrenmişlerdi sonunda, ama bebeğin babasını Kaan zannediyorlardı, böyle olması daha doğruydu. Serkan beni sevmiyordu, Cemre de onu seviyordu. Beni sevmeyen birinden beni zorla sevmesini isteyemem ki... bu hem kardeşime mutsuzluk hem de ona... ben artık Kaanla yeni bir hayata başlayacaktım...

Serkanın ağzından,

Ankaraya geldim geleli boşlukta gibiyim. İstanbulda ara ara bi anlığına bile olsa bir görüntü gelirdi, Ankarada tamamen durmuştu...

Cemre bana çok yardımcı oluyordu, ben onu böyle bilmezdim. Uçarıydı, Defne gibiydi, herkesi aşağılardı, tek derdi çantalar ve ayakkabılardı... Ama çok farklı bir Cemre vardı karşımda, yardımsever, iyi, uysal... Karakter olarak bambaşka bir kişiye dönüşmüştü ama iyi anlamda, Cemre melek gibi birine dönüşmüştü, zaten çok güzeldi, bu benzetme yerinde olurdu bu yüzden...

Eskiden bir sevgilim olduğunu biliyordum, evlenme teklifi etmiştim ona, ama kimdi? Keşke yüzünü görseydim ya da sesini duysaydım... kimse söylemiyordu...

Güney de olmadığı için sürekli Cemreyle vakit geçiriyordum, çok eğleniyordum onunla. Bu durum acaba Cemre benim sevgilim miydi sorusunu getirdi aklıma...ama öyle olsa söylerdi mutlaka, saklaması için bir sebep yok üstelik...

keşke geçmişime ait daha fazla birşeyler hatırlayabilseydim...

Eylülün ağzından,
Sonunda rahatlamıştım. Serkanı gördükçe işim zorlaşıyordu, araya mesafe girmesi bu işi kolaylaştıracaktı. Ev tuttuk, artık Kaanla beraber yaşıyorduk. Kaanla, Songülle ve Güneyle aynı üniversitedeydik. İllaki karşılaşıyorduk. Güney beni yalnızken buldu....

Güney : nasılsın Eylül?

Asıl konuya gelmesini istedim. Konunun ne olduğunu biliyordum tabii ki ama bir an önce bitmesini istiyordum...

Güney : ben Songülden öğrendim. Şimdi neden Serkandan herşeyi saklamamızı istediğini anlıyorum. Sana yardımcı olucam Eylül.

"ben sadece onun da mutlu olmasını istiyorum. Hafızasını kaybetmesini bir artıya dönüştürebilirim diye düşünüyorum "

Güney : belki de. Ama ya herşeyi hatırlarsa?

"sanmam, o kadar değerli anlar yaşamamışız ona göre belli ki... o nasıl?"

Güney : iyi, amacına ulaşıyorsun, mutluymuş, Cemre varmış yanında...

Her ne kadar bir gün olacağını bilsem de bunun gerçekten olduğunu duyana kadar insanın içinde bir ümit oluyor. Ama olmuştu, Serkan yeniden Cemreye aşık olmuştu. O Sil Baştan hayatına başlamıştı, bense tüm o kirli geçmişimizi hatırlayacaktım...

"biliyor mu?"

Güney : hayır, kimse birşey söylemedi..

"sağol Güney.."

Evime gittiğimde daha Kaan gelmemişti, o gelene kadar biraz uyumak istedim, çok yorulmuştum. Bu oyunu daha ne kadar sürdüreceğimi düşünüyordum, Kaan'ı da bir yalana süreklemiştim...

Flashback
Nikah masasına oturmuştum.Kaan da gelip oturdu yanıma. İki tane temizlik görevlisi şahitlerimiz olmuştu. Nikah  memuru ilk bana sormuştu, uzun süre yanıtsız bıraktım sorusunu. Kaan da bana bakıyordu... birden fırlayıp çıktım ordan, yapamamıştım, ne Kaan'a bu rezil hayatı yaşatmaya hakkım vardı, ne de sevmediğim biriyle evlenmeye... her ne kadar formalite icabı olcak olsa da...
Kaan geldi yanıma, sinirli olmasını bekledim ama değildi... özür diledim. Dert değil dedi.

"Ben istedim ama olmadı, yapamadım. Aklım unutmak istese de kalbim unutmuyor. İhanet edemiyorum. Onun bana yaptığını yapamıyorum, bir başkasıyla olamıyorum..."

biraz durakladı ve bana başka birşey teklif etti...

Kaan : bak ne dicem, imzayı, nikahı unut. birer yüzük alalım. Evlendik diyelim. Evlilik cüzdanımızı mı isteyecekler ki?

"gerçekten mi? Yapar mısın bunu?"

Kaan : tabii ki...ama bir şartım var. aynı yalanı bizimkilere de söylicez. Ben de küçük bir ev tutarım. Bir odayı sana bir odayı bana ayarlarız, o şekilde hallederiz.

"çok iyi olur bu, çok çok iyi..."

Kaan : gel o zaman, önce kuyumcuya, birer yüzük alalım. Sonra fotoğrafçıya gider fotoğraf çekiliriz ki inandırıcı olsun. Sonra da söylersin herkese...

"Kaan çok teşekkür ederim..."

Kaan : farkında değilsin ama asıl sen beni kurtarıyorsun...

Kaanla kuyumcuya gidip yüzük aldık ve onları takıp bir fotoğrafçıda fotoğraf çekildik. Üzerimi değiştirdikten sonra yüzleşmeye gittim...

Sil BaştanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin