Eylülün ağzından,
Büşra ve Metin'i bıraktıktan sonra Kaanla yürüdük. Konuşmuyorduk hiç. Gözümün önünde el ele gülüşerek yürüyen Serkan ve Cemre vardı. En kötüsü de ben böyle üzülürken, Serkan'ın beni Kaanla görürken hiç üzülmeyişiydi, ben tamamen bitmiştim onun için. Kaansa düşüncelerimi okumuş gibi benimle konuşmaya başladı...
Kaan : o seni seviyor Eylül. Ama evli olduğumuzu görmek onu kızdırdı. Sen kendi ellerinle Cemreye ittin onu.
Belki de haklıydı, bilmiyorum... ama şuan mutluydu, biz de denemiştik, ama birkez bile elimi tutmadı benim.
"Artık önemi yok ki Kaan. Biz bitirdik bu ilişkiyi. "
Kaan : nasıl önemi yok. Onun çocuğunu taşıyorsun Eylül. Nasıl önemi olmaz?
" İstemiyorsan söyle Kaan! Giderim"
Kaan : saçmalama Eylül. Öyle birşey mi dedim. Ben sana asla git diyemem.
Serkanla Cemreye üzülmüştüm, sinirimi Kaandan çıkartmıştım, boşu boşuna bağırmıştım ona. Sarıldım...
"Özür dilerim Kaan, çok özür dilerim. Biliyorum öyle düşünmediğini. Sadece... sadece çok sinirlerim bozuldu"
Kaan : biliyorum. Ama bu oyunu bozabiliriz, bunu biliyorsun dimi? Sen de daha fazla acı çekmeden sevdiğin adama kavuşabilirsin, ki o da seni bekliyor zaten...
" hayır Kaan. O beni sevmiyor, o Cemreye aşık"
Kaan : hayır Eylül, o sana aşık. Seven insandan anlarım, o seni seviyor..
" aşık gibi konuştun. Sen de mi aşık oldun? Kim bu şanslı bayan?"
Kaan : evet... biri var. Ama o beni sevmiyor. Ben ona kollarımı açtım, ama o bana bakmıyor bile. Çünkü başkasını seviyor
"O kaybeder, senin gibi birini sevmemesi şaşılacak bir durum. Sen bir kızın karşısına çıkabilcek en doğru insansın.."
Kaan : demek ki onun için değilim
"Kaderlerimiz birmiş meğer. İkimizin de aşık olduğu insanlar başkasına aşık"
Kaan : evet. Biz kader ortağıyız...
Kaan bana daha önce bu aşık olduğu kızdan bahsetmemişti. Kimdi acaba? Belki birgün o kız da Kaan'ı görürdü, eğer onda benim gördüklerimi görebilseydi, kesin aşık olurdu. Olunmayacak gibi biri değildi çünkü... akıllı, zeki, zengin, yakışıklı.... her kızın ağzının suyu akacağı cinsten biriydi. Anlayışlı ve kocaman bir kalbi var. Onun böyle aşk acısı çekiyor olduğunu görmek beni üzmüştü...
Serkanın ağzından,
Belki de haklılardı ama geçmiş geçmişte kalmıştı, olanlar olmuştu, bunu geri döndürmek imkansızdı. Artık yolumuza bakmalıydık. Cemreyle beraber evden çıktık, onun da morali bozulmuştu. Eğlendirmek için onu sahile götürdüm. Pamuk şeker satan biri geçiyordu Cemre için bi tane aldım.
Cemre : pamuk şeker mi? Iyy hiç sevmem. Ben böyle tatlı şeylerden nefret ederim. Hem çocuk muyuz biz? Ne pamuk şekeri?
Çok sert söylemişti, nedenini anlamamıştım. Anlaşılan pamuk şeker sevmiyordu. Eylül çok severdi, her seferinde gülümser teşekkür ederdi....
"Tamam canım, ben yerim o zaman. Bak biraz fazla yürücez ama ilerde çok güzel kafe var, manzarası da çok güzel. Oraya gidelim olur mu?"
Cemre: ya Serkan o kadar yolu yürüyecek miyiz?daha yakınlarda bir yer yok mu?
Biz hep Eylülle uzun uzun yürürdük. Eylül o kafeyi çok beğenirdi, bende öyle tabii. O yüzden Cemrenin de seveceğini düşünmüştüm ama yanılmışım. Anlaşılan Cemre yürümeyi de pek sevmiyordu. Onun hakkında öğrenmem gereken çok şey vardı...
Yakınlardaki bir kafede oturup sohbet ettikten sonra diğerlerini beklemeden Ankara'ya doğru yola çıkmaya karar verdik. Anneme haber vermeden gidebilmek için o işteyken eve gidip eşyalarımı toplamaya başladım. Cemre de yatağıma oturmuştu, ben eşyalarımı toplarken beni izliyordu...
Çekmecelerden eşyalarımı alıyorken, çekmecelerden birinde bir kız çantası buldum. Defnenindi herhalde diye düşündüm. Ama Defne eşyalarına sahip çıkan bir kızdı, niye çantasını benim odamda unutsun ki?
Çantayı açtım. İçinde ruj, anahtarlık, ufak bir cüzdan ve bir kolye vardı. Kolyeyi elime aldım. Çok tanıdık gelmişti bu kolye. Nerden hatırlıyorum diye düşündüm biraz. Hafızamı zorluyordum. Kuyumcuya gittiğimi hatırladım, bu kolyeyi seçmiştim, kuyumcu da yardım etmişti seçim konusunda. Sonra kolyeyi Eylüle taktığımı hatırladım, sanırım onun doğum günüydü. Peki ya bu kolyenin burda ne işi vardı? Defne'ye soracaktım..Cemreye beklemesini söyleyerek odadan çıktım. Defne'nin odasına girdim ve çantayı sordum. Çanta onun değilmiş öyle dedi bana.
Defne : annem kaza günü odanda bulmuştu onu. Neden atmamış ki?
"Kaza günü... yani mezuniyetten bir sonraki gün"
Defne : evet..nooldu ki?
Ona cevap vermeden odasından çıktım. Kimindi bu?
Birkaç an geldi gözümün önüne, ama net değildi hiçbirşey. Eylüle beklemesini söylüyorum ama o arkasına bile bakmadan koşuyordu. Elinde abiye bir elbise var, taşımakta zorlanıyor ama yine de koşuyor...
Ben hafızamın oyunlarıyla uğraşırken bir el omzuma dokundu...
Cemre: iyi misin canm?
" iyiyim. Hadi annem gelmeden şu bavulu hazırlayayım"
Cemre: o elindeki çanta ne?
"Hiç... Defneninmiş. Karışmış"
Cemre : e o zaman neden almadı ?
" Artık kullanmam dedi"
Cemre : anladım...
Cemreye belli etmeden kolyeyi hemen cebime attım ve bavulumu hazırlamaya devam ettim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sil Baştan
Novela JuvenilBirbirini çok seven iki insan arkadaş kalabilir mi? Peki, herşeye sil baştan başlamak mümkün mü?
