46.Bölüm - Yoldaş

387 40 17
                                        

Kiraladığım eve geldik... ben böyle hayal etmemiştim... Eylül de yanımda olacaktı, o düzenleyecekti bu evi, birlikte temizleyecektik, ben çalışırken o oğlumuza yemek yedirecekti, birlikte toparlayacaktık bulaşıkları... sarılarak uyuyacaktık, gülecektik, eğlenecektik, belki de burada evlenecektik... hepsi hayallerde kaldı şimdi... onun Kaanı seçmesi bana bu kadar koymazdı ama o sadece beni değil, oğlunu da terketmişti... işte bunu affedemezdim...


Eylülün ağzından,

1 hafta geçmişti... oğlumsuz bir hafta... onun kokusunu içime çekemeden geçirdiğim bir hafta... Serkanın izine ulaşamıyordum, telefonlarımı açmıyordu, maillerime dönmüyordu... hiçbirşey yapamıyordum, elimden birşey gelmiyordu.. haklıydı, onları terketmiştim, ama yapamazdım... Kaanı terkedemezdim, yıkılırdı... kardeşlerimi bırakamazdım, ama Serkana gitme de diyemezdim... onu bu fırsattan mahrum edemezdim, o öyle başarılıydı ki...Mete'ye gelince... o da iyi bir geleceği hakediyordu, ayrıca Gülaydan uzak durması çok iyi olacaktı, o kadın herşeyi yapabilirdi...oğlum yabancıyla değildi, babasıylaydı, tek tesellim oydu...
kızları olayı öğrenir öğrenmez gelip bana çıkıştılar, gitmedim diye değil tabii ki, Mete'yi bıraktığım için... o kadar zordu ki... bir annenin çocuğundan ayrılması... üstelik o bebekti daha, ufacıktı... Nazan hanım geldi bana, sinirlenmişti.. gitmedim diye kızmıştı bana. Haklıydı ama bilmediği şeyler vardı...
Bugün de ben ona gitmiştim...

"Konuştunuz mu?"

Nazan : evet.. iyiler

"İyi olsunlar"

Nazan : anlamıyorum Eylül... Mesudeden biliyorsun, nasıl yaptın, nasıl terkettin sen çocuğunu?

"Bilmediğiniz şeyler var Nazan hanım... ben de ister miydim ondan ayrılmak, onu terketmek... İçim acıyor..."

Nazan : git o zaman, git peşlerinden..

"Yapamam... artık olmaz..."

Nazan : anlayamıyorum...

"Serkan bana bir daha onu göremeyeceğimi söyledi... Mete'yi..."

Nazan : sinirle söylemiştir, Serkanı bilmiyo musun, fevridir...

"Neyse ben sizi tutmayayım daha fazla..."


Serkanın ağzından,

Buraya ilk geldiğimiz gün Mete'nin çantasından bir sürü oyuncak çıkmıştı, bir de anı defteri.. Eylüle hamileyken verdiğim anı defteri... en son beraber üçümüzün olduğu fotoğrafları yapıştırmıştık... ama son yapıştırdığımız sayfadan sonra bir sayfa daha dolmuştu...
Mete ile ikimizin resmi vardı sadece, bu Eylülle parkta buluştuğumuz gündendi ama ne ara çekti, görmemiştim... yanında da bir not vardı...

"Babanla mutlu olun... ben seni terketmek istemezdim annecim, ne olur beni kötü bir anne olarak görme... bazen evlatlarının iyiliği için anneler böyle fedakarlıklar yapar, ben de yapıyorum, seni babanla bırakıyorum... seni çok seviyorum... bu defter, babanla güzel anılarını biriktireceğin bir defter olsun, anılarınızın hepsi mutlu olsun...

Annen"

Defteri kapattım, bakmaya dayanamıyordum... ilk sayfayı açtım, kendi yazdığım yazıyı okudum tekrardan...

"Hep yanında olup aslında kim olduğumu bilmeyen olan oğluma ileriki zamanlarda, benim aslında kim olduğumu öğrendiği zaman bakabilmesi için küçük bir hediye... bu defter güzel anılarla, güzel resimlerle dolsun... bil ki ben hep yanınızdaydım ve hep yanınızda olucam....

Baban"

Bundan birkaç ay önce, ben hep oğlumdan ayrılcam sanırken şimdi ondan ayrılan Eylül olmuştu....
onu göremeyeceğimi, öpüp koklayamayacağımı ve ona oğlum diyemeyeceğimi sanıyordum oysaki ...ama şimdi durum değişti... onunla olamayacak olan ben değildim, annesiydi...

Bugün de telefonum çaldı, Meral arıyordu, açmak istemedim, Eylül olabilirdi. Ama riski göze aldım ve açtım. Karşıdan gelen sesi dinledim, Eylül değildi, Meral de değildi ama tanıdıktı... Cemre...

Cemre : Serkan... birşey söyle noolur

"Efendim"

Cemre : ohh çok şükür... iyisiniz dimi?

"Evet. Beni aradığını kimler biliyo?"

Cemre : kimse, yalnızım şuan

"Bak Cemre, ben bulunmak istemiyorum.. Eylül buraya gelemez, gerçi gelmeye de yüzü yoktur herhalde ama bizi bulsun istemiyorum. Biz oğlumla mutluyuz...onu terkeden annesiyle olsun istemiyorum"

Cemre : Serkan aslında ben başka birşey için aradım

"Nooldu? Yoksa Eylüle birşey mi oldu?"

Cemre : hayır, iyi... ben şey dicektim...

"Oh... nooldu Cemre?"

Cemre : yardımcıya ihtiyacın var mı? Hem bakıcı gibi, hem de yoldaş, bir idost...

"Nasıl olacak ki?"

Cemre : bilet açık bilet değil miydi? Yani belirli bir tarihi yoktu dimi?

"Hayır"

Cemre : o numarayı bana gönderirsin, ben de gelirim yanınıza. Vizem de var, hatırlıyorsan Cambridge'deki o yaz okuluna beraber gitmiştik o yaz...

"Cemre ben bilemiyorum... burda bir düzen kurduk... ev de çok küçük"

Cemre: sıkıntı olmaz herhalde...

"Okul? Okulun ne olacak?"

Cemre : dondururum bir sene. Çizime veririm kendimi... onları satarım belki orda, sana da katkım olur... ne dersin?

"Olabilir Cemre... istersen gel yani"

Sil BaştanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin