Eylüle birşey diyememiştim...Ben konuşmayınca o da çıktı. Ben de biraz bekleyip arkasından geldim. Bu durumu Cemre dışında kimse farketmemiş gibiydi, bana üzgün üzgün bakıyordu. Aldatması beni kırmıştı, şok da etmişti ama yıkmamıştı. İşte o an anlamıştım onu o kadar da istemediğimi...
Meral : Feride hanımların düğünü de bu yaza kaldı herhalde. Bi düğün de olmadı ki şöyle oynayalım
Kader : evlilikler oldu da düğün yapamadık
Meral : aynen canısı, Feride hanım ve bu iki saf düğünsüz evlendiler
Kaan : belli olmaz, belki düğün olur
Meral : nasıl olcak ki canısı? Hayır Mertle ben yani taa seneler sonra evleniriz daha çok erken. Kader'i desen bu safın daha sevgilisi yok. Cemre... Cemre sizde var mı böyle bir plan?
Meral bir yandan bana bakıyordu, kendimi cevap vermek zorunda hissettim.
" hayır, biz ayrıldık, ama yeni sevgilisiyle evlilik planları yapıyorsa bilemem"
Cemre : o benim sevgilim değil
"O yüzden mi... neyse boşver ya"
Güney : tamam gençler sakin olun
Meral : her neyse canısı, gördüğün gibi ufukta düğün yok. Feride hanımları beklicez artık
Songül : sen de süslenmek için yer arıyorsun resmen, te allahım yaa
Meral : herhalde canısı... haa az kalsın unutuyordum. Eylül bu senin
Meral Eylüle kocaman bir paket getirdi.
Eylül : bu ne?
Meral : teyzesinden bebeğe ufak bir hediye
Ben de hediyeye dikkatle bakıyordum. Kutunun içinden boy boy kıyafet çıkmıştı, tam karşılarında oturduğum için rahatça görebiliyordum.
Eylül : yaa Meral, çok teşekkür ederiz
Meral : ne demek canısı
Eylül kıyafetlere tek tek bakıyorken güldüğümü farketmemiştim, Güney farketmiş.
Güney : sen ne sırıtıyorsun öyle Serkan?
Güney öyle söyleyince herkes bana bakmıştı, bir cevap bekliyorlardı....
"hiç.. bebek diyorum ne şanslı olacak. onu hiç bırakmayacak bir annesi var. Ben yıllarca başka insanlara anne baba dedim, gerçek ailemi hala bilmiyorum. Düşünsene belki yanı başımdadır ama bilmiyorum."
Eylülün yüzü düşmüştü.
Cemre : nasıl yanı başında olacak ki?
"lafın gelişi söyledim"
Kader : gitsek iyi olacak. Hedoşu zor durumda bırakmak istemiyorum, çok geç oldu.
Onlar gidince herkes yavaşça gitmeye başladı, ben de çıktım. Ama eve gitmek istemiyordum, tam ters yöne gidiyordum, Eylül beni gördü sanırım, seslendi çünkü..
Eylül : ters yöne gitmiyor musun Serkan?
"eve gitmiyorum, biraz yürümek istiyorum"
Eylül önce Kaan'a baktı, izin alıyor gibiydi.
Kaan : geç olmadı mı biraz?
Eylül : biraz yürüyüş bana da iyi gelir.
Kaan : tamam ama dikkat et, geç de kalma
Eylül : tamam canım merak etme
Eylül yanıma gelmişti...
Eylül : eşlik edebilir miyim?
"olur"
yakındaki bir banka oturduk
"Sağlığın nasıl?"
Eylül : iyiyim. Bebek de iyi. Hatta bugün bir tekmesine daha şahit oldum.
"ne güzel..."
Eylül : bu arada hediye için çok teşekkür ederim. Keşke masraf yapmasaydın
"Masraf yapmadım ki...Sadece o defteri aldım. O oyuncaklar da benim...yani benimdi. Benim çocukluk, bebeklik oyuncaklarım onlar..."
Eylül : gerçekten mi? Ben bilmiyordum...çok anlamlı olmuş...
"Evet. Yeni bir oyuncaktansa böyle olması daha güzel olur diye düşündüm. Hem benden bir hatıra olur"
Eylül : evet.... sen nasılsın? Okul nasıl?
"bilmem.. iyiyim sanırım. Ben yanlış bi tercih yaptım"
Eylül : ne tercihi?
Bunu benzeterek anlatacaktım, yoksa bu konuşmanın sonunu getiremeden Eylül çekip giderdi...
"Bölüm tercihi... son zamanlarda yanlış bölüm seçtiğimi düşünüyorum.."
Eylül : ben bilgisayar mühendisliği istediğini sanıyordum, yani bana öyle demiştin en son
" evet... yani öyle istiyordum evet ama mutlu değilim sanırım. başka bir bölüm düşünüyorum"
Eylül : nasıl yani?
"yani şöyle düşün. küçüklükten beri bi mesleği istiyorsun, en doğrunun, en para getirebilecek, en geleceği olacak olan meslek bu. Ama sonra karşına bir meslek çıkıyor, birden eskileri unutturuyor sana, çok seviyor ve istiyorsun. Tamam diyorsun, ben bu mesleği seçicem. Ama sonra araştırıyorsun ve bakıyorsun ki bu mesleğin geleceği yok, iş bulman çok zor,böyle olunca para da kazandırmaz sana. Sen de yine küçüklükten beri istediğin mesleğe dönüyorsun çünkü mantıklı geliyor. Ama aklın ve kalbin o diğer meslekte...geleceği olmadığını bildiğin halde onu istiyorsun. Sen olsan naapardın?"
Eylül : mutlu olmak önemli. yani eğer o mesleği seçerek mutlu olacaksan, varsın iş bulmak zor olsun, sen severek okuduğun için kolaylıkla bitirirsin, ve elbet çabalayıp iş bulursun. Ama sırf para kazanmak için uygun olduğunu düşündüğün bir mesleği yapmaya çalışırsan o zaman hem o bölümü okurken, hem de mezun olup çalışırken mutsuz olursun. Hayat mutsuzlukla geçmez
"ya geç kalmışsam?"
Eylül : geç değil. güzel bir ortalamayla yatay geçiş yaparsın. sadece çabala
"olur mu dersin? Çabalarsam..."
Eylül : evet, hiçbirşey için geç değil
"ya beceremezsem, ya kabul edilmezsem?"
Eylül : pes etme, çabala. tekrar tekrar uğraş...Nazan hanım ne diyor bu duruma?
"annem mi? Mutlu olmamı istiyor"
Eylül : o zaman mutluluğun peşinden git...
"Sen öyle mi yaptın? Mutlu musun?"
Eylül : konumuz meslekler bölümlet değil miydi?
Kafamı hayır anlamında salladım.
Eylül: herneyse.... ben mutluluğun peşinden gitmedim. Kendime yeni bir seçenek yarattım ve şimdi mutlu muyum? mutluyum, evet...
"Başka türlü olsun ister miydin?"
Eylül: isterdim... ama olamayacağını biliyorum
"Çabalamayla belki?"
Eylül: belki...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sil Baştan
Fiksi RemajaBirbirini çok seven iki insan arkadaş kalabilir mi? Peki, herşeye sil baştan başlamak mümkün mü?
