22.Bölüm - Destek

563 54 21
                                        

Başımı yana çevirdiğimde Serkan'ı gördüm. Yanıma oturan Serkandı... ama nasıl olur? Ankara'daydı o... kızlar da öyle... dönmüşler miydi? Ama Kader daha sınavlarının bitmediğini söylemişti...

Serkan : başladığım noktaya geri döndüm...

"Anlamadım?"

Serkan : yaşattığımı yaşadım...

Hala anlamıyordum... neden bahsediyordu, ne işi vardı burda bilmiyorum...

Serkan : aldattı, Cemre beni aldattı...

Şok olmuş bi şekilde ona dönmüştüm. Cemre... Cemre Serkanı mı aldatmıştı?

Serkan : inkar etmedi, üstüne onayladı... ama kızmıyorum ona. Kızgınlığım kendime... hakkettiğimi yaşıyorum ben. Zamanında çok üzdüm, sıra bende

Birşey demeden öylece durdum. Bakmıyordum ona, sadece denizi seyrediyordum...

"Ben kötü bir insan mıyım? Sevilmeyecek kadar kötü müyüm?"

Serkan : hayır tabii ki... neden böyle birşey dedin ki?

"Kimi sevsem terketti, bıraktı beni. Kime elimi uzatsam önce tuttu, sonra hiç beklemediğim bir an bıraktı..."

Serkan : Eylül eğer beni diyorsan..

"Yoo hayır.. yanlış anlama. Sana sitem etmiyorum. Sana karşı en ufak birşey kalmadı içimde. Herşey çoktan bitmişti bizim için"

Serkanın ağzından,

Sana karşı en ufak birşey kalmadı dedi bana... bu lafına neden bu kadar takıldım ve üzüldüm bilmiyorum..

"o zaman?..."

Eylül : mutsuz olmak benim Kaderim galiba. O sapık Kemal vardı herhalde beni karşılıksız seven... düşüncesi bile iğrenç... ama adımı söyleyerek öldü... ne kadar acı, beni seven tek insanın sapık Kemal olduğunu bilmek ne acı...

"Saçmalama Eylül, herkes seni çok seviyor. Kızlar, ben, Kaan..."

Eylül: aynı şey olmadığını sen de biliyorsun

" e Kaan... Kaan seni sevmiyor mu? Kavga mı ediyorsunuz?"

Eylül : onunla aynı Kaderi paylaşıyoruz aslında. Biz sevdiğimiz insanlara kavuşamıyoruz...

"Nasıl yani?"

Eylül : boşver...

Ne demeye çalıştığını anlamamıştım...

Eylül : beni nasıl buldun?

"Seni aramıyordum. Ben sadece sahile gelmek istemiştim. Sonra kendimi burda buldum..."

Eylül : anladım. Ben gitsem iyi olucak.

Eylül gitti... ben de Kaanı arayıp geldiğimi ve onu beklediğimi haber verdim. Fazla bekletmeden geldi, bir kafede oturduk

"Seni dinliyorum"

Kaan : seninle konuşmak istediğimden Eylülün haberi yok. Sana söyleyeceğim şeylerden Eylülün haberi yok, sana birşeyler anlatacağımdan da.. o yüzden söylemezsen sevinirim.

"Tamam, olay ne ?"

Kaan : Eylül... hamile ya. Bebekle ilgili bir problem var. Doktor fazla ümit vermed

"Nasıl yani? Bebek ölecek mi?"

Kaan : yani kesin değil tabii ama böyle bir ihtimal var. Eylül çok evhamlı diye doktor bana söyledi.

"Bilmez miyim? Kafasına takar, kahrolur"

Kaan birşey söylemeyince pot kırdığımın farkına vardım. Kiminle konuştuğumu unutmuştum bir an resmen...

"Peki bunları neden bana anlatıyorsun?"

Kaan : bunu Eylülün bilmesi gerekiyor. Kaç haftadır doktora bile gitmiyor, bebek ne durumda bilmiyoruz...

"Tamam da, kocası sensin, sizin bebeğiniz o. Benden ne istiyorsun anlamadım"

Kaan : bak Serkan. Bana öncelikle neden diye sorma. Ama Eylülün yanında olmanı rica ediyorum senden. Sana ihtiyacı olacak. Bunu öğrenirken yanında senin olmanı istiyorum. Eğer olur da herşey en kötü ihtimaldeki gibi ilerlerse, bebek ölürse de yanında olacak olan sen olmalısın. Senin desteğine ihtiyacı var.

" bu nasıl bi saçmalık böyle? Onun kocası sensin. Senin destek olman gerekiyo ona. Ben ne alaka?"

Kaan : soru sorma ne olur. Gel benimle. Eve gidelim, Eylülü de alıp hastaneye gidelim. Bunu birşekilde öğrenmesi gerekiyo.

"Hayır Kaan. Karınla, bebeğinle ilgilenmesi gereken sensin. Ben artık onun arkadaşı bile değilim."

Bu nasıl bir saçmalık! Boşu boşuna gelmiştim... gidiyordum ki Kaan beni durdurdu.

Kaan : sevdiğin kız için son bir iyilik yap. Neden olduğunu söyleyemem, yani ben söyleyemem, belki o söyler...

"Saçmalama Kaan. Evli bir kadına..."

Kaan : o niyetle söylemedim. Eski anılarınıza, arkadaşlığınızın, dostluğunuzun, birlikteliğinizin adına ona son bir iyilik yap...

"Aşık olduğun kadına, karına bu iyiliği sen yap. Benden isteme böyle birşeyi... sevmiyor musun onu?

Kaan : çok seviyorum... hem de çok seviyorum... bunu onun için yapıyorum. Sana yalvararak, onun yanında olmanı isterken ne kadar zorlandığımı tahmin bile edemezsin... lütfen...

Kaan çok çaresiz görünüyordu. Dayanamadım, kabul ettim. Beraber eve gittik. Eylül ikimizi görünce şaşırmıştı. Eylülü benim tanıdığım bir doktora götürücez yalanıyla evden çıktık, Eylül ne gerek var diyip duruyordu.

Kaan : siz doktoru bekleyin, ben bi su alıp geliyorum

Bizi yalnız bırakmıştı bu bahaneyle... harika... ama anlamıyordum. Karısını ve bebeğini bu kadar mı umursamıyordu? Peki ya neden ben? Eylül evli ve mutluyken niye onun değil de benim desteğime ihtiyaç duysun ki? Kafamdaki soruları doktor böldü...

Doktor, Eylüle haberi söylemişti. Eylül ağlıyordu. Birden dizimin üzerine koyduğum elimi tutup sıktı. Doktor yine de çok takmamasını söylemişti, stres ve üzüntü herşeyi tetikleyebilirdi...

Odadan çıktığımızda Kaan hala ortalıkta yoktu. Ne biçim bir adamdı bu? İnsan bu halde karısını bırakır mı?

Eylül : Serkan bebeğim...

"Noolur üzme kendini. Bak doktor da söyledi. Herşey güzel olacak merak etme"

Sarıldı bana, eskiden yaptığı gibi...

Eylül : Serkan... ya ona birşey olursa? Ya bebeğimize birşey olursa?

Sil BaştanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin