47.Bölüm - İlk Kelime

397 46 17
                                        

2 hafta sonra Cemre yanımdaydı, Eylülden bir parça gibiydi, yanımdaydı... Eylül de yanımda olsa sarılırdım ona sımsıkı... herşeye rağmen.... ama yoktu, unutmalıydım onu...

Eylülün ağzından,

Kaderle Meral telaşla evime geldi... noolmuştu ki? Acaba Serkandan bir haber mi almışlardı? Mete? Yoksa ona birşey mi olmuştu?

"Kızlar nooluyo?"

Kader :sana birşey söylememiz lazım

Meral: canısı bomba haber bu

Songül : bomba habermiş te allahım yaa

Güney : canısı sen konuşmaya devam et, yoksa Eylül burda kalpten gidicek

Meral : zaten haberi duyunca...

Kader : Meral ne diyorsun?

Meral : yalan mı canısı?

"Ne oluyo artık söyleyin!"

Kader : Eylül... Cemre...

"Noolmuş Cemreye?"

Meral : gitmiş...

"Nereye?"

Meral: Londra'ya

"Ne? Nasıl?"

Kader : okulu da dondurmuş... uzun kalmayı planlıyo anlaşılan

"Bi dakika ben anlamıyorum.... nasıl gider ya? Gerçekten anlamıyorum..."

Meral : en son benim telefonumdan Serkana mesaj atmış, bize sarıldı, hemen gelicem dedi ama anlamadık... meğer gitmek içinmiş...

" ne mesaj atmış?"

Meral telefonu verdi. Mesajı okudum...

"Havaalanına gidiyorum şimdi, uçağım 2 saat sonra kalkıcak. Beni vaktinde alabilir misin? Yoksa ben mi geleyim Serkan?"

"Ben alırım, görüşürüz"

Songül : kızlar saçmalamayın Cemre niye gitsin lan

Güney : sanki bilmiyosun neden olduğunu...

Songül : hayır ama bitti dedi, mutlu olsunlar dedi.. nasıl gider ulan!

Kader : ya ama şöyle düşünün, belki Eylüle haber götürmek için falan gitmiştir

Meral : pollyanna Kader... kızım çok safsın...

"Öyle olsa bana haber verip giderdi Kader... ama uğramadı bile..."

Songül : ulan... ulan ben bu Cemreyi öldürürüm... naapıyo bu kız?

Cemre gitmişti... o aşkının peşinden gitmişti, korkmadan, düşünmeden... bense korkaktım, yapamadım, gidemedim... Cemreye suç bulamıyordum...

Kızlar gittiğinde Kaan uyanmıştı...

"Günaydın uykucu"

Kaan : günaydın

"Seni bir yere götürcem, gelir misin?"

Kaan : seninle her yere gelirim prenses..

"Nereye diye sormayacak mısın?"

Kaan : sen de benimle olacaksan, gittiğimiz yerin önemi yok benim için...

Gülümsedim elini tuttum. Kaanı son zamanlarda kullandığı tekerli sandalyeye oturmasına yardım ettim. evden çıktık, sahile götürdüm onu...

Biraz dolaştıktan sonra deniz kıyısına geldik, konuşmadan oturuyorduk... en sonunda Kaanın önünde diz çöktüm...

"Kaan, seni beni her daim düşündün, hiç vazgeçmedin ve hep sevdin... ben de seni sevdim... teklifin hala geçerli mi bilmediğim için ben sana soruyorum... evlilik oyunumuzu gerçeğe dönüştürüp benimle evlenir misin?"

Çevreden ıslıklar, alkışlar ve tezahüratlar gelmişti...

Kaan : Eylül... gerçekten mi?

"Ciddiyim Kaan... hadi dizlerim acıdı"

Herkes gülüyordu...

Kaan : Sen böyle bir adamı kabul edebilecek misin?

"Ben senin kalbini seviyorum... peki sen? Sen böyle bir kızı kabul edebilecek misin?"

Kaan : ben seni acılarınla, gözyaşlarınla sevdim...

Herkes alkışlıyordu...

Kaan öyle mutluydu ki... gözlerinin içi gülüyordu... çevredekiler bizi tebrik ettikten sonra eve gittik, Kaan bana yüzüğü taktı... artık hayatıma bakacaktım...beni seven bir adamla...


Serkanın ağzından,

Gelişimin üzerinden 1 ay geçmişti, Cemre geleli 1 hafta olmuştu...
Bir telefon aldım, arayan Güneydi.. beni hiç aramamıştı, o yüzden merak ettim...

Güney : kardeşim sana birşey söylicez ama... nasıl söylesek bilemedik...Songül, sen söylesene...

Songül : ben söylemem Güney, sen aradın sen konuş...

"Söyleyin hadi..."

Güney : kardeşim... Eylül evlendi...

"Eylül ne yaptı?"

Güney : evlendi... Kaanla cidden evlendiler... dün nikahları vardı... biz gittik mecburen..dünden beri sana nasıl söylesek bilemedik...

"İyi, hayırlı olsun...mutluluklar dilerim"

Güney : üzülmedin mi?

"Hayır..."

Eylül evlenmiş demek... bizi bırakmasının sebebi de belli oldu... Kaan'a aşıkmış...hastalıkta sağlıkta...Peki beni hiç sevmedi mi? Sevseydi gitmeme izin vermezdi... vermezdi...


Cemrenin ağzından,

Biliyorum, Serkan bana aşık falan değil. Ne kadar sinirli olsa da, o Eylülü seviyo. Şuan kapıdan içeri Eylül girse, kesinlikle sarılır öper onu, kıyamaz... ama Eylül de gelmiyordu... artık gelemezdi gerçi...

Mete bana ilk başlarda bana alışamamıştı, ben ilgilendiğimde fazla durmuyordu, ağlıyordu... Serkanla susuyordu...
annesini arıyordu belli ki... Eylülü...

Aylar geçmişti... Serkanla olmaktan çok memnundum, o beni sevmese de yanımda olması mutluluk veriyordu... Arada Eylül diyordu bana, ama aldırmıyordum, biliyordum, platonik bir aşktı benimki...Kızgınım ona falan dese de biliyordum ki o yine affedecekti Eylülü...
bir gün dönecektik İstanbula bunu da biliyorum, o yüzden bu sayılı günlerimi en iyi şekilde değerlendiriyordum...
bu geçen aylarda artık Mete de bana alışmıştı, bana da gülüyordu, kucağımda ağlamıyordu...

Mayıs ayıydı... O akşam her zamanki gibi Serkanla yemek yiyorduk, ben de bir yandan Mete'ye yedirmeye çalışıyordum. Serkan bana bakmıyordu, arada Mete'ye bakıyordu o kadar...o sırada Mete her zamanki gibi birşeyler söylemeye çalışıyordu, Serkan da gazete okuyordu...Mete birden birşey söyledi...

Mete : Anne...

bakakaldım... gözlerim doldu... Serkana baktım, o da gazetesini indirmiş Mete'ye bakıyordu... gözleri dolmuştu... içeri gitti, sanırım ağlıyordu...

Sil BaştanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin