Flashback/ Eylülün ağzından,
Uyandığımda hastane odasındaydım. Bir doktor beni muayene ediyordu.
Doktor : daha iyi misin?
"Evet. Ben nasıl geldim buraya?"
Doktor : kapıdaki beyefendi getirmiş sizi. Eşiniz sanırım. Çok telaşlıydı....
Serkandan bahsediyordu.... çok yorgun hissediyordum kendimi...
Doktor : muayene edelim, sonra onu da çağırırız
"Yok çağırmayalım"
Doktor : neden ki? Çok telaşlı görünüyordu. Zaten her an içeri dalacak gibiydi
" sizden birşey isticem. Çok önemli. Noolur yapın bunu"
Doktor : nedir?
"Gelirse, bebeğin 4 aylık olduğunu söyleyin ona"
Doktor : ama bebeğin 5 aylık
"Evet biliyorum ama böyle olması gerekiyor. Lütfen nedenini sormayın, sadece yapın. Çok önemli"
Doktor : peki...
"Teşekkür ederim"
O sırada kapı açılmıştı ve Serkan içeri girmişti bir hışımla...
Flashback sonu
Serkanın ağzından,
Olayların üzerinden 2 ay geçmişti... Artık geçmişe sünger çekip Ankara'ya geri geldim. Artık Cemre'yle beraberdim, kızlar da onaylamıştı ya da ses çıkarmıyorlardı en azından, ilişkimiz güzel gidiyordu, yani çok birşey olmamıştı aslında, el ele tutuşup gezip tozuyorduk. Aslında Eylülle de böyleydik, yani sevgiliyken... ama onunla farklıydı sanki. Aynı şekilde hissetmiyordum ama aldırmadım. Cemre benim için çok değerliydi ve beni bırakmayacağından emin olduğum tek kişi...
Cemreyle bir kafede oturuyorduk, ben finallere hazırlanıyordum, o da çizim ödevini yapıyordu, çok yorulmuştuk ama bu şekilde hem birlikte vakit geçiriyor hem de çalışıyorduk. Cemre ara sıra bana bakıyordu, benden hareketsiz kalmamı istemişti, portremi çiziyormuş çünkü... ben de zaten soru çözüyordum, istesem de pek kıpırdamıyordum o yüzden..
Cemre : ya Serkan kıpırdama
"tamam canım, kıpırdamıyorum"
Cemre : kıpırdıyorsun. illaki sınıftan birini bulup onun portresini mi çizdirmek istiyorsun bana?
"ödevin erkek portresi çizmek Cemre. sevgilin duruyorken başka erkeklerin portresini mi çizmek istiyorsun?"
Cemre : hayır tabii ki. ama çok kıpırdıyorsun aşkım, çizemiyorum.
"ama ben de ders çalışıyorum gördüğün gibi"
Cemre : tamam, artık olduğu kadar yapıcaz naapalım...
Cemre yanağımdan öpmüştü..sonra parmağıyla yanağımı silmeye başladı...
"naapıyorsun ?"
Cemre : rujum bulaştı...
Cemre bir yandan gülüyordu bir yandan yanağımı siliyordu...
kafamı kaldırmadan test çözmeye devam ettim. Silgimi bulamamıştım, Cemre kıpırdama dediği için kafamı kaldırmadan Cemreye seslenmek ve silgimi vermesini isteyecektim..
"Eylül, aşkım, silgimi verebilir misin?"
Cemre birşey demediğinde kafamı kaldırıp baktım, şok ifadesiyle bakıyordu. Ağzımdan ne çıkmıştı öyle? Hemen toparladım...
"Ya Cemre kusura bakma... alışkanlık işte. Eylül beni andı herhalde..."
Cemre : tamam önemli değil, neyse al silgini...
O gün Cemre tüm gün asık suratla dolaştı.Elimi falan da tutmamıştı. Haklıydı kız, alınmıştı tabii ki. Gönlünü almaya çalıştım tüm gün...
"Hadi gel, sinemaya gidelim"
Cemre : istemiyorum. yurda gidicem ben
"Ya canım yapma böyle. bilerek demedim biliyorsun.."
Cemre : belli ki hala aklında Serkan
"değil... gerçekten değil.söyledim sana, sadece alışkanlıktan"
Cemre : bilmiyorum. ben biraz dinlenmek istiyorum, yurda gidicem. sen git istiyorsan sinemaya
"sensiz ne anlamı var ki?"
Cemre : neyse görüşürüz
Cemre yanımdan gitmişti. kız haklıydı, yüzüne resmen Eylül demiştim üstelik aşkım da demiştim ki ben bugüne kadar Cemre'ye bir kez bile aşkım dememiştim..
Cemrenin ağzından,
Çok sinirlerim bozulmuştu, Serkan hala Eylülü düşünüyordu bu belliydi.2 ay oldu, koskoca iki ay...bu süre içinde bir kez bile görmemişti onu ama hala onu düşünüyordu, yoksa neden onun adıyla seslensin ki bana? Bana bir kez bile aşkım demedi...bir kez bile... ama bana Eylül diye seslenmesi yetmemiş gibi bir de aşkım demişti. Özür diledi ama bilmiyorum, çok kötü hissetmiştim kendimi...
Birden aklıma Eylül düştü. Acaba nasıldı? Buraya geldiğimden beri konuşmamıştık hiç. İyi miydi? Bebek nasıldı? Evliliği nasıl geçiyordu? Bu soruların hiçbirinin yanıtını bilmiyordum. Meraktan ölsem de arayıp soramıyordum, gururdan değildi, sanırım arayıp konuşmaya yüzüm yoktu... Artık bizim aramıza Serkan girmişti... oysa birbirimize bir söz vermiştik biz, ama tutamadık. O Serkan'ı bana bıraktı, ben de Eylülden vazgeçtim...
Eylülün Ağzından,
Son 2 ayım bir nebze huzurlu geçmişti. En azından sadece Songül ve Güney'i görüyordum, onlar da bana karışmıyordu zaten, arada çağırıyorlardı biz de Kaanla gidiyorduk. Birkaç kez de biz onları çağırdık, o kadar. Biz zamanla birbirimizden kopan 5 kardeştik. Artık ilişkimiz hep böyle olacaktı, hep mesafeli, hep uzak...
Düşüncelerimi telefon sesi böldü. Arayan numarayı tanımıyordum, açtım.
"alo?"
ses gelmiyordu, tekrar tekrar seslenmeme rağmen hiçbir ses gelmemişti, en sonunda kapadım. Kimdi ki acaba?
Serkanın Ağzından,
Yurtta arkadaşlarla oturuyorduk, herkes sevgilisinden ve yaptıklarından bahsediyorlardı, mutlulardı, eğleniyorlardı, aşıklardı... ben bunların hiçbirini hissetmiyordum. Mutluydum evet, ama daha önce olduğum kadar değil. Birşeyler eksik gibiydi. Annemle ve Defneyle konuştum. İkisinin de sesini duymak iyi gelmişti...
Telefonu kapattıktan hemen sonra tekrar telefon çaldı. Kimin aradığına bakmamıştım bile. Hemen açtım,
"Yine nooldu Defne? Ne söylemeyi unuttun?"
Ses : Alo Serkan'la mı görüşüyorum?
"Evet, siz?"
Ses : .........
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sil Baştan
Teen FictionBirbirini çok seven iki insan arkadaş kalabilir mi? Peki, herşeye sil baştan başlamak mümkün mü?
