21.Bölüm - Sevilmeme

537 50 19
                                        

Sınavım bitmişti, Kaan çağırdığı için gidicektim, Cemreye söyledim. Sonuçta sevgilimdi ve gittiğimi bilmeliydi. Birşey demedi, neden diye sormadı bile, iyi yolculuklar dedi sadece. Hala bana dargın olduğunu düşünmüştüm ama sıkı sıkı sarılmıştı, hem de daha önce hiç olmadığı kadar... o yüzden şüphelerimin yersiz olduğunu anladım

Tek başıma otogara gittim. Elimde biletimle bekliyordum. Ama benim bineceğim otobüs bir türlü gelmemişti...
En son görevliye sordum, biletime baktı. Biletimin yanlış kesildiğini, gideceğim otobüsün yarın bu saatteki otobüs olduğunu söyledi. Ben de mecbur döndüm. Kaana yarın geleceğimi söylediğim bir mesaj attım. Yurda dönecektim, ama önce Cemreyi görmek istedim, gitmediğimi görünce sevinirdi. Kader'i gördüm bahçede...

Kader : Serkan sen gitmiyo muydun? Nooldu?

"Sorma ya, karışıklık olmuş. Yarına kaldı"

Kader : hadi ya! Neyse artık... Sen Cemreye mi baktın?

"Aynen yok mu?"

Kader : yok. Yine resim defterini aldı gitti. Son günlerde çok garip, farkında mısın?

"Nasıl yani?"

Kader : bilmiyorum anlayamadım. Yani depresyonda gibi.. soruyorum aramız iyi diyor. Ama öyle durmuyo

"Ya aslında geçen gün birşey oldu ama... hala mı kötü?"

Kader : ya iyi, kötü değil zaten ama sessizleşti, içine kapandı...

"Tamam ben bi konuşayım onunla"

Nereye gittiğini biliyordum. Kesinlikle o parka gitmişti, orada saatlerce çizim yapmayı çok seviyordu...

Gittiğimde koca parkta onu arıyordum. Görememiştim onu, en ücra köşelere doğru gittiğimde gördüm onu, arkası dönüktü saçlarından tanımıştım... bir ağacın altındaydı. Yanına doğru gidiyordum ki yaklaştığımda ağacın arkasına bir erkek olduğunu gördüm. Cemre de o da gülüyordu... Cemrenin eli, çocuğun saçlarındaydı. İçimden herşeyi yanlış anlıyor olabileceği ihtimali geçti. Sonuçta ben Eylülü de böyle suçlamıştım, Atakanı seviyor sandım. Sonu hüsran oldu... ben bunları düşünürken gördüklerime inanamıyordum. Cemre çocuğu öpmüştü... çocuk çekildi, düşünceli gibiydi. Sonra da bu sefer çocuk onu öpmeye başladı, gördüklerime inanamıyordum. Yandan görmüyor olsam, Cemre değildir bu derdim ama oydu... Beni aldatıyordu...

Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Cemre de bırakmıştı beni... yapayalnız kalmıştım... çaresizce yurdunun kapısı önünde saatlerce bekledim. Nasılsa gelecekti... gelirdi herhalde...
Cemre en sonunda gelmişti. Ağlamaktan gözlerim şişmişti...

Cemre : Serkan? Bu ne hal? Neden ağlıyorsun?

"Neden yaptın? Neden yaptın bunu bana? Neden aldattın beni?"

Cemre : ne? Sen nerden...

"İnanmıyorum ya... doğru dimi? Aldattın. İçimde ufacık bir ümit vardı, yapmazdın sen. Cemre yapmaz bunu bana dedim. Yalandır, yanlış görmüşümdür, bir açıklaması vardır dedim. Ama sen inkar etmiyorsun"

Cemre : Serkan ben özür dilerim...

"Naaptım ben sana? He naaptım? Sevmedim mi seni? Neden yaptın bunu bana?"

Cemre : sen beni sevmiyorsun Serkan. Uğraştın ama olmuyor görüyorum. Eylülle olduğun gibi değilsin benle. Ben sizi daha önce sürekli gördüm Serkan. Biz bir gün bile öyle olmadık...

" Eylülle ayrıldık biz. Bitti.. ama sen beni sırtımdan bıçakladın Cemre... ben sana aşık olmaya, seni mutlu etmeye çalışırken, sen beni aldattın. Affetmicem, seni asla affetmicem"

Oradan ayrıldım, Cemreye çok öfkeliydim. Parktaki hali gözümün önünden gitmiyordu. Nasıl da mutluydu...Aklıma o gün geldi...

Eylülle okul bahçesindeyiz, Eylül birden Cemreyi seviyor musun? Aşık mı oldun ona diye sordu. Ne diyeceğimi bilmiyordum, çünkü cevabı ben de bilmiyordum.Eylüle seni seviyorum ama aşık değilim sana dedim. O an Eylülün surat ifadesini unutamıyorum, yıkılmıştı.

Düşününce yine üzüldüm. Sonra da düşündüm, ben belki de hakettiğim mutsuzluğu yaşıyordum. Yaşattığımı yaşıyordum...


Eylülün ağzından,

Kaan son zamanlarda çok garip davranıyordu. Bi çok yakın davranıyordu, bi çok uzak... bir hareketime mi darıldı diye düşünüyordum, sordum hayır dedi... mesajlaşıyordu, konuşuyordu ama kiminle bilmiyorum. Aşık olduğu kızla olabileceği geldi aklıma. Sorun muhtemelen onunla ilgiliydi... kimdi acaba bu kız? Belki onunla konuşsam, ağzını arasam, hatta evli olmadığımızı söylesem, belki o zaman Kaan da mutlu olurdu... ama son zamanlarda gerçekten morali çok bozuk duruyordu...

"Kaan,Kaan... daldın gittin yine. Nooldu?"

Kaan : yok birşey. Sen beni düşünme

"Nasıl düşünmem. Gözümün önünde böyle üzgün olmana dayanamıyorum. Birşey mi yaptım diyorum hayır diyorsun. O kızla mı ilgili? Aşık olduğun kızla mı ilgili bu mutsuzluğun?"

Kaan : evet... onunla ilgili

"Niye daha önce söylemedin? Ben sana herşeyimi anlatıyorum, sen neden anlatmıyorsun? Kim bu kız? Gideyim, konuşayım. Evli değiliz biz diyeyim. "

Kaan : yapamazsın.... benim için hiçbirşey yapmanı istemiyorum Eylül. Zaten istesen de yapamazsın. Benimki karşılıksız aşk... benim meseleme daha fazla  karışma artık, yeter

Kaanın bana böyle çıkışmasına bozulmuştum... güzel bir dostluğumuz vardı, şimdi bu da ellerimin arasından gidiyordu... sevdiğim kim varsa teker teker hepsini kaybediyordum... annem gitti önce, sonra Serkan, sonra Cemre...

Kaan kapıyı çarpıp gitmişti, bense gözyaşlarıma engel olamıyordum. Moralim çok bozulmuştu. O işten gelene kadar, ben de dışarı hava almaya gittim. Her zaman gittiğim sahile doğru yürüdüm. Tenhaydı, sevgililer el ele yürüyordu, imrenmiştim, beni böyle seven biri olmayacaktı. Bir banka oturdum, engel olamadığım gözyaşlarımla bir başıma kalmıştım... taa ki yanıma biri oturana kadar...

Sil BaştanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin