Serkanın ağzından,
Eylülle konuştuğumuz günün ertesi sabahı Güney aradı, konuşmak istiyordu, sebebini bilmiyordum. Annem de evde yoktu o yüzden onu eve çağırdım. Yalnız gelmişti...
"Songül yok mu?"
Güney : ben seninle konuşmak istiyorum Serkan. Uzun zamandır dertleşmiyoruz
"Evet öyle oldu... okullar da farklı olunca"
Güney : mesele okul değil, bunu sen de biliyorsun.
"Konuşmak istediğin konu ne tam olarak?"
Güney: sensin Serkan. Ne oluyo? Çok garip davranıyorsun. Eylülü seviyorum diyorsun, Cemreyle çıkıyorsun. Sonra Cemreden ayrılıyorsun, Eylüle gülüyorsun. İçeride gizli gizli buluşmalar, konuşmalar....
"Dedim ya bebek şanslı olacak di-..."
Güney : Serkan ben seni kaç yıldır tanıyorum. Sebebin bu olmadığını da gayet iyi biliyorum. Anlat bakalım
"Anlatacak birşey yok abi.."
Güney : var var... sen Eylülü seviyorsun dimi?
"Evet ama.."
Güney: Cemreye boşuna umut verdiğini, Eylülün evliliğini düşünüyorsun...
"Evet..."
Güney: Serkan, bak anlıyorum Eylülü seviyorsun ama o evli ve mutlu. Üstelik yanında mutlu olduğu adamdan bir bebeği var. Onun mutluluğunu düşünüyorsan uzak dur.
"Duramam Güney, yapamam..."
Güney : anlamıyorum Serkan. Neden?
" Olmaz, yapamam..."
Güney : bilmediğim birşey mi var oğlum?
" Var Güney... ne olur sorma"
Güney : Songül sana baya sinir oluyor bu yüzden. Ben de bu dengesiz hallerinden dolayı sinirlenmiyor değilim
"Görebiliyorum, Songül bana çok mesafeli. Ne zaman konuşsa da laf sokuyo"
Güney : haksız da değil. İki kardeşi birbirine düşürdün, Eylülü mutsuz ettin. Cemre desen...
"Bu mutsuzluğu da ayrılığı da Cemre istedi... aldattı beni"
Güney : oha lan. Cemre mi? Oğlum yapmaz öyle birşey
"Kendi gözlerimle gördüm. Açıklama istedim, onayladı bunu. Neyse üzülmüyorum, sadece şaşırdım"
Güney : sen de sonunda bir karar verdin...
"Bu karar artık hiçbirşeyi değiştirmez. Ben Eylülü üzdüm, o şimdi başkasını seviyor, Allah kahretsin ki beni istemiyor artık..."
Güney : evlenmesi zaten bu anlama gelmiyor muydu?
" boşver... sen bana bakma ben ne dediğimi bilmiyorum"
Güney: bak Serkan, Songül söyledi, kızın hamileliği kötü gidiyormuş zaten, iyice kafasını bulandırıp onu üzme. Bırak, Kaanla mutlu işte.
"Biliyorum. Songüle de Eylül söylemiştir herhalde"
Güney : evet... sen de mi biliyordun?
"Evet, biliyorum. Doktor Eylüle üzülmesin diye daha olumlu konuştu ama durum ciddi Güney"
Güney : ne diyorsun Serkan? Eylül şimdiden yıkılmış...
"Evet...ama durum kötü. Aklım çıkıyor birşey olacak diye. O yüzden uzak kalamıyorum işte Eylülden"
Güney : tamam da elalemin bebeğinden sanane oğlum. Bırak Kaanla Eylül düşünsün.
Birşey diyemedim. Öylece baktım.
Güney: söyle o zaman Eylüle. Madem peşinden ayrılmayacaksın, en azından niyetini bilsin.
" biliyor söyledim. Gerçi bilmesine de gerek yok, biz istesek yine beraber olabiliriz hatta evleniriz bile, ama istemiyor artık beni..."
Güney : kafayı mı yedin oğlum sen? Kız boşanıcak seninle mi evlencek? Sen de başkasının çocuğuna mı babalık yapıcaksın?
"Başkasının çocuğu değil o, benim çocuğum"
Güney : ne? Ne demek benim çocuğum?
"Boşver Güney boşver, sorma"
Güney bana soran gözlerle baktı, biraz daha sohbet ettikten sonra kalktı. Belki de haklıydı. O mutluydu, ve o bu durumdayken onu daha da üzmemek için ondan uzak durmalıydım. En azından doğuma kadar....
Aklımdan doğum geçince, bebeğimi düşündüm, Eylül bana gösterir miydi? O çocuk Kaan'a mı baba diyecekti? Ben ne olacaktım, dayısı mı? Düşüncesi bile korkunç...
Annem alışverişe çıkmak istedi, ucuz olsun diye toptan aldığı için çok ağır oluyordu, ben de yardım etmek için onunla gittim. Markete giderken bir bebek mağazası gördüm, annem benim baktığımı görünce beni zorla içeri soktu.
Nazan : gel hadi bakalım
"Anne ne bakıcaz?"
Nazan : arkadaşının bebeğine birşey bakacaksın alt tarafı...
Gülüyordu, benimle dalga geçiyordu. Oysa bilmiyordu ki benimle torununa eşya baktığını....
Annemi zorla mağazadan çıkarttım, birşey almamıştık.
Kaan'ın ağzından.
Gece yarısı olmuştu, hatta geçiyordu bile. Ama Eylül uyuyamamıştı, film izlemek istediğini söyledi. Eylülle beraber evde film izliyorduk, bana yaslanmıştı, patlattığım mısırları iştahla yiyordu.
Eylül: sen de yeseydin... hiç yemedin. Sevmez misin yoksa?
"Severim ama öyle iştahlı yiyordun ki bozmak istemedim. Zaten son zamanlarda pek birşey yemiyorsun"
Eylül: hayır hayır artık güzelce yemeğimi yiyorum. Bebeğim için elimden gelen herşeyi yapıcam. Mutluyum, huzurluyum... daha ne isterim ki?
Eylül yeniden filmi izlemeye dönmüştü, korku filmiydi, korkunç sahnelerde kafası göğsüme gömüyordu ve bunları hiç tereddüt etmeden yapıyordu... bu günlerin hayalini uzun zamandır kuruyordum, çok güzeldi...
Eylül : ayy!
"Tamam canım korkma, zaten o ölmeyecek, ben bu filmi daha -...."
Eylül : ahhh!
"Eylül iyi misin?"
Eylül: hayır hayır... galiba sancılar başladı
"Tamam tamam, hemen hastaneye gidelim"
Elim ayağıma dolanmıştı... ne yapacağımı bilemedim. Eylülün önceden hazırladığı çantayı da alıp Eylülü çağırdığım taksiye bindirdim. Hastaneye geldiğimizde Eylülü hemen aldılar, ben de dışarıda beklemeye başladım... bir süre sonra aklıma Serkan geldi. Serkana haber vermem lazımdı...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sil Baştan
Teen FictionBirbirini çok seven iki insan arkadaş kalabilir mi? Peki, herşeye sil baştan başlamak mümkün mü?
