Neden şaşırdığını anlayamamıştım.... beni içeri aldığında anlamıştım. İçerideki Serkandı... değişmişti, çok değişmişti... sakal bırakmıştı, olgunlaşmıştı sanki... ya da sakal olgun göstermişti onu, bilemedim... çünkü daha önce onu hiç sakallı görmemiştim ben... kilo da vermiş biraz...
geldiğinden haberim olmasına rağmen şaşırmıştım, donup kalmıştım adeta... şoku atlattıktan sonra gözlerim oğlumu arıyordu ama anlaşılan o yoktu.... sessizliği ben bozdum...
"Hoşgeldin"
Serkan : hı hı
Sinirliydi işte... hem de çok...
"Ben de seninle konuşmaya gelicektim aslında... konuşmak istiyorum Serkan"
Serkan : konuşacak birşey yok... ben en son söyleyeceğim herşeyi söyledim.
"Yapma ne olur... oğlumu görmek istiyorum"
Serkanın ağzından,
Karşımda Eylülü görmeyi beklemiyordum.. evet, elbet bir gün görecektim ama bugün buna hazır mıydım bilmiyorum... ona öyle öfkeliydim ki....
Zaten onu bıraktığımda zayıftı ama çok daha zayıflamış, saçlarını gelişi güzel toplamıştı... solgun görünüyordu, hem de çok...
"Giderken sana, onu da beni de unut dedim Eylül... başka birşey söylemiyorum "
Kaan : Eylül onun annesi, görmeye hakkı var!
"Onu terkeden biri annesi olamaz tamam mı?! "
Kaan : ne olursa olsun annesi...o doğurdu ve görmek en doğal hakkı!
Eylül : Kaan tamam, sakin ol... Serkan, özledim diyorum, çok özledim...oğlumu bir kez olsun görmek istiyorum...
Çok çaresizdi... yalvarıyordu... şuan ayaklarıma bile kapanabilirdi... gerçekten özlemişti.. ama neden? O zaman neden böyle terketti onu? Acaba beni de özlemiş midir? Ne diyorum ben... öyle olsa evlenir miydi hiç?
Kafamı hayır anlamında sallayarak evden çıktım... o da çaresizce beni takip ediyordu, biliyorum, nereye gitsem gelecekti... başka yere gitsem, bu sefer eve gidecekti, Mete'yi görmek isteyecekti... annem telefonda bana onu savunduğuna göre, kesin görmesine de izin verirdi...
Beni eve kadar takip etti... Annem kapıyı açtı, bizi görünce şaşırmıştı... Eylül eve girdi ve yukarı çıkmaya yeltendi. Engel oldum, tuttum kolundan...
"Hayır Eylül... söyledim sana göremezsin"
Nazan : oğlum sen ne ara bu gaddar oldun?
"Anne, oğlunu bırakan o, gaddar olan ben mi oldum?"
Nazan : bırak görsün çocuğunu...
O sırada sesimize Kader ve Meral gelmişti yanımıza, salondalardı sanırım. Cemre hala salondaydı. Mete, Cemrenin kucağındaydı, Eylül görünce hemen yanına gitti, kucağına almak istedi, Cemreye gözümle onay verdim, Mete'yi Eylülün kucağına verdi... ama Mete fazla durmadı, hemen ağlamaya başladı...
"Yabancıladı tabii, aylardır görmeyince..."
Eylül bana döndü, Mete öyle ağlayınca eli ayağına dolanmıştı, o da ağlıyordu...
Eylül : tamam annecim, ağlama canım... geldim ben.. bana geldin annecim...
Mete ağlayınca Cemre almak istedi, Mete de ona doğru uzandı ve yine söyledi... "anne" dedi.. ama dediği kişi Eylül değil Cemreydi...herkes şok olmuştu, Eylül ağlıyordu, koşarak çıktı evden, kızlar da peşinden... ben de kötü olmuştum, annemle Cemreyi bırakarak odama geçtim...
Oğlum, Cemreyi annesi bilmişti... doğru, Cemre ona daha çok annelik yapmıştı...
Cemrenin ağzından,
Mete bana doğru gelip anne diye ağladığında içimden birşeyler koptu... Eylülün halini düşünemiyorum bile, kız öyle kötü olmuştu ki...
Bunca zaman Mete'ye ben baktım, yanında ben vardım. Serkan evde yokken biz hep beraberdik... beni annesi bilmişti...
Kafamda güzel bir hayal belirdi... ben Serkan ve Mete... güzel bir aile olabilirdik belki... Serkan beni sevseydi ve Eylül olmasaydı...
Eylülün ağzından,
Oğlumu o kadar uzun süre bırakmıştım ki beni unutmuştu, kokumu, sesimi, yüzümü unutmuştu... beni görünce yabancıladı, istemedi onu kucağıma almamı, öpmemi, koklamamı... ağladı üstüne üstlük... en kötüsü de Serkanın bahsettiği o ilk kelimeyi duydum... Anne diyişini duydum ben... ama onu bana demiyordu... kardeşim dediğim insana demişti... bunca ay ona bakan ve annelik yapan kıza söyledi... Cemreye...
Songüllere teşekkür ederek Kaanı aldım ve evimize gittik.
Yaz gelmişti, havalar ısınmıştı... Kaan bir yıldır bu tümörle savaşıyordu, ama artık bitmişti, doktorlar kemoterapi bile uygulamıyorlardı... her an birşey olabilirdi, ölesiye korkuyordum... onu kaybetmek istemiyordum...
Kaan aşırı yorgundu, dışarı çıkmak istemedi, zorlamadım. Balkonda oturuyorduk...
Kaan eliyle yanına gelmemi işaret etti, yanına gittim, kollarıyla sardı beni... öylece durduk bir süre..ben sessizce ağlıyordum, ya Mete'yi bir daha hiç göremezsem diye...
Kaan : seni seviyorum prenses
"Ben de seni yorgun savaşçı"
Ne kadar daha o şekilde durduğumuzu hatırlamıyorum... o anı birtek şey bozmuştu, o da Kaanın beni saran kollarının gevşeyip yana düşüşüydü...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sil Baştan
Roman pour AdolescentsBirbirini çok seven iki insan arkadaş kalabilir mi? Peki, herşeye sil baştan başlamak mümkün mü?
