57.Bölüm - Alışma

468 50 14
                                        

Eylülün ağzından,

Bir dakika, nasıl yani? Serkan bunu bana gerçekten söylemiş miydi? Yoksa rüyada mıydım? Ben öyle birşey söylemeden durunca Serkan bana anlam veremez bir şekilde bakmaya başladı...

Serkan: birşey demeyecek misin Eylül?

"Ben... sadece anlayamadım..."

Serkan : neyi anlamadın?

"Yani.. sen beni affettin mi?"

Serkan: ben sana kızgındım Eylül evet... ama anlatınca anladım seni... sen her zamanki sendin.. fedakar, kendinden çok başkalarını düşünen Eylül... aklıma geldikçe hala öfkeleniyorum ama sana olan sevgim, öfkemden daha büyük...

"Ben ne diyeceğimi bilmiyorum... çok mutluyum şuanda..."

Serkan : birşey demene gerek yok... sarılabilirsin..

Mete'yi yere indirip kollarını açıp beni bekleyen Serkan'a sarılmıştım... özlemiştim onu. Başımı kaldırdığımda o sert ifadesinden eser yoktu, sımsıcaktı bakışları...

Serkan : yani biliyorum... acın çok taze ama...

"Evet... Kaan benim için çok önemli ve değerliydi...ama aşık olduğum adam değildi..."

Serkan : biliyorum Eylül...

"Peki ya Cemre? Cemre senin için ne?"

Serkan: arkadaşım...

"Ama o seni öyle görmüyor..."

Serkan : nerden çıkartıyorsun bunu ? Arkadaşız biz

"Sen olabilirsin ama o değil... o seni seviyor, parkta sana bakışını görseydin..."

Serkan : park mı?

"Evet... şey... Meral sizin parka gittiğinizi söyleyince sizi uzaktan izlemiş olabilirim..."

Serkan : gerçekten mi?

"Evet.. başka türlü göremiyorum ki oğlumu... bari uzaktan göreyim dedim..."

Serkan: artık buna gerek kalmayacak.. çünkü hep göreceksin Eylül... sen onun annesisin... çok ağır davrandım sana...

"Yoo haketmiştim...senin yerinde ben olsam muhtemelen ben de aynısını yapardım.."

Serkan: yapmazdın... yapamazdın. Kıyamazdın...

"Bilmiyorum, belki de..."

Serkan: bu gece seninle kalsın..

"Ama... olur mu ki?"

Serkan: olur olur...çok daha önceden olmalıydı...

Mete'yi kucağıma verdiğinde heyecanlanmıştım...


Serkanın ağzından,
Şuan aynı hayallerimdeki tablodaki gibiydik... ben, Eylül ve Mete... gerçek bir aile gibi... biraz geç toparlanmıştık ama sonunda yine bir aradaydık... ben de ne kadar doğru bir karar verdiğimi anlamıştım... Eylül beni ne hatalarıma rağmen kabul etmişti, ben onu nasıl affedemeyecektim ki?

Mete yine huysuzlanmıştı, ağlıyordu, Eylül susturamamıştı... Ağlayarak bana verdi onu...

Eylül: al Serkan al... alışamayacak bana..

Mecburen aldım kucağıma, Eylülün sinirleri bozulmuştu...
Mete'yi koltuğa bıraktım ve Eylülün yanına geçtim, koltuğa çökmüş ağlıyordu. Ellerinden tuttum.

"Alışacak Eylül... daha çok küçük o...alışacak"

Eylül: bana değil Cemreye anne diyecek o... o bakmış, o büyütmüş, o yanında durmuş, o yedirmiş yemeğini, o oynamış onunla... hasta olduğunda o durmuştur başında, onun kokusunu duyarak uyumuştur... ben ne yaptım? Sadece doğurdum onu... neden bana anne desin ki?

"Eylül... yapma böyle ne olur... tabii ki sürekli onu gördüğü için ona dedi ama alışacak... sana anne diyecek..."

Eylül: gerçekten öyle mi düşünüyorsun?

"Evet... ben inanıyorum buna... ama alışması için senin de birşey yapman gerekiyor"

Eylül : ne gibi?

"mesela o işe gitmemen gibi..."

Eylül: dönüp dolaşıp bu meseleye mi geliyoruz Serkan?

"Evet.. karışma bana, neyimsin diye sormuştun ya bana... sevdiğim kişisin sen.. evleneceğim kişisin... bugün değil belki ama birgün evlenicem ben seninle.."

Eylül: o zaman evlendiğimizde karışırsın.. ama cidden benim bu işe ihtiyacım var...

"Tamam tamam... zorlamıyorum."

Eylül: hele şükür, sağol canım

"Çünkü seni beklicem... bensiz dışarı çıkmayacaksın..."

Eylül: tamam.. bunu kabul edebilirim. Ama sen yorulmayacak mısın?

"Olsun... en azından içim rahat uyurum"


Eylülün ağzından,

Şuan rüyada gibiydim... inanılmaz güzeldi. Serkan beni affetmişti, benimle ilgili gelecek planları yapıyordu ve Mete'yi görüyordum... aylardır bu anın hayalini kurdum ben...

Tek sorun Mete'ydi, Mete bana alışacak mıydı? Alışırsa ne zaman alışırdı, bilmiyordum....

Oradan hemen işe gittim, bugün çok mutluydum, yüzüme de yansımış olacak ki işteki arkadaşlar şaşırdı... bana ne olduğunu sordular hep.. mutluydum, hem de çok....

Akşamı iple çekiyordum, çünkü Serkan gelecekti... elinde gitarıyla sahneye çıktığında göz göze gelmiştik, bana gülümsemişti... en sevdiğim şarkılardan birini söylüyordu, yine anlamlı bir şarkıydı...

Duymayacağım, söylediklerin umurunda değil
Kulağım sağır kör aşkın gözüm, bitirme sözü
Bilmeyeceğim inandığın bana göre değil
Zamanla geçmez ayrılığın izi bitirme bizi

Biraz yorgunuz belki olsun sarılır dinleniriz aşka
Hayatta ne dört dörtlük ki
Tanrım dert vermesin başka

Biraz kırgınız belki, olsun döneriz en başına
Aşk bu zaten kim çözmüş
Tanrım dert vermesin başka

Yanmayacağım kor ateşlerde elimde değil
Yüreğim deli yarası ağır yanında yatır
Tutmayacağım hesaplarını dert kalıcı değil
Dönecek elbet yüzünün rengi karartma bizi

Serkan işi bittikten sonra bir masaya oturmuş beni bekliyordu... benim de işim bittiğinde hazırlanıp bekletmeden yanına gittim...

"Hazırım"

Serkan elimi tutmuştu... o an nereye gittiğimiz önemli değildi.. yanımda o olsun yeter...

Sil BaştanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin