Prenses!Celestia Ludenberg x Şövalye!Okuyucu

980 33 12
                                        

"Gücümü herkesin görmesini istiyorum. Beni anlıyorsun, değil mi?"

"Evet leydim."

"Hiç zaman kaybetme. Gölün karşısındaki krallığı benim yap."

"Evet leydim." İhtişamlı tahtında oturan prensesin kırmızı gözleri alev alev yanıyordu. Sadece bakışlarıyla insanın canını alabilen bu korkunç liderin en güvendiği şövalyesi, hizmetkarı, köpeği olan sen 'evet'ten başka kelime bilmeden, prensesin tüm dileklerini yerine getiriyordun. Peki ne uğruna? Seni sürekli olarak hor kullanmasına müsaade edip, her söylediğini yapıp, karşılığında bir şey almayacak mıydın? Elbette almıyordun, çünkü bunu sevginden yapıyordun. Prensesine olan aşkından dolayı onun kölesi olmayı kabul etmiştin. Onun dileği senin için emir, onun emri senin için mutlak...

Prensesinin istediği gibi askerlerinle birlikte deniz kadar büyük gölün karşısındaki krallığa gittiniz ve orayı kuşattınız. Geriye hiçbir şey kalmayana dek yakıp yıktınız. Prensesin adına görevini yerine getirdin ve diğer krallığın prensesini huzuruna çıkardın. "Prenses Sonia. Ne kadar acınası haldesin. Senin gibi bir soylu şu anda köpeğimin bile üstüne basmak istemeyeceği bir durumda... Cidden utanç verici."

"Neden bunu yapıyorsunuz? Asırlardır barış ve birliktelik içinde yaşamışken hem de!" Zarif kızın elmas mavisi gözlerinden düşen yaşlar bile kendisi kadar parlak ve büyüleyiciydi, ancak bu seni etkilemiyordu; senin gözünde yalnızca Celestia vardı. Onun alevi içinde yanıyordun, öyle ki yerde süründürdüğün prensesin göz yaşları bile bu alevi söndürüp seni kurtaramazdı.

"Artık devir değişti. Güç ve iktidar sahiplerinin devrindeyiz... Lütfen eski prenses Sonia'ya yeni odasına kadar eşlik edin."

"Evet leydim."

***

"Aa-aah..."

"Bir sorun mu var leydim?" Celestia'nın sıkkın iç çekişleri, başka hiçbir şeyin yapamadığı kadar seni endişelendiriyordu. Onu üzen birisi mi vardı? İşler yolunda değil miydi? Bu durumu acilen düzeltmen gerekirdi o halde! Prensesinin acı çekmesine asla müsaade edemezdin! Onun mutsuzluğu senin işkencen, onun asık yüzü senin hapishanen... O senin tüm dünyan iken dünyanın altüst olmasına göz yumamazdın.

"Şu lanet domuz hala çayımı getirmedi. Neredeyse çay saati bitmek üzere." Celestia başını zarafetle, ceviz ağacından yapılma saatine çevirdi. Dediği gibi, saat ilerliyordu ama Yamada denen mahluk hala ortalıklarda yoktu. "Böyle devam ederse çaycımı kaplanlara yem etmem gerekecek."

"Gidip kontrol etmemi ister misiniz?"

"Hmh! Dememe gerek var mı?" Prensesin karşısında saygıyla eğilip Yamada denen domuzu bulmaya gittin. Şişko oğlan kapının ağzında sıkışmış ilerleyemiyordu. Seni görünce umutla ışıklar saçmaya başladı.

"(S-S/A)-san! Lütfen yardım edin! Daha fazla ileri gidemiyorum... (S-S/A)-san..? O kılıcı ne yapacaksınız? (S-S-S-S-S/A)-san... (S/A)-san! Bekley-" Beyaz mermerler kan rengiyle boyanırken kılıcını temizleyip tekrar kabzasına taktın.

"Domuz yerini bilmeli."

***

Halk artık isyanın eşiğindeydi, ortalık kızışıyordu; köylüler öfkeyle sarayın kapısında toplaşırken Celestia ağlamaktaydı. "Nasıl bu kadar aptal ve bencil olabilirler? Onlara yaptığım onca şeyden sonra bana, prenseslerine, baş kaldırmaya teşebbüs ediyorlar. Ama sen onlardan değilsin, (S/A). Sen bana ihanet etmeyeceksin. Beni sonuna dek koruyacaksın, değil mi?" Kız yakana yapışıp seni sarsmaya başladı; gözlerinin alevi gittikçe hiddetlenirken sakince kızın ellerini tuttun ve karşısında diz çöktün.

"Gerekirse cennet iste, gerekirse cehennemin yok oluşunu... Ben her daim dileklerini yerine getirmek için nefes alıyorum."

"Ah, bunu duyduğuma nasıl sevindim bilemezsin. O halde... Benim için ölür müsün?"

"Hiç tereddütsüz, sevgilim."

Danganronpa OneshotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin