Uyarı! Bu bölümde fazlasıyla argo kullanılmıştır.
"Hey, pis bakire! Bana şu tornavidayı ver! Sonra Kiibo'ya yerleştireceğimiz şu zımbırtıyı ver. Ardıdan da biraz yağ getir, sevgili arkadaşımızın paslanmasını istemeyiz."
"Merak etmeyin Iruma-san. Benim bütün parçalarım paslanmaz metalden yapıldı. Suya girsem dahi hiçbir şey olmaz." Kiibo gururla göğsünü kabartıp gülümserken Iruma azmış bir şekilde oğlanın karnındaki parçaları inceliyordu.
"O zaman kendini havuza at." diye mırıldandın, neyseki Kiibo'nun süper duyma algısı şimdilik kapalıydı ve seni duymadı -Iruma ayrı bir alemdeydi zaten. Yanağını şişirip kaşlarını çattın ve alet kutusundan garip şekilli tornavidayı aldın. Bu işi neden yapıyorsun? Kiibo'yu sevmiyordun ama Iruma'nın onu daha iyi yapmasına neden yardım ediyordun? Elbette açık değil miydi? Sırf Iruma ile biraz daha zaman geçirmek içindi ama kız senin varlığından bihaberdi, yalnızca ayak işleri olacaksa dikkatini çekiyordun; sürekli sürekli sürekli sürekli sürekli gözü ve ilgisi Kiibo'daydı. Eğer şu aptal öldürme oyunu ve kuralları olmasaydı... Neler saçmalıyordun? Kafanı sallayıp yanlış düşünceleri zihninden uzaklaştırdın. Birisini öldürmek kadar korkunç bir şey olamazdı. Ama bahsettiğin kişi bir robot değil miydi, yani cana kıymak sayılır mı?
Tornavidayı mucitin eline tutuşturup kenara çekildin. "Amma uzun sürdü. Ayağının altında salyangoz sümüğü falan mı var? Tilkinin becerdiği kaplumbağa bile senden hızlıdır. Şimdi git ve bana şu aleti getir." Garip icatların durduğu masanın üzerinde duran siyah-yeşil aleti kucakladın ve mucitle robota döndün. Gerçekten, bu kızı niye seviyordun? Güzelliği ve zekası dışında hiçbir iyi yönünü göremiyordun, bu özelliklerini bile tek seferde heba edebiliyordu. Hepsine rağmen ondan vazgeçemiyordun, tıpkı nikotin gibi bırakması güçtü. Derince iç çekip kucağındaki aleti Kiibo'nun yanına koydun.
"Yardımlarınız için teşekkürler (S/A)-san/kun. Sizin de sayenizde her geçen gün arkadaşlarımı koruyabilecek hale geliyorum. Yakında hepinizi buradan çıkaracağım."
"Kendi içine bir bomba koy ve tepemizdeki kafesi patlat." diye mırıldandın ekşi bir suratla.
"Afedersiniz, anlayamadım."
"Boş boş konuşacağına git de bir işe yara." diye araya girdi Iruma. "Su falan getir, terden fazla su kaybettim. Benim gibi güzel bir dahinin bolca suya ihtiyacı var. Böylece -diğer ezik kızların aksine- genç ve güzel kalabilirim. Ne kadar harikayım, değil mi? GAHAGAHGAH! Ah, elbette Kiibo'nun yağını unutma." Başını hayal kırıklığıyla öne eğip Iruma'nın laboratuvarından çıktın. Öncelikle kafeteryaya gitmeliydin, değil mi? Orada normalde Kirumi, diğerleri için yemek yapardı -son beden eğitimi dersinden kalana kadar. Onun yemeklerini nasıl özlemiştin, dertleşecek ve başını omzuna koyacak birisinin olması çökmek üzere olan insanlar için ne kadar gerekli, haksız mıydın?
Kafeteryanın kapısını itip içeri girdiğinde Gonta ve Ouma'nın birlikte çay içtiklerini gördün -Ouma daha çok önündeki kurabiyelerle oyun oynuyordu. İkisi de senin içeri girdiğini gördüklerinde sana dönüp el salladılar. "(S/A)-san/kun, hoşgeldin. Ouma-kun da Gonta'ya kurabiye yarışının nasıl yapıldığını öğretiyordu."
"(S/A)-chan! Tam zamanında! Hadi, sen de katıl!" Minik oğlan koluyla birlikte vücudunu da sallayarak seni selamladı. İkisine yalnızca buruk bir gülümseme ve küçük bir el sallamayla karşılık verdin ve mutfağa yöneldin. "İyi dinle Gonta! Kurabiye yarışının en önemli noktasına geliyoruz! Bir centilmen olarak hiçbir zaman parmakların böyle durmamalı."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danganronpa Oneshots
FanfictionSanırsam ilk Türkçe Danganronpa x Okuyucu kitaplarından biri. Yanlışsam söyleyin. [İstek almıyorum]
