Sevimli şeylere karşı hep bir zaafın olmuştur; peluş oyuncaktan tut tatlılara, araba süslerine, anahtarlıklardan pijama üstündeki desene kadar sevimli bulduğun her şeyi biriktirirdin. Evin gereksiz ama sevimli eşyalarla öyle çok dolmuştu ki neredeyse yürünmüyordu; bu duruma sinirlenen annen yalnızca birkaç parça bırakmanı, geri kalanını çöpe atmanı söyledi. "Sadece beş parça. Dahası yok!" Annene ne kadar yalvarsan da seni dinlemiyordu, sözünden dönmeyecekti ve keçi gibi inadı vardı. Mecburen bütün eşyalarını ayıklamak zorunda kaldın, ne kadar istemesen de eşyalarının büyük çoğunluğu çöpü boyladı, sen ise arkalarından ağlamakla yetiniyordun; gene de geride kalan yüzlerce eşya vardı. Annene yalvaran gözlerle son bir kez baktın ama o başını hemen başka yöne çevirip kararındaki kesinliği sana gösterdi. Hiçbirini atmak istemiyordun ama, hepsi çok şirindi ve de değerliydi; onları toplamak için çok uğraşmıştın ve şimdi hepsinden tek seferde kurtulmanı istiyorlardı, bu resmen canilik! İçin kan ağlayarak bütün sevimli eşyalarını çöp poşetlerine doldurdun, geriye sadece beş tane kalmıştı; koca koleksiyondan beş tane. "(İ/A)! Kokichi geldi!" Poşetlerin ağızlarını bağlayıp yerde sürüyerek antreye çıktın; yüzün beş karış, minik oğlanı karşıladın ve poşetleri dışarıdaki çöp konteynırına fırlatıp attın.
"Nesi var?" dedi Ouma annene.
"Bütün çöpünü evden attırdım."
"Huaaa! Bu çok iyi oldu! Size de kolaylık olur, bence en iyisini yaptınız! Çocuğunuzun onca emek verip topladığı eşyaları tek seferde kapı dışarı edip ev içerisinde daha fazla boş alan yaratmakta sonunda kadar haklısınız. Eğer isterseniz onunla konuşup fikrini değiştirmesini sağlayabilirim." Ouma böyle söylediğinde annen sanki büyük bir hata yapmış gibi hissetti, ama bu eşyaların hiçbirine ihtiyacın yoktu, yani o kadar da üzülmeyecekti. Asık suratınla, Ouma seni odana götürdü; neşeni yerine getirmek için birkaç fotoğraf ve yalan işe yarayacaktı.
Telefonundan sevimli hayvan resimleri açıp sana uzattı. "Baksana (S/A)-chan, şu panda ne kadar da tatlı? Aşırı yuvarlak, aşırı tüylü, çok pofuduk. Sarılmak için ideal! Sanki içinde kaybolabilirmişsin gibi." Senin sesini çıkarmadığını görünce Ouma endişelenmeye başladı, sorun düşündüğünden de büyüktü. "Ah! Bir de şu kedi yavrusu var. Ne kadar da minik! Şu patilere bak hele! Minik minik, ne kadar da sevimli!"
"..."
"O halde banyo yapan yavru köpek videosuna ne dersin? Hadi (S/A)-chan, tepki ver bana." Ouma yanaklarını sıkıp uzatabildiği kadar uzattı, sonra avuçları arasına sıkıştırıp başını sağa sola sallamaya başladı. "Böyle surat asma... O sevimli yüzün gülerken daha güzel. Hadi benim için gül. Aynen şöyle-" Ouma işaret parmaklarını kendi yanaklarına dokundurup başını yana eğdi ve sana gülümsedi. "Hadi sen de yap. Dudaklarını yukarı kıvır, işte böyle." Bu sefer kendi dudaklarının iki ucunu yukarıya çekti, böyle yapınca adeta hamstere benziyordu. "Ya da seni gıdıklayabilirim~ O zaman kesin gülersin." Şimdi de ellerini havaya kaldırıp çılgın, kötü doktor havasına bürünmüştü, yüzüne ürkünç bir gölge düşmüştü.
"Hahaha!"
"İşte böyle! Sonunda seni güldürdüğüme sevindim."
"Çok tatlısın~" Ouma'nın yanakları aniden alev almaya başladı, iltifatını duyunca utançla kendini geriye attı.
"T-Tatlı falan değilim!" diye bağırdı oğlan, söylediğin karşısında hemen bir yalan uydurup seninle dalga geçmesi gerekirken neden aniden dili tutulup mızmız çocuklar gibi itiraza başlamıştı?
"Kesinlikle çok şirinsin."
"Değilim diyorum sana!" Ouma öfkeyle çığırırken ona sıkıca sarıldın ve yanağını onunkine bastırdın.
"Eğer şirin Ouma-chan'ım hep yanımda olacaksa diğer zımbırtılar için üzülmeme gerek olmaz~"
"İ-İyi de sevimli, şirin ya da tatlı değilim... L-Lütfen beni bırak!" Ouma seni ne kadar itelese de ona adeta yapışmıştın, kesinlikle bırakmaya niyetin yoktu.
"Ama sen çooook tatlısın~" Oğlanın yanağına içten bir öpücük kondurdun, ardından sallanmaya devam ettin. Ouma kızaran yanaklarıyla olduğu pozisyonda kalakalmıştı, ama sonunda gülümsediğin için bunlara değdiğini düşünüyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danganronpa Oneshots
FanfictionSanırsam ilk Türkçe Danganronpa x Okuyucu kitaplarından biri. Yanlışsam söyleyin. [İstek almıyorum]
