Nagisa Shingetsu x Okuyucu Part 2

456 14 26
                                        

"Bu çocuk gitmeli!" Monaka'yı bunu söylerken çok duymuştun, senden bahsettiğini adın gibi biliyordun ve çok korkuyordun. Seni öldürmeye yeltenebilirdi; tekerlekli sandalyede olması onun için engel olmamalıydı, bir yolunu bulup sana saldırabilirdi. Belki kendisi değil, hizmetçiyi üstüne salabilirdi ama genç yetişkin bu duruma inatla karşı çıktığından ondan korkmana gerek olmadığını düşündün. Yine de geceleri uyuyamıyordun, kapının her an açılıp içeri birinin girebileceğini düşünüyordun. Odanda herhangi bir ses duyunca irkilip yerinden fırlıyor, etrafı kolaçan edip tekrar yatıyordun. Günlerce uykusuz kalmıştın ve yorgunluktan ölmek üzereydin.

Nagisa bunu fark etti ve yanına oturup dizindeki elini tuttu. "Her şey yolunda mı? Pek iyi görünmüyorsun."

"Uyku tutmadı. Bir türlü uyuyamıyorum. Açıkçası sanırım hala yalnız kalmaktan korkuyorum." Yüzüne buruk bir gülümseme yerleştirip oğlanın endişesini uzaklaştırmaya çalıştın. Neden yeni gelenin boş sözlerine inanıp Monaka'dan şüphe etsin? Elbette eski arkadaşına daha çok güvenecek ve onun tarafında olacak. Dışarıdan gelen bir yabancının söz hakkı olmamalıydı, zaten Nagisa'nın kendisi de sana yeteri kadar güvenmiyordu. Seninle iyi arkadaştı, diğerleri gibi sana hemen ısınmıştı; oyunlarda veya plan yaparken seni yakınında tutup senin de fikrini alır, seni gruptan biri gibi gösterirdi; yine de bir o kadar soğuk ve uzaktı.

"Anladım. Eğer istersen bu gece seninle kalayım, veya kendini daha iyi hissedene kadar. Böylece korkacak bir şey olmadığına kendini ikna edersin."

"...Olabilir. Teşekkür ederim Nagisa." Oğlanın yanakları pespembe oldu ve fularıyla oynamaya başladı.

"Ö-Ö-Önemli değil c-canım. G-G-Görevim sa-sa-sayılır..."

***

Akşam olduğunda Nagisa söz verdiği gibi yanına geldi, pijamalarını giyip hazırlanmıştı ve seninle birlikte yatağına uzandı. Birbirinize dönüp küçük, çocuksu ellerinizi üst üste koydunuz. "Bugün nasılsın? Uyuyabilir misin?"

"Evet. Yanımda kaldığın için teşekkürler, çok daha iyi hissediyorum."

"Benim için sorun değil... Ne de olsa birbirimize destek olmamız gerek. Artık sen de bizden birisin, sorun yaşadığında sana yardım etmek hepimizin görevi. Sen de aynı şeyi yapardın, değil mi?" Başını hızla sallayarak oğlanı onayladın.

"Elbette. Eğer Nagisa, sen olmasaydın şu ana dek ölmüş olurdum. Sana hayatımı borçluyum."

"Bana teşekkür etmene gerek yok, hiçbir konuda. Ben sadece birliğimizi ve geleceğimizi düşünüyordum. Fazladan birinin olmasının bize yardımcı olacağını düşündüm, hepsi bu."

"...Yine de-"

Gıcırt! Gacurt!

"O neydi!?" Yerinden fırlayıp etrafı kolaçan ettiğinde Nagisa'nın ödü koptu.

"Sakin ol, sadece dolap -yani sanırım. Sorun yok." Oğlan seni omuzlarından tutup geri yatırdı, bu sefer ama bir baba gibi, bir abi gibi sana sıkıca sarıldı. "Ben buradayım. Sakin ol. Kimse sana dokunamaz. Ben buradayım. Sorun yok. Korkma." Oğlanın telkin edici sözleri işe yarıyordu, daha sakin ve güvende hissediyordun; Nagisa'nın yanında olması seni mutlu ediyordu, sanki kimse sana dokunamazmış gibiydi. Fakat sen haklıydın: Monaka gecenin yarısında yanınıza gelmeye kalkmıştı, elinde mutfak bıçağı vardı. Nagisa'nın sesini duyar duymaz da korkup geri kaçmıştı, duyduğun ses de o telaş anında tökezlemesiydi.

***

Sabah olduğunda fazlasıyla dinlenmiş hissediyordun, uzun zaman hasret kaldığın uykuyu yeterince almıştın; nitekim Nagisa hala uyuyordu, hala yorgun olmalıydı. Onu rahatsız etmeden kalkıp giyindin, odandan sessizce çıkıp çoktan uyanmış olan Utsugi ve Monaka'nın yanına gittin. "Günaydın (S/A)-chan! Bugün çok tatlı görünüyorsun!" diye çığırdı Utsugi ve sana sıkıca sarıldı.

"Teşekkür ederim, sen de öyle."

"Hizmetçiden sana kahvaltı getirmesini isteyelim." dedi Monaka neşeyle ama dehşetle "Hayır!" diye çıkıştın, iki kız da bu hareketine çok şaşırdı.

"Y-Yani aç değilim. Kahvaltıyla aram yok."

"Olmaz öyle şey! Sana çoooook güzel bir kahvaltı hazırlatacağım. Hatta ben sana yedireceğim. Yemek yiyen (S/A)-chan öyle tatlı ki kahvaltı niyetine seni yemek istiyorum!" Utsugi yanağını dudakları arasına sıkıştırıp çekti.

"Madem öyle diyorsun." Eğer pembeli hazırlarsa sorun yoktu, ona daha çok güveniyordun fakat Monaka'nın bakışlarını yalnızca sen farkediyordun, seni her an öldürebilirmiş gibi görünüyordu. Sakat kızın yanından ayrılırken korkuyla yutkundun ve Utsugi'ye daha çok sokuldun.

***

Bugüne özel aşağıya inip tebanızı selamlayacaktınız. Herkes ayrı yerlere dağılırken sen hizmetçinin arkasına saklandın. "Bir sorun mu var?" Tuhaf saçlı oğlan tek dizi üstüne çöküp seninle yüz yüze geldi. "Sen diğerlerine niye katılmıyorsun?"

"O Monokuma çocukları veya psikopat yetişkinler görmek istemiyorum. Hepsi çok korkunç. Ya ben oradayken beni öldürürlerse?"

"Sorun yok. Çocukların hepsi senin dostun, başın derde girerse sana yardım ederler. Ayrıca yetişkinlerle sorun yaşarsan ayı robotların yakınına git, onlar durumu kontrol altına alırlar. İçin rahat olsun." Delikanlı sağlam eliyle başını okşadı. "Şimdi git ve oyna." Başını yukarı aşağıya sallayıp aşağıya indin.

Şehirde gezinirken bacakların yeni doğmuş kuzu gibi titriyordu. Burayı bilmiyordun, nerede olduğunu bilmiyordun, yolları bilmiyordun; neden bunca ölü insan ve metal yığını var onu da bilmiyordun ve çok korkuyordun. Her an köşeden biri çıkıp seni öldürebilirmiş gibi geliyordu. Başlangıç noktasından fazla uzaklaşmadan yakın çevrede gezindin, sonunda yeteri kadar yürüdüğünü düşünüp geldiğin yoldan geri döndün. Nagisa da senin gibi geri dönüyordu, onu görür görmez ona koştun ve sıkıca sarıldın. "N-Neler oluyor!? Yetişkinler mi?"

"Bir daha inmek istemiyorum! Ben yukarıda mutluyum! Lütfen beni zorlamayın!"

"S-Sorun yok. Eğer rahatsız oluyorsan benimle gezebilirsin..." Oğlan başını okşayıp seni sakinleştirmeye çalıştı. "Sorun yok. Daha yenisin, alışırsın."

Danganronpa OneshotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin