Owada Mondo x Okuyucu

490 14 10
                                        

İki tekerlekli canavarın çıkardığı gürültü boş sokaklarda yankılanıyordu, motorun çıkardığı her ses sanki bomba patlıyormuş gibi kulakları tırmalıyordu ve her seferinde kalpleri hoplatıyordu. Evlerinde huzurla uyuyanlar korkuyla ayağa kalkıyor ve dışarıdaki bu gürültüyü merak edip pencerelere dayanıyorlardı, daha sonra maganda çetesini görünce telaşla geri çekilip telefonlara asılıyor, polisi arıyorlardı.

En önden giden motorun üstündeki iki gençten önde olan coşkuyla naralar atarken arkadaki ona sıkıca sarılmış, gözlerini de korkuyla yummuştu. Hızı sevdiği doğruydu ama bu kadarını değil, öyle hızlılardı ki rüzgar kırbaç gibi yüzüne çarpıyordu, nefesi kesiliyordu; arkalarından gelen motor çetesinin rastgele ateşledikleri mermiler de onun güvensizliğini daha da arttırıyordu. "Mondo! Lütfen dur!" diye yalvardın oğlana ama sesini duyuramadın. Oğlan çığlıklarına devam edip hızını arttırdı ve motorun ön tekerini havaya kaldırdı; kalbin yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı, sanki birazdan oracığa yığılacakmışsın gibi de beynin uyuşuyordu; korkudan oğlana öyle sıkı sarıldın ki suya düşmüş ve kurtarılmış veya ağaçta mahsur kalmış kedi gibi tırnaklarını oğlana geçirmiştin. "Mondo!" diye onu son kez uyarmak istedin ama oğlana hiçbir ses ulaşmıyordu, kavşakta karşılaştığı traktörün güçlü kornası bile. Traktör sizi altına alıp metrelerce sürükledikten sonra dengesini kaybedip yana, elektrik direklerinin üstüne, devrildi ve kaçan elektriklerden dolayı alev aldı, ortaya büyük bir patlama çıktı.

Olay yerine gelen ambulans ve itfaiye ekipleri traktör şoförünü ve sizi kurtarmakta fazlasıyla zorluk çekmişti, özellikle de Mondo ve senin birkaç tonluk traktörün altında kalmış olmanızdan dolayı size ulaşmaları daha zor olmuştu. Hepiniz hastaneye kaldırılıp acilen ameliyata sokuldunuz. Yakınlarınız sizlerin gözlerinizi açmanızı beklerken günlerce hatta haftalarca hastane koridorlarında sabahladılar. Sonunda endişeli günler bitmiş ve güzel haber onlara ulaşmıştı, Owada uyanmıştı. Bütün çete, genç oğlanın başına toplanmış, iyi dileklerini ve geçmiş olsun hediyelerini sunuyorlardı. Oğlan hepsini neşeyle kabul edip teşekkür etti, daha sonra kara bulutlar anılarını örttü, aklına o kaza anı geldi, burada neden olduğu. O kazada sen de oradaydın, hemen arkasındaydın; senin yalvaran sesini hayal meyal anımsıyordu, daha sonra kazada ondan ayrıldığını...

Telaş içerisinde koluna bağlı serumları söküp, yatağından fırlamaya kalkınca tanıdıkları onu zorla yatağa geri yatırdılar, içlerinden bazıları hemşireleri ve doktorları çağırdı. Owada senin adını bağırıp, onlardan kurtulmak için debelenirken odaya gelen sağlık görevlileri oğlanı anesteziyle uyuttu, sonrasında serumları tekrar bağlayıp oğlanı da yatağa sabitlediler. Bunun yasallığı tartışılırdı ancak şu durumdayken hareket etmemesi en doğrusuydu.

Owada kendine geldiğinde Ishimaru ve Fujisaki hemen yanıbaşındalardı. Küçük olan heyecanla diğerine haber verirken yerinde zıplıyordu. "Kardeşim! İyi misin!?" dedi Ishimaru, Owada'nın dibine öyle çok yanaşmıştı ki neredeyse öpüşeceklerdi; ardından siyah saçlı oğlan, hasta arkadaşının yüzünü çekeleyerek, çimdikleyerek, orasını burasını oynatarak sağlığını -kendi çapında- kontrol etmeye çalıştı. Sonunda Owada'nın onu sinek gibi kovalamasıyla ondan uzaklaştı ve içten bir kahkahayla arkadaşını selamladı. "Elbette, bu denli küçük bir kaza kardeşimi yıkamaz. Ahahaha!"

"(S/A) nerede? O nasıl?" diye sordu punk, yattığı yerden doğrulmak istedi ancak belirsiz bir güç onun hareket etmesini engelliyordu. Oğlan sakince başını kaldırdığında bileklerine bağlanmış kemerleri gördü ve panik içerisinde çırpınmaya başladı. Başında bekleyen iki arkadaşı onu yatıştırmaya ve her şeyin yolunda olduğuna ikna etmeye çalışıyorlardı ama Owada yalnızca tek bir konuya takılmış, deli gibi çırpınıyordu. "(S/A) NERDE!? NEREDE O!? LÜTFEN SÖYLEYİN! (S/AAAA)!" Oğlanın çığlıklarını duyan hemşireler içeri girdiklerinde Ishimaru her şeyin yoluna gireceğini söyleyerek onları dışarı çıkarmaya ve arkadaşının biraz daha morfin almasına engel olmaya çalıştı; eş zamanlı olarak Fujisaki de Owada'nın yanına eğilmiş, onu yatıştırmaya çalışıyordu.

"(S/A)-san iyi! O iyi! Lütfen sakin ol! Sakinleş lütfen!"

"Onu görmeme izin verin! Lütfen bırakın da onu göreyim!"

"B-Bu iyi bir fikir değil..." dedi Fujisaki kararsız bir tonda. Söyleyeceği veya söylemeyeceği her şey arkadaşını etkileyecekti ama minik oğlanın endişeyle titremesi esnasında esmer olan araya girip "Bence gitmeli." dedi. Bunu duyunca Fujisaki hayretler içerisinde başını Ishimaru'ya çevirdi; buna izin vermemeleri taraftarı olduğundan minik ellerini, Owada görmeden sallayıp Ishimaru'yu durdurmaya çalıştı fakat esmerin sözleri sayesinde hasta arkadaşları sakinleşmiş ve susmuştu. "Eninde sonunda..." diyerek küçük oğlanın şaşkınlığına cevap verdi Ishimaru, başka da bir şey söylemeden hasta arkadaşının tekerlekli sandalyeye oturmasına yardım etti ve onu senin odana kadar götürdü. Odanın önüne geldiklerinde sakince kapını tıklatıp senden izin gelmesini bekledi, senin sakin sesini kapının diğer ucundan duyunca kolu indirip kapıyı açtı ve Owada'yı içeri soktu; hemen arkalarından gelen Fujisaki, herkes içeri girdikten sonra kapıyı kapatıp odanın en uç köşesine sindi. "Rahatsız ettiğimiz için üzgünüz." Ishimaru karşına geçip abartılı biçimde eğilince oğlanı kalkması için zorladın.

"(S/A)! İyisin!" Owada sandalyesinden güçlükle kalkıp senin yatağına oturdu ve ellerini sıkıca tuttu, yüzü umutla parlıyordu. "Seni dinlemeliydim, gerçekten çok özür dilerim. Bundan sonra söz veriyorum böyle tehlikeli işler yapmayacağım. Beni affedecek misin?" Yüzüne kasıntı bir gülümseme yerleştirip geriye çekildin -ellerini de oğlandan kurtardın; bundan sonra söylediklerin ise oğlanın tüm dünyasını yıkmıştı.

"Pardon ama sen kimsin? Ah... Eğer- Senin yüzünden bu haldeysem seni affetmem için bir sebep söyle. Senin yüzünden hafızamı kaybettim, değil mi? Ne diye bunu yaptın!? Eğer elindeydiyse niye durmadın!? Neden beni de peşinde sürükledin!?" Owada şoktan titreyen ellerini, seninkileri tekrar tutmak için uzattığında ondan daha da uzaklaştın; oğlan senin kaçışını boş ve ölü bakışlarla izlerken heykel gibi kaskatı oldu.

"(S/A)... Çok üzgünüm..." dedi nefesi üzerinden. Fujisaki sindiği köşesinde ağlarken Ishimaru da arkasını sizlere dönüp yaşlarına hakim olmaya çalışıyordu. "Böyle olsun istemedim... Lütfen affet..." Owada başını kucağına koyup hıçkırıklarla ağlamaya başladı ama bu seni zerre üzmedi, ona acımıyordun veya sempati duymuyordun çünkü onu hatırlamıyordun; o yüzden de oğlanın öylece ağlamasına izin verdin. "Gerçekten üzgünüm... Çok, çok, çok üzgünüm..."

Danganronpa OneshotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin