"...Eğer yanlış kişiyi suçlarsanız masum tüm öğrenciler cezalandırılacak! Bunlar kısacası Sınıf Duruşmasının kuralları."
"Bu arada, cezalandırmak derken..?" diye sordu Yamada, soru sormak için kaldırdığı eli, aldığı cevapla gerisin geriye bel hizasına düştü.
"Ah, kısaca söylemek gerekirse idam diyebiliriz."
"İ-İdam derken... Nasıl yani?" Zavallı Fujisaki'nin bacakları yeni doğmuş kuzu yavrusu gibi titrerken sana yaslandı.
"İdam dediğim idamdır! Elektrikli sandalyede çarpılma, zehirli gaz soluma, kasırga tarafından parçalanma. Aklınıza gelebilecek en değişik senaryolar ve dahası." Kimse korkudan konuşamıyordu, yalnızca garip iniltiler duyuluyordu.
"Eğer yanlış kişiyi seçersek hepimiz mi idam ediliriz?" diye kekeledi Ishimaru.
"Aferin sana! Ne kadar zeki bir şempanzesin. Katil olmadığını böyle soğukkanlılıkla gösterdiğin için de bravo. Kısacası bu duruşmalar jüri benzeri bir sistemle gerçekleşecek. Ve katili sizler belirleyeceksiniz." Monokuma yumoş pençesini sizlere uzattığında Enoshima öfkeyle kükredi.
"Bekle biraz! Bu söylediklerin tamamen saçmalık! Sınıf Duruşması da ne demek oluyor? Bu saçmalığa katılmak istemiyorum!"
"Hm? Neden?"
"Neden mi!? Niye biz suçluyu bulacakmışız, seni piç!?"
"Ağzını topla!"
"Diyene bak! Öl veya öldür, ne istersen yap! Ben bu işte yokum!"
"Haaaa! Gözümün önündeki bu şeytani gücü gördükçe tir tir titriyorum. A-Ama, BEN ŞEYTANA KAYBETMEM! Sonuna dek savaşacağım!" Monokuma sivri tırnaklarını çıkarınca Fujisaki sana daha sıkı tutundu.
"Enoshima-san, lütfen sakin ol-" Ama korkudan kısılmış sesin kıza ulaşmadı bile.
"Bundan sıyrılmak için anca cesedim çiğnemen gerek!" Monokuma sahneden aşağıya indi ve Enoshima'ya doğru hamle yaptı. Panik içerisinde, araya girmek için Fujisaki'yi kenara itip öne atıldın ama kız çoktan Monokuma'yı ayağının altına almıştı.
"Hemen. Bunu beğendin mi!?"
"Ya sen? Müdüre şiddet uygulamanın okul kurallarına aykırı oluğunu söylemiştim. Okul kurallarını çiğneyenlere ne olduğunu biliyorsun, değil mi? Çağırma büyüsünü aktifleştiriyorum! Yardım edin, Gungnir Mızrakları!" Monokuma'nın çıkardığı alarm sesleriyle tetiğe geçtin ve Enoshima'ya doğru atıldın.
"Enoshima-san!" Kızı zamanında kenara itmeyi başarmıştın ancak vücudunun çeşitli noktalarında büyük derecede bir acı hissedince olduğun yerde donakaldın. Etrafından gelen çığlıklarla korkun daha da büyüdü ve sonunda üzerine baktın, Monokuma seni gerçekten de seni şişlemişti. Kanın, mızraklardan kayıp yerde koca bir gölcük oluşturmuştu. Korkudan mı yoksa göğsünden geçen iki mızrak yüzünden mi emin olamamıştın ama nefes almakta zorlanıyordun, boğazında kocaman bir düğüm oluşmuştu ve boğuluyordun. Hemen karşında, yerde, dehşetle seni izleyen siyah saçlı Enoshima'nın yüzü ve kıyafetine senin kanın bulaşmıştı. "En azından güvende." diye geçirdin, korku ve rahatlamanın birleşmesiyle ortaya çıkan garip ve ağır duygularla gözlerin doldu; koca yaş kütleleri yanaklarından aşağıya kayarken Enoshima yerinden fırlayıp sana uzandı.
"(S/A)!" Bedenin ağırlaşınca kendini koyverdin ve yere kapaklandın. İçinden geçen mızraklar sen yere düşünce bedenini parçaladılar ama vücudun bunun acısını hissedemiyordu. Gözünün önünde beliren beyaz ışığı görünce korkun daha da arttı, henüz ölmek istemiyordun. Daha yaşayacak uzun bir ömrün vardı ve onu yalnız bırakmayı istemiyordun. Sadece biraz daha...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danganronpa Oneshots
FanfictionSanırsam ilk Türkçe Danganronpa x Okuyucu kitaplarından biri. Yanlışsam söyleyin. [İstek almıyorum]
