Shingetsu Nagisa x Monaka

356 9 3
                                        

Güzel bahar havasında, şehir merkezinin tam ortasındaki yeşil alanda aileler, arkadaşlar, hayvanlarıyla gezmeye çıkan herkes sıcak güneşin altında, esen tatlı meltemle, günün içinde oradan oraya savruluyordu. Çocuk oyun alanı tıklım tıklım doluydu; hepsi etrafa koşuşturup aletlere biniyor, birbirlerini ite kaka oynuyorlardı.

"Aaaah~ Neee kadar harika, değil mi canlarım?" Bir modelin fiziğine sahip, pahalı marka kıyafetleriyle ortama fotoşoplanmış gibi duran genç kadın etrafındaki beş küçük çocuğa döndü ve uzun ağızıyla gülümsedi.

"Bu çocukların hepsi salak!" dedi kızıl saçlı olan. "Junko abla bizi niye buraya getirdi?"

"Elbette sizlere bir ders vermek için. Sizler benim değerli yavrularım, umut savaşçılarım, burasının ne kadar umutsuz halde olduğunu göremiyor musunuz?"

"Ama bana gayet normal görünüyor..." Maskeli olan sesini çıkardığı için pembe saçlı olan oğlanın kafasına şaplak indirdi.

"Junko ablanın sözünü sakın kesme!"

"Öhöm! Nerede kalmıştım?"

"Junko abla doğru söylüyor." Tekerlekli sandalyedeki kız eliyle arkasında duran mavi saçlı oğlana ilerlemesini işaret etti. Oğlan pembe yanaklarıyla sandalyeyi Junko'nun yanına ittirip kenara çekildi. "Buradaki çocuklar yeterince özgür değiller. Hepsi aileleri tarafından zincirlenmiş durumda. Başlarında korkunç yetişkinler olduğu sürece asla yeterince özgür olamazlar. Yeterince özgür olamazlarsa umutsuz olurlar. Yetişkinler umutsuzluk yayarlar. Bu çocukları uyarmamız ve uyandırmamız gerek."

"Yaaa~ Çok doğru söyledin. Bütün bu çocuklara umut saçmamız gerek! Bunun için de yapılacak şeyi biliyorsunuz. Yetişkinlere kendi silahlarıyla saldırmanız gerek."

"Umutsuzluğu yenmenin tek yolu umutsuzluktur." dedi mavi saçlı olan. "İki umutsuzluğun çatışmasıyla umut özgür kalır. Umudu özgür bırakmak için bütün bu çocukları özgür kılmamız gerek."

"Çok iyi söyledin Nagisa-kun."

"Ne? Ya- Öyle değil... Monaka'dan kopya çektim aslında..." Oğlan utançla parmaklarıyla oynarken çocuklar neşeyle haykırdı.

"Umudun Savaşçıları herkese umut dağıtacak!"

"Hadi işe koyulun canlarım." Çocukların her biri ayrı yöne dağıldı, oyun sahası resmen kaosa dönmüştü; tüm çocuklar yetişkinlere eşek şakası yapıp onları korkutuyordu, onlardan kaçıp diğer çocukların tuzaklarına çekiyorlardı.

"Monaka, yardım ister misin?"

"Kendim halledebilirim, teşekkür ederim Nagisa-kun."

"İstediğin herhangi bir şey olduğunda buradayım, bunu sakın unutma."

"Bunu elbette biliyorum-"

"Ah! Genç aşıklar! Ne kadar da harika!" Junko iki çocuğun arasına girip Monaka'nın ellerini tuttu, bunu yaparken de Nagisa'yı biraz çemberin dışına itti. "İkiniz arasında yeşeren bu küçük umut, ileride tüm insanlığın aydınlanmasında rol oynayacak büyük olay için küçük bir adım. Bu umudu sakın kaybetmeyin canlarım! Yoksa ileride ne tür umutsuzluklar doğar bilemem."

"Junko abla! Lütfen böyle söyleme! Romantizm yetişkinlere ait, iğrenç bir şey." diye sızlandı Monaka.

"D-Doğru! Biz yetişkinler gibi olmayacağız! S-Sadece çok yakın iki arkadaşız..."

"Hihihi~ Umarım öyledir. Küçük umudunuzu iyi saklayın." Junko ikisinin de başlarını okşayıp oradan uzaklaştı.

"Neydi bu şimdi?" diye mırıldandı Nagisa saçını düzeltirken. Junko ablası da yetişkindi ama onları anlayıp seven tek kişiydi, o yüzden onun söylediği her şeyin bir önemi vardı. Ama bu yetişkinlere özel konuşmayı anlamış değildi.

"Baksana Nagisa-kun."

"Hm?"

"Biliyorsun, değil mi? Eğer Junko ablaya bir şey olursa onun dileğini gerçekleştirecek varisi ben olacağım... Ama bu seni unutacağım anlamına gelmez."

"Ha? P-Peki diğerleri?" Oğlanın kırmızı yüzünde bir salaklık vardı, aniden duygusal konuşmalara başlamak Monoka'ya göre değildi.

"Onlar kendi başlarının çaresine bakar. Ama sen benim için özelsin." Kız tekerlekli sandalyesini Nagisa'ya yaklaştırıp oğlanın ellerini sıkıca kavradı. "Junko abla benim bütün dünyam, o benim için ikinci bir kapı. Ama Nagisa-kun, sen benim çok değerli bir arkadaşımsın." İşte bu! Değerli arkadaş! Herkesten daha önemli olduğu anlamına geliyordu, değil mi?

"Monoka... Senin için her şeyi yaparım, çünkü sen de benim için değerlisin."

"Teşekkür ederim Nagisa-kun! Çok mutlu oldum." Oğlan salak salak sırıtırken Monoka göz ucuyla, onları uzaktaki bir banktan izleyen Junko'ya baktı. Genç yetişkin uzun tırnaklı elleriyle önce selam verip sonra parmağını boğazının üzerinde yanlamasına gezdirdi. İşaret buydu. Enoshima Junko'nun istediği büyük kaosun gerçekleşmesi için Monoka'nın en büyük umutsuzluğu, en büyük acıyı tatması gerekti.

Sevdiği kişinin ihaneti yeterince büyük bir umutsuzluk değil miydi?

Monoka'yı olabildiğince iyi göstermeye çalıştım ama sonuçta Junko gibi umutsuzluk olduğu için biraz ikilem yaratmak istedim. One-shot olduğu için çok derine inemedim gerçi. Umarım beğenmişsinizdir.

Danganronpa OneshotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin