İstek LEMON olarak geldi ancak yapamadım... Özür dilerim ;w; ben utanıyorum...
Bugün o gündü. Sevgililer için en romantik günlerden. Matsuri zamanı! Festivalin düzenlenmesinde bizzat yer alacağın için festival günü iki rakibine karşı büyük bir avantajın olacaktı. Munakata Kyousuke, lise birinci sınıftan beri aşık olduğun kişiydi -gerçi sen okula başladığın sene Munakata mezun oluyordu ama mezuniyetinden sonra bile onu takip etmeye devam etmiştin. Süper Lise Seviyesi Festival Organizatörü olarak Munakata'nın şirketiyle sürekli iş birliği içindeydin, finansal olarak en büyük destekçiniz Munakata idi ve bu ortaklık sayesinde ülkenin görmüş olduğu en harika ve gösterişli aynı zamanda geleneklere bağlı ve eğlenceli festivalleri düzenlemiştin. Festival sevmeyenler, hikikomoriler, havai fişekten korkanlar, şehirde yaşan veya yurt dışından gelen ziyaretçiler, herkes senin festivallerine hayrandı. Munakata'nın sana verdiği paranın tek kuruşu bile ziyan olmazdı ve geri ödeme fazlasıyla yapılırdı. Elbette bu diğer iki rakibinin sinirini bozardı, sonuçta Munakata seninle diğer ikisinden daha çok gurur duyuyordu (?). Yani öyle olmalıydı.
Bu seferki festivalde ama işler farklıydı. Daha ciddi ve hırslıydın. Hata şansın sıfırdı! Çünkü bu sefer ona aşkının itiraf edecektin. Sakakura ve Yukizome bunu öğrenmişlerdi ve seni sabote etmek için ellerinden geleni yapacaklardı. Bu bir savaş! İkiye karşı bir ve kazanan her şeyi alır, kaybedense ağlar. Elinden geleni yapman gerekiyordu.
Her seferinde olduğu gibi Munakata'yı onur konuğu olarak çağırdın ama bu sefer kuyrukları dışarıda kalacaktı. Festivale olan ilgi yoğun olduğundan etraf kalabalık olacaktı ve her çalışanın bir misafir getirmesine izin verdiğini söyledin. Elbette finansal yardımcınız olan şirketin başını çağırmazsan büyük ayıp olurdu, o yüzden Munakata'nın seninle birlikte gelmesi için ısrar ettin. "Üstelik baş başa zaman geçirirdik." Genç adam başını okşayıp gülümsedi ve seve seve kabul edeceğini söyledi. Munakata her şeyden habersiz iken arkada sizi izleyen Sakakura ve Yukizome'ye dil çıkardın ve sevdiğinin koluna girip oradan ayrıldınız. Savaş başlamıştı ve sen 1-0 öndeydin.
Festival boyunca elbette başınıza türlü tuhaflıklar gelmişti; aletler çıldırmış, çalışanlar sorun yaşamış, gösterilerde gecikme olmuş ve ziyaretçilerden ilk defa şikayet gelmişti. Hepsi o iki fare yüzündendi. Ama üstün yeteneklerin sayesinde hepsini o anda düzeltmeyi başarmıştın ve herkes sorunlardan öncesinden de mutlu ayrılmıştı. Munakata senin bu başarını görünce gururla gülümsedi ve seni övdü. İşte bu! Bu kadar ciddi ve duygularını göstermeyen birinden bu kadar güzel söz almak senin için fazlasıyla büyük bir artıydı. O ikisi ne kadar uğraşırsa uğraşsın artık seni durduramazdı.
Havai fişek gösterisine sıra geldiğinde işte büyük darbe diye düşündün. Çünkü genç çiftlerin festivalden uzakta, ışıkların en az olduğu yerlerde, birbirine sokularak gösteriyi izlediğini biliyordun (bak bu konuda fazla emin değilim, animevari oldu ama gerçek Japonya'da böyle olmayabilir HAYALLERİNİZİ YIKTIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLERİM AHAHA). Elbette sen böyle bir klişeye girişmeyecektin ama o iki sıçanın böyle düşünmesi için elinden geleni yapmıştın. Gençlerin gittiği ortamı öyle güzel süslemiştin ki tam olarak çıkma teklifi etmeye uygundu; eğer oraya gitmezseniz saçmalık olurdu. İşte o yüzden oraya gitmeyecektiniz. Elbette onları kandırmaya çalıştığını da düşünebilirlerdi ve sizi takip edebilirlerdi. İşte öyle olmasın diye festival boyu tüm klişe şeyleri yapmıştın, artık öyle ki kendin bile inanıp oraya gidebileceğinizi düşünmüştün. Şu anda da oraya doğru gidiyordunuz. Yukizome ve Sakakura'nın ikinizin önüne geçip alana doğru gittiğini görünce suratına uzun ve korkunç bir gülümseme yerleştirdin (Monokuma gibi). Umutsuzca seni sabote etmeye kalkan bu iki salağa verdiğin umutla seni yendiklerini düşünmelerini sağlamıştın ve şimdi yapacağın hamleyle hepsi ortadan kaybolacaktı. Ellerindeki tek umut parçası da kırılıp gidecekti. Munakata'yı keskin bir hamleyle başka yöne çektin ve adımlarını hızlandırdın.
"(S/A)! Ne yapıyorsun? Havai fişekler-"
"Orası değil! Daha güzel bir yer biliyorum. Çabuk olursak zamanında yetişebiliriz." Elbette Munakata sana güvenecekti, sonuçta organizatör sendin. Onu festivalin dışına, havai fişeklerin tersi yöne sürükledin. Şehirde biraz ilerledikten sonra bir binaya girdiniz.
"Bekle biraz! Öylece giremeyiz!"
"Sorun yok, bina sahibiyle konuştum ve izin aldım." Birlikte çatıya çıktınız, kapıyı arkanızdan sıkıca kapayıp kurulmamış olan eşyaları düzenlemeye koyuldun.
"Bu da ne böyle... Yardım ister misin?"
"Hayır ben hallederim. Sen ne olur ne olmaz diye gözünü havai fişeklerden ayırma." Özenle muhafaza edilmiş tatamiler, yumuşak yastıklar. Fazlasıyla sade ama çok da sevimli bir düzendi. Munakata'yı yeterince etkileyecekti.
"Yoksa bu..." Bu ses tonunu sevmemiştin. Hazırlığı bırakıp Munakata'ya döndün. Şok olmuşa benziyordu. Yoksa... Fazla mı umutlanmıştın?
"M-Munakata... Ben..." Havai fişekler arkanda patlamaya başlamıştı ama arkanı dönemiyordun. Çünkü bu seferki havai fişekler havada farklı şekiller oluşturuyordu -kalp, çiçek, romantik yazılar, kanjiler... Sıranın hangisinde olduğunu bilmek istemiyordun, Munakata'nın şoke olmuş suratını gördükçe daha çok korkuyordun. Senden hoşlanmıyordu... Kesinlikle Yukizome'yi seviyordu.
"Bunları benim için mi yaptın?" Utançtan gözlerin dolmuştu. Kendine fazla güvenip hamle yapmıştın ve her şeyi berbat etmiştin. Kıyafetinin kollarını çekip gözündeki yaşları silmeye çalıştın ama sen öyle yaptıkça yaşlar daha hızlı geliyordu ve sonunda hıçkırarak ağlamaya başlamıştın.
"Özür dilerim... Ben hık sadece... Söyleyebilirim sandım hık... Özür dilerim..." Kendi kendinin umudunu kırmıştın. Daha da kötüsü kendini umutsuz bir vakaya sokmuştun. Seni saran iki kolla birlikte ağlamayı kestin.
"(S/A), lütfen ağlama... Ne kadar mutlu olduğumu sana anlatamam... Teşekkür ederim." Yaşlar tekrar akmaya başlamıştı, bu sefer ama mutluluktan. Seni seviyordu... Seni seviyor... Munakata'ya sıkıca sarıldın. Her şey planladığın gibi gitmişti...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Danganronpa Oneshots
FanfictionSanırsam ilk Türkçe Danganronpa x Okuyucu kitaplarından biri. Yanlışsam söyleyin. [İstek almıyorum]
