Saihara Shuichi x Ouma Kokichi

631 13 6
                                        

BU SİLİNDİ DİYE DÜŞÜNDÜĞÜM HİKAYE!!!! Çok mutlu oldum T-T


Bunaltıcı yaz sıcağında hala gömlek giymek zorunda oldukları için yakınan Momota, beyaz gömleğinin ilk üç düğmesini açıp yakasını çekeledi ve eliyle terden parlayan boynunu yellemeye koyuldu. "Heeeeh! Adamım bugün de ayrı sıcak. Neden hala gömlek giyiyoruz?"

"Mızmızlanmanın kimseye faydası yok." dedi Akamatsu sert bir tavırla, nitekim kendisi de durumdan fazlasıyla rahatsızdı.

"Akamatsu-san haklı. Ancak işin iyi yanından bakarsak yakında yaz tatili geliyor, istediğimizi giymekte özgür olacağız." dedi Saihara.

"Biliyorum ama gene de..." Üçü birlikte, okul bahçesinin ortasındaki dev ağacın altındaki banka sıralanmışlardı. Taş kağıt makası kaybettiği için herkese otomattan soğuk içecek almak zorunda Harukawa hala ortalıklarda gözükmüyordu. Koskoca bahçeden normalde gelen gürültüler, konuşmalar, kahkahaların yerini bugün cırcır böcekleri orkestrası almış; solist olarak da çim alandan gelen fıskiyeler onlara eşlik ediyordu. Bu sinir bozucu sessizliği bozan ilk şey birtakım ayak sesleri olmuştu; hepsi Harukawa'nın geldiğini düşünüp heyecanla öne eğildiklerinde Ouma ile karşılaştıklarında aynı sıkkın surat ifadelerini takınıp arkalarına geri yaslandılar. Küçük oğlan ağzına mavi buz çubuklarından birini takmış; kollarını başının arkasında birleştirmiş şekilde, ayaklarıyla yerdeki tozları havalandırarak onlara doğru geliyordu. Kendisi de sıcaktan muzdarip olduğundan gömleğinin üç düğmesini sökmüştü, saçlarını da ensesinden kurtarmak için at kuyruğu yapmıştı. Kafasındaki şarkının ritmine göre ilerlerken üçlünün olduğu bankın önünde durdu ve yalnızca başını onlara çevirdi. Gölgede yeteri kadar yer olduğunu görünce yana doğru bir adım atıp ağzındaki buzu eline aldı; dudakları şekerden yapış yapış olduğundan diliyle güzelce temizlendi ve tüm dişlerini göstererek sırttı.

"Bu sıcakta burada ne yapıyorsunuz? İçeri girsenize sersemler."

"Sen kime sersem diyorsun?!" Momota ayağa fırlayıp yumruklarını tokuşturunca Ouma tekrar güneşe kaçtı, az önceki serinlik farkını şimdi daha net hissetmişti -gölge gerçekten rahatlatıcıydı.

"Harukawa-san'ın gelmesini bekliyoruz." diye açıklamada bulundu Akamatsu. "O gelmeden çekip gitmek kabalık olur."

"Konusu açılmışken: Ouma-kun, neden bu havada dışarıdasın?" Saihara eliyle ağzını kapayıp dedektiflere özgü sorgulayıcı havasına bürünmüştü. Bu artık otomatik hale gelmişti, elinde olmadan meraklanıp ciddileşiyordu ve insanları geriyordu; neyseki kendi sınıfıyla sorun yoktu.

"Ben mi? Ufak bir tahminde bulun." Ouma elindeki erimekte olan buzu sallayınca bir damla mavi yere damladı, şekerin kokusunu alan karıncalar hızla damlanın etrafında toplanıp ziyafet çektiler ama kimse onları farketmedi. "Harukawa-chan'ın gelmesi baya sürecek gibi; yakındaki otomat bozulmuş, ben de bunu bir ötedekinden aldım zaten."

"Bu kötü oldu." dedi Akamatsu endişeyle.

"Acaba yardıma mı gitsek?" diye önerdi Momota, biraz daha sakin görünüyordu ama hala ayaktaydı.

"Bu sıcakta gitmek isteyeceğinizi hiç sanmam. Yarı yolda fenalaşırsınız, değil mi Saihara-chan? Ama istersen sana enerji versin diye dondurmamı paylaşabilirim." Ouma sevimli ama aynı zamanda oyunbaz bir havayla gülümseyip dondurmayı dedektife uzatınca Saihara şaşkınlıkla geri çekildi.

"Ben mi?"

"Senin verdiğin sadakaya ihtiyacı yok! Kendi işine baksana!" Momota yumruğunu havaya kaldırıp tehdit edercesine oğlanın üstüne yürüyünce Ouma hızla geri kaçtı.

"Momota-chan, kıskandığın için böyle sert davranıyorsun, haksız mıyım? İstersen sana da veririm-"

"Gerek yok!"

"İyi, siz bilirsiniz. Sınıfta görüşürüz." Ouma buzu ağzına geri sokup geldiği şekilde yoluna devam etti.

"Var ya bu velet canımı çok sıkıyor."

"Aslında kendince iyilik etmeye çalıştı." diye sakince karşı çıktı Saihara.

"Onun iyiliğine kalmadık. Her neyse, gidip Harumaki'yi bulalım."

***

Öğle saati herkes sınıflarında sandalyelerini birleştirmiş, ortak masalarda sohbet ederken yemek yiyorlardı. Harukawa onu bu sıcakta ayak işi yapmaya zorladıkları için diğerlerine çok öfkeliydi. Duvara dönük sandalyesi üzerinde yanağını şişirip, diğerlerini duymazdan gelirken yemek yemeye çalışıyordu. "Gerçekten üzgünüz Harumaki. Ama oyunun kuralı böyle." Kız ses çıkarmadan yemeğini yemeğe devam etti.

"Olamaz..."

"Ne oldu Saihara-kun?" Akamatsu başını uzatıp oğlana baktı.

"Yemeğimi unutmuşum... Gidip kantinden ekmek alacağım."

"İstersen benimle paylaşabilirsin."

"Teşekkür ederim Akamatsu-san ama çubuğum da yok. Sorun değil, hemen gidip gelirim."

"Saihara-chan! Ne oldu? Yoksa yemeğini mi unuttun? Benimkini paylaşmak ister misin? Kazayla fazla yapmışım!" Ouma kendi yemek kutusunu ve yedek çubuklarını dedektifin yüzüne tuttu. "Aslında Amami-chan verdi." diye mırıldandı. 

"T-Teşekkür ederim Ouma-kun ama böyle iyiyim. Hemen dönerim."

"Bücür! Yardımcımı rahatsız etmeyi kes! Kendi işine bak!"

"Momota-chan çok kaba... Hık! Sadece yardım etmek istemiştim."

"Lütfen tartışmayı kesin!" diye haykırdı Akamatsu, kollarını göğsünde kavuşturup yanağını şişirdi. 

"Başımı şişirdiniz. Sessiz olun ve yemeğinizi yiyin." dedi Harukawa kimseye bakmadan ve ağzına bir yudum daha attı. 

"O zaman gittim..." Saihara kargaşadan yararlanıp aradan sıvıştı ve kantine doğru yol aldı. 

"Saihara-chan!" Arkasından gelen ayak sesleriyle irkilen Saihara hızla arkasını döndü. 

"Ouma-kun?!"

"Yalnız başına gitmek sıkıcı olur diye düşündüm. Sana eşlik etmemi ister misin?"

"Cidden, buna gerek yok."

"Yalan söyleme. Aslında benimle zaman geçirmeyi istiyorsun, değil mi?"

"Cevap vermemeyi tercih ederim." diyip gözlerini kaçırdı.

"Hadi ama, utangaç olma! Bizler arkadaşız! Ama istersen daha da yakın olabiliriz-" Ouma, Saihara'nın dibine girmek isteyince dedektif onu geri itti.

"Aramızda bir metre olmasını tercih ederim."

"Tam bir tsundere. Ama önemli değil, ben Saihara-chan'ı olduğu gibi seviyorum." Saihara kızaran yanaklarını saklamak için arkasını döndü.

"Geride kalma. Senin yüzünden yemeği kaçırmak istemiyorum."

"Anlaşılmıştır! Ama bu kısa bacaklarla hızlı yürümek zor. Elimi tutar mısın?"

"Hayır."

"Çok soğuk." Saihara hızlı adımlarla önden giderken Ouma da peşinden hızlı adımlarla onu takip ediyordu. "Kendimi Bay Yengeç gibi hissediyorum. Ama paragöz olduğum söylenemez. Aslına bakarsan uzun süre parasız kalsam da sorun etmem. Gerçi bizim takımla çok defa izinsiz başkasının parasını ödünç aldığımız da olmuştu ama..." Ouma, D.I.C.E ile yaşadığı maceraları anlatırken Saihara da bir yandan yemek için ne alsa diye düşünüyordu ama Ouma'yı da dinliyordu. Bu çocuk aslında ilginçti.


Wueeeeeh! Bayağı paslanmışım... Ayrıca bu bölüm için aklımda nasıl bir senaryo olduğunu unuttuğum için biraz zorlama oldu. Çok fazla SaiOuma istendi, umarım beğenmişsinizdir.

Danganronpa OneshotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin