Enoshima Junko x O.K!Resul A.D.

599 15 11
                                        

@eren_ackerman123 yazması en zor hikaye buydu...

A.D.=Alternatif Dünya
O.K.=Orijinal Karakter

Enoshima Junko tüm dünyanın en ünlü moda tasarımcısı, modeli ve giyim sektörünün kraliçesi. Altında çalışan on binlerce sefil onun sözlerini harfiyen yerine getirmek için gecelerini gündüzlerine katıyordu. Resul bu işte en uzun süre çalışanlardan biriydi, geldiği nokta herkesin kolaylıkla başaramayacağı kadar yüksekteydi -elbette ondan yüksek rütbeliler de vardı. En büyük isteği Enoshima'ya en yakın olmaktı, dediği her şeyi harfiyen yerine getirecek ve sadece onun yapacağı evcil hayvanı konumuna ulaşmak. Yalnızca o Enoshima'ya hizmet edebilirdi, yalnızca o onunla konuşabilirdi, yalnızca o Enoshima'nın ilgisini hak ediyordu. Yaptığı işlerden para istemiyordu, çöplükte, sefalet içinde yaşamaya razıydı. Yalnız ve yalnız Enoshima'yı istiyordu.

"Bu korkunç! Bu iğrenç! Ne!? Bu- Bu da ne böyle!? Çöp torbası bile yapmam! Bana düzgün işler getirin, bunların hiçbir değeri yok! Tam olarak umutsuz vaka, beni hiçbir açıdan tatmin etmiyor!" Enoshima ona verilen önerilerin hepsini küçük parçalara ayırıp havaya saçtı. Renkli kağıtlar tepesine kar gibi yağarken sandalyesine yayılıp aşağılayıcı bakışlarla çalışanlarını süzdü. "Başka rezalet fikirleri olup da gösterecek kadar hadsiz kim var? Hm..? Kimse mi?" Resul kızın bakışlarından öyle korktu ki yutkunamadı bile. Yine de kızın gözüne girmek istiyordu, şansını denemeliydi. Bu bir kumar; eğer kötü yaparsa tüm emekleri boşa giderdi, iyi yaparsa ona biraz daha yaklaşırdı. Sonuç ne olursa olsun şansını denemeliydi!

Resul, ürkek bir şekilde elini kaldırdı ve kucağındaki kağıtların hepsini Enoshima'nın önüne sertçe koydu, öyle ki tok ses tüm odada yankılanıp insanları ürküttü. "Elimde bir fikir var!" Sesi bir anlığına çok yüksek geldiğinden kendi bile hayret edip ürktü. "Sizi hayal kırıklığına uğratmayacak!"

"Görelim bakalım. Zamanımı daha ne kadar yiyebilirsin ki?"

"İhtiyacımız olan monokrom!"

"Monokrom mu? Dalmaçyalı gibi mi? Onların modası geçeli çok oldu. En son 101 Dalmaçyalı ile 2001'de piyasaya çıktı."

"Hayır hayır! Bu tamamen farklı! Yarı siyah yarı beyaz! Birbirine bağlı iki kavram, asla ayrılmaz ama karışmaz ikili! Tıpkı şu oyuncak ayı gibi-"

"Oyuncak ayı mı? Haha! Benimle dalga mı geçiyorsun?" Enoshima yumruklarını masaya indirip ayağa fırladı. "Burası tüm o sefil insanları giydirmenin ana karargahı, modanın merkezi! Burası benim krallığım, senin gibi süzme salakların oyun alanı değil! Bana bir oyuncak ayıyla mı geldiğini söylüyorsun? Bu... Tuhaf şeyle!" Enoshima yarı siyah yarı beyaz, tamamiyle sevimli ve masum ayıyı eline alıp iyice baktıktan sonra ortasındaki dikişten tutup söktü ve iki parçasını da iki yana attı. "Nasıl dağıldı baksana, zavallı şey... Burası Taocu keşişlerin ying yang saçmalıklarını geveleyeceği bir mekan değil! Bunları çok duyduk! Götürün şunları, biri de bana Kolombiya kahvesi getirsin!" Kız kendini koltuğuna atıp dramatik bir şekilde iç çekti. "Bunlara inanamıyorum, hepsi amatörden de beter."

Resul'un beyni durdu. Ne olmuştu az önce? Beterin beterine şahit olmuştu; Enoshima onu reddetmekten fena yapmıştı, herkesin gözü önünde aşağılamıştı. Utanmış mıydı? Hayır. Güzel divanın ona bakmayacağını anladığı için, şansının olmadığını öğrendiği için umutsuzluk iğrenç, ince bir zar gibi üstüne yapışmıştı. Yıkasa da asla geçmeyecek mukus hissi. Midesi kasılıyordu ve henüz yemek yememesine rağmen kusacakmış gibi geliyordu ona; nefes almak istemiyordu, nefes alamayacak kadar kötü hissediyordu ama boğuluyormuş gibi de gelmiyordu -belki de hafifçe, farkında olmadan nefes alıyordu.

Odadaki herkes dağılıyordu, Enoshima'nın kahvesi de gelmişti. Geriye yalnızca ölü gözleriyle boşluğa bakan Resul kalmıştı. Enoshima bir müddet daha onu o şekilde izledikten sonra pembe işaret çubuğuyla onu dürttü. "Öldün falan mı? Yoksa hayalet mi gördün? Umarım ilkidir, hayaletler genelde çıplak olur. İğrenç!"

"Hı?" Resul sakince başını kıza çevirdi ve o anda yaşama sebebini hatırladı: Az önce kendi elleriyle mahvettiği, yok edip küle çevirdiği hayaller ve onları süsleyen güzel gyaru. Ama artık bunlar artık hayal bile kalamazdı. Başkaları çoktan onun projelerini alıp çöpe atmıştı, yani kendini toplasa yetecekti. Ayaklarını sürüyerek odadan çıkmayı düşündü ama onun yerine kızın dibine gelip dizleri üstüne düştü ve o umutsuz ifadesini kızın mavi gözlerinden gördü -iğrenç. "Tüm hayallerim -aslında tek hayalim, bütün isteğim, yaşam kaynağım... Hepsi sensin. Sana hayranım. Sana tapıyordum, öyle ki kendimi yanardağın içine atıp kendimi senin adına kurban ederim. Beni kabul etmen için ne yapmam gerek, lütfen söyle. Her şeye hazırım." Enoshima'nın bıkkın bakışları değişti, kaşlarını ilgilendiğini belli edecek şekilde kaldırıp yüzüne uzun bir gülümseme yerleştirdi.

"O halde..." Kızın uzun kırmızı tırnakları Resul'un yakasına yapıştı ve onu kendine çekti. "Sana güzel bir tasma taksam kızmazsın."

***

Son olaydan dört ay sonra Enoshima ve Resul evlendiler, ardından iki çocukları oldu. Şu an biri üç, diğeri iki yaşında. Elbette bu evlilik Enoshima Junko için aşk evliliği değildi. Daha çok...

"Resul! Hemen gel buraya!"

"Evet Junko! Söyle bana ne istersin!?" Tüm yaşam enerjisi, sağlığı, gençliği, her şeyi eriyip gitmiş, cesede dönmüş Resul, eşinin ayaklarına kapanıp ağlamaya başladı çünkü Enoshima'nın mutsuz olmasındansa kendi harap olmayı yeğelerdi.

"Bana baksana. Pis bir domuz gibi salyalarını ayakkabıma akıtma." Enohsima, Resul'un yüzüne tekme atıp onu kendinden uzaklaştırdı; zavallı eşi de yerde acıyla kıvranıyordu, herhalde burnu kırılmıştı. "Git sopamı getir. Dövecek bir şeyler bulmalıyım. Aşırı sinirlendim."

"Hemen tatlım! Sen nasıl istersen!" Resul yerde emekleyerek odadan çıkarken Enoshima peşinden neşeyle izledi.

"Bu sersem sahiciymiş. Upupupu!"

Danganronpa OneshotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin