Shingetsu Nagisa x Okuyucu

436 18 15
                                        

İstek sahibi @demigodbyk2004

Umut Savaşçıları için özel bir gün yaklaşıyordu. Hiçbiri bunun farkında değildi fakat yılbaşı arifesi geldikleri bu yeni şehirde onları bekleyen kaos, eğlence, devrim ve özel bir çocuk onları bekliyordu. Gemiden indikleri ilk an soğuk hava yüzünden hepsi yeni doğmuş kuzular gibi titremeye başladılar. "H-Havanın b-bu kadar soğuk o-olacağını tahmin etm-memiştim..." dedi Kemuri.

"Hey, lanet köpek! Bize montlarımızı getir!" diye bağırdı Utsugi. Hizmetçi tek koluyla taşıdığı kabanlarla gemiyi terk ederken gülüyordu.

"Sizleri uyarmak istemiştim oysaki."

"Erkek adam soğuğa aldırmaz! Ben giymeyeceğim!" dedi Daimon fakat üşüdüğü her halinden belliydi. Esen sert rüzgar ile yerine çakılınca gururu bir kenara bırakıp montunu giydi.

"Bir kere de sözümü dinleseniz olmaz mı?" Shingetsu montunu giyerken zorlandığından hizmetçi ona yardım etti -kendisi de sıkı giyinmemişti halbuki. "Tamam, gidebilirsin. Dönüşümüz için bize sıcak bir şeyler hazırla."

"Nasıl isterseniz." Hizmetçi, Monaka'nın montunu giydirip sandalyesini gemiden indirdikten sonra tekrar içeri girdi.

"Hadi millet, yapılacak çok iş var. Ama bu ortalıkta saçma salak işler yapacağımız anlamına gelmiyor, biraz ciddi olun." Shingetsu parmağını sallayıp diğerlerini uyardı ama Monaka dışında kimse sözlerimi umursamadı.

"Amma sıkıcısın be!" diye öfledi Daimon.

"Hayır, Nagisa haklı. Burayı ne kadar çabuk kurtarırsak o kadar çabuk oyun oynayabiliriz. O yüzden elimizden geleni yapalım!" Yeşil şeytan- Yani Monaka'nın neşeli haykırışlarını duyan diğerleri de ona katıldı.

"Eğer Monaka böyle istiyorsa..." dedi Kemuri.

"Monaka o kadar tatlı ki onu çikolataya banıp yemek istiyorum! Her zaman ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyor!" Kızlar birbirlerine sarılıp kıkırdamaya başladılar.

"T-Teşekkür ederim Monaka..." Shingetsu parmaklarını birbirine dokundurup dudaklarını ördek gibi büzdü. Sandalyeye mahkum kız ne zaman ona destek verse kendini başarılı hissediyordu, işlerin doğru gittiğini ve faydalı olduğunu düşündükçe rahatlıyordu.

"Durun biraz! Burada lider benim! Ben son sözü söylemeden kimse karar veremez!" diye araya girdi Daimon.

"Bunu zaten biliyoruz." dedi Monaka. "Zaten bu yüzden liderimiz sensin. Senin karar verme yeteneğin hepimizden iyi."

"Aynen öyle! O yüzden diyeceğim şudur: Önce istila, sonra oyun! Hücum, çocuklar!" Monokuma başlıklı çocuk ordusu çoktan hazırlanmıştı, şimdi de hepsi şehrin dört bir yanına dağılmış vaziyetteydi. Etraflarında gördükleri ne varsa, canlı cansız her şeyi parçalıyorlardı; geriye sağlam hiçbir şey bırakmayana dek şehri yoketmeye devam ettiler. Buldukları diğer çocuklara da aynı kasklardan takmaya zorladılar ve Monokumalar ile ceset oyunları oynadılar.

"Biz de gidip etrafa baksak mı?" diye sordu Kemuri.

"Çığlık atan yetişkinler aşşşşşırı sevimli oluyorlar! Ben de görmek istiyorum!"

"Neden olmasın? Ama önce liderimize soralım."

"Monoka'nın dediği gibi! Bence de uygun, hadi gidelim!" Çocukların her biri başka yöne koşmaya başladı, Monaka bile sandalyesini hızla sürüyordu. En arkada kalan Shingetsu iç çekip arkalarından koşmaya başladı ancak bir süre sonra onları kaybedip ayrı düştü.

"Tanrı'm, hangi cehenneme kayboldular?" Shingetsu kan ve sülfür kokan yollarda ilerlerken araba alarmı ve çığlıklar arasında kendi sesini bile duyamıyordu. Şehir kalabalığından kurtulmak için girdiği ilk sapakta derince oh çekti; olaya direk dahil olmaktansa piyonların hareket etmesi daha mantıklıydı, şu an eğlenecek havasında değildi. Yerde gördüğü taşlara tekme atıp etrafa saçarken büyük bir gürültü koptu. Ses sokaktan geliyordu ama görünürde kimse yoktu. Sokakta ileri geri yürüdükten sonra çöp konteynırları arasına çökmüş, dizlerine sarılmış küçük bir çocuk gördü. Sakince yanına eğilip omzunu tuttuğunda çocuk korkuyla irkildi ve geri kaçtı. "Sorun yok! Sadece benim... Yetişkinlerden mi kaçıyorsun?"

"...Hayır, çocuklardan... Bana o garip maskelerden kalkmaya kalktılar."

"Bu şehre artık yeni kurallar geliyor. Eğer yaşamak istiyorsan bunlar gerekli."

"Peki sen niye giymiyorsun?"

"Çünkü... Çünkü onlara takmalarını söyleyen benim. Birisinin onlara emir vermesi gerek. Yetişkinlerle olan savaşta komutan asker ilişkisini korumamız gerek."

"Ama ben onlarla savaşmak istemiyorum. Ben ailemi seviyorum... Ama artık yoklar..." Küçük çocuk hıçkırarak ağlamaya başladı. Shingetsu çocuğu bu halde görünce içinde bir şeylerin burulduğunu, organlar arasındaki boşluğun azaldığını hissetti. Acıma mıydı bu? Hayır! Ailesine olan acıma... Tıpkı onun gibi. Bir yetişkine bağımlı kalma düşüncesi... Bu çocuk hala böyle düşünüyordu. Onlar yetişkindi! Ne olursa olsun onlara güvenemezdi! Ona baksalar da, onu sevdiklerini söyleseler de... Yetişkinler şeytandır. Onlarla işbirliği yapanlar da şeytandır. Hizmetçiden bulduğu çakıyı cebinden çıkarıp açtı. Bu çocuk şeytandı. Yetişkinlere güven olmazdı. Çakıyı başının üstüne kaldırıp saplamaya hazırlandı ancak yapamadı, onu öldüremedi. Çakıyı tekrar katlayıp cebine koydu ve çocuğa uzandı.

"Benimle gel. Maskeleri takmana gerek olmadan yaşamanı sağlayacak bir yol biliyorum. Ama gene sözümden çıkmamalısın, anlaştık mı?" Çocuk başını sallamadan önce bekledi. Karşısında duran maviliye güvenip güvenmeme konusunda kararsızdı. Ya maskeden daha kötüsünü yaparsa? Ya ailesine yaptıklarını yaparsa? Gene de Shingetsu onu kolundan tutup sürüklediğinde artık cevap hakkının olmadığını anladı. Gemiye döndüklerinde hizmetçi onları dışarıda bekliyordu, yanında Monaka ve Kemuri vardı.

"Misafirimiz olacağını bilmiyordum. Önceden haber verseydiniz ona göre hazırlanırdım." dedi genç yetişkin.

"Sana konuşma hakkı verilmedi." Kemuri hizmetçinin dizine tekme atınca genç adam acıyla yerinde sıçradı.

"Nagisa? Açıklamak ister misin?"

"Onu yolda buldum. Ailesi ölmüş. Bize katılmasında bir sorun olacağını düşünmüyorum."

"Ama o bizden değil. O yetenekli değil." Monaka'nın korkunç bakışlarını üzerinde hissettiğinde korkuyla titremeye başladın. Tekerlekli sandalyesine rağmen bu kız seni öldürebilirdi.

"Masaru'ya da soralım. Eğer kabul ederse bizimle kalır, anlaştık mı?"

"Bence olur." dedi Kemuri. Sanatçının kabulü ardından Monaka da gülümseyip onayladı. Diğer üyeler de geldiklerinde konu oylamaya sunuldu ve herkes kalman konusunda hemfikir oldu.

"Kabul edilmen benim sayemde oldu. Bana minnettar olmalısın." Shingetsu sakince çocuğa fısıldadı, yanından ayrılırken endişeyle yüzünü inceledikten sonra yanından geçip gitti.

"Yani bu çocuk yılbaşı hediyemiz mi? Çok şirin! Ona kurdele bağlamak istiyorum." Kotoko çocuğa sıkıca sarılıp dönmeye başladı. Kemuri ve Daimon da aralarına katılırken Monaka onları oturduğu yerden korkunç bakışlarıyla süzüyordu.

"Baksana lanet köpek... Bu çocuk gitmeli..."

Danganronpa OneshotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin