Bora Özay
Deniz'in tek başına kalmaktan korktuğunu biliyordum. Tam kapıyı açıp çıkacakken vazgeçtim. Eğer gecenin bir vakti uyanırsa çok korkabilirdi. Kapıyı açıp çıkmaktan vazgeçerek geri döndüm. Deniz'in başında beklemeye karar verdim. O uyanınca giderdim nasıl olsa.
Deniz Aydın
Sabah uyandığımda boş boş tavana bakıyordum. Artık yerimden kıpırdama zamanının geldiğini düşünerek ayağa kalktım. Garip bir şekilde dün gece kesintisiz uyumuştum. Normalde geceleri en az bir kere uyanırdım. Bu sabah kesintisiz uyumayı başarmıştım. Su içmek için aşağı indim. Gördüklerim karşısında bir süre duraksadım. Bora koltukta uyuyordu. Onu bu şekilde görünce gülümsemeden edemedim. Uyku sersemliğiyle sendeleyrek mutfağa doğru ilerledim. Dolaptan bardağı aldığımda elim titredi ve bardak elimden kayıp yere düştü. Bardağın çıkardığı kırılma sesiyle Bora da uyanmıştı. "Deniz! İyi misin?" diyerek koşarak yanıma geldi. "İ-iyiyim." dedim."Çekil kenara güzelim. Ayağına cam kırığı batacak." dedi ve beni kenara çekti. Yere eğilip cam kırıklarını toplamaya başladı. Ben de yanında eğildim ve ona yardım ettim. "Elini keseceksin. Dikkat et. Bırak. Ben yaparım." dedi. "Asıl sen dikkat et" dedim. "Ben dikkat ediyorum zaten" dediği anda elindeki kanı fark ettim. Eli kesilmişti. Hafife alınacak kadar küçük bir kesik de değildi. "Bora!" diye çığlık attım. "Ne oldu?" dedi panikle. "E-elin" dedim işaret parmağımla elini işaret ederek. "Önemli bir şey değil güzelim. Panik yapma" dedi. "Kanıyor" dedim. Koşarak yukarı çıktım. Banyodaki dolaptan yara bandı gibi şeyler alıp tekrar aşağı indim. "Uzat elini" dedim ve elini suya tuttum. Daha sonra yarayı temizledim ve yara bandını yapıştırdım. Bana bakıp gülümseyerek "Sen benim için endişelendin mi?" diye sordu. Kollarımı göğsümde bağlayarak "Sen de benim için endişeleniyorsun" diye cevapladım sorusunu. Sadece güldü. Bir süre sessiz kaldık. Sessizliği bozan Bora oldu. "Ben... Sen tek başına kalmaktan korkuyorsun diye dün gece şurada oturmuştum. Sabah olunca giderim diye. Ama uyuyakalmışım. Kusura bakma." dedi. Gülümseyerek "Sorun değil. Alt katta yatak vardı orada kalabilirdin" dedim. "Kızmadın mı?" diye sordu. "Yoo. Niye kızayım?" diye sordum. "Ne bileyim kızlar kızmaz mı öyle şeylere?" diye sordu sevimli bir yüz ifadesiyle. Gülerek "Hayır, kızlar böyle konularda sadece güvenmedikleri erkeklere kızarlar" diye cevapladım. "Sen bana güveniyor musun?" diye sordu. "Evet. Yoksa güvenmemem mi gerekiyor?" diye sordum. "Her an böbreklerini çalabilirim. Tabi ki de güvenmemen gerekiyor" dedi. Ellerimi yüzüme götürdüm ve "Aman Tanrım! Organ mafyasının elindeyim" diye bağırdım. Gülerek "Şaka maka ama gerçekten her erkeğe güvenmemen gerekiyor Tatlı Bela'm" dedi. "Her erkeğe güvenmiyorum" dedim. "Yani güvendiğin sayılı erkekler arasında ben de varım?" dedi. Omuz silkerek "Neden olmayasın" dedim. Saatine baktı. "Okul saati yaklaşıyor. Ben çantamı alıp geleceğim. Sen ben gelene kadar formalarını giy. Sonra da iki yumurta kır da yiyelim" dedi ve ayağa kalktı. O kapıdan çıkarken arkasından baktım. Daha sonra koşarak yukarı çıkıp formamı giydim ve çantamı da alıp aşağı indim. Çantamı koltuğun üzerine bıraktım ve tost hazırlamaya koyuldum. Zil çaldığında koşarak kapıyı açmaya gittim. Bora "Çok acıktım" diyerek içeri girdi. Tabağın içindeki tostlara baktı. "Niye tost yaptın?" diye sordu. "Çünkü..." dedim ama cümlemi tamamlayamadım. Bora benim yerime "Yumurta sevmiyorsun" diye tamamladı. "Nereden biliyorsun?" diye sordum. "Biliyorum işte. Boşver" dedi omuz silkerek sessizce yemeğimizi yedik. Okula gitmek için dışarı çıktığımızda Yağız Arda'yı sırtına almış bir şekilde bekliyordu. Beste ve Ceren de yanlarında kıkırdıyorlardı. "Oha lan" dedi Yağız. "Niye ikiniz birlikte çıktınız? Yoksa..." dedi Yağız. "Sus lan" diye bağırdım. "İki dakika zevzek olmayın be" diye çemkirdi Bora. Beste ile Ceren hızlı adımlarla yanıma geldi. "Siz sormadan ben söyleyeyim. Dün gece ben tek başıma kalmaktan korktuğum için yanımda kalmış" dedim sadece onların duyabileceği bir sesle. "Oluyor bu iş" dedi Ceren. "Sen bu işi bırak da kendi işine bak. Hem beni arkadaşı dışında başka bir şey olarak gördüğünü sanmıyorum" dedim. "Ay karamsar" dedi Beste. "Ben sizler gibi umut kelebeği olamıyorum. Her şeye hazırlamam lazım kendimi. Ondan sonra öyle mal gibi ortada kalamam." dedim. "Sen böyle söyleyince mantıklı geldi" dedi Ceren. Bora, Arda ve Yağız'ın yanına doğru yürümeye başladık. "Bu mal daha ayılmamış. Ne yapacağız?" dedi Bora. "Harbiden ne bok yiyeceğiz lan?" dedi Yağız. Bakışlarım yerde duran hortuma kaydı. Evet, bunu yapmaya mecburdum. Havuzun yanında duran şezlongdaki havlulardan birini Bora'ya doğru fırlatıp "Üzeri ıslanmayacak şekilde Arda'ya doğru tut" dedim. Bora dediğimi yaptı. Suyu çok az açarak Arda'ya doğru hortumu tuttum. "Bismillahirrahmanirrahim. N'oluyor anasını satayım?" diye bağırarak gözlerini açtı Arda. Kıkırdadım. Okula doğru yürümeye başladık.
Okula geldiğimizden beri kafamı kurcalayan bir şey vardı. Birçok kişi yanıma gelip beni tebrik ediyor, bazı kızlar çok şanslı olduğumu söylüyordu. Neden böyle söylediklerini sormaya kalmadan yanımdan ayrılıyorlardı. Bizimkiler kantinde oturuyorlardı. Yanlarına doğru ilerlerken bizim takımdan iki kız önüme geçti. Biri "Yaaa tebrikler kaptan" dedi gülümseyerek. Diğeri ise"Kaptan cidden çok şanslısın" dedi. Tam onlara soracaktım ki onlar da hızlıca ayrıldılar yanımdan. Bizimkilerin yanına ulaştığımda "Bunların derdi ne?" diye sordum. "Sabahtan beri herkes tebrik ediyor, çok şanslısın diyor. Neler dönüyor burada?" diye devam ettim. Bora hariç hepsi bakışlarını kaçırdı. Yine ne halt etmişti bunlar? "Off! Cidden! Ne haltlar karıştırdınız siz?" diye sordum. "Telefonuna bak" dedi. Uyandığımdan beri telefonuma hiç bakmamıştım. Telefonumu açtım. Annemden ve babamdan gelen milyon tane mesaj ve cevapsız arama, bir de Facebook bildirimleri vardı. Annem ile babamdan gelen mesajları hızlıca cevapladıktan sonra Facebook bildirimlerini açtım.
Yağız Yılmaz seni ve Bora Özay'ı bir gönderide etiketledi.
Beste Aksoy seni ve Bora Özay'ı bir gönderide etiketledi.
Arda Ünal seni ve Bora Özay'ı bir gönderide etiketledi.
Ceren Duman seni ve Bora Özay'ı bir gönderide etiketledi.
Açelya Er seni ve Bora Özay'ı bir gönderide etiketledi.
Batuhan Güçlü seni ve Özay'ı bir gönderide etiketledi.
Bizimkilerin beni etiketlediği fotoğrafları tek tek açmaya başladım. Önce Yağız'ınkini açtım. Bora'nın bahçede, benim dizimde uyurken çekilen fotoğrafını paylaşmış açıklama kısmına da 'Bora tamam uykun gelmiş ama bu kızı bari rahat bırak. Niye sana yapışık yaşıyor bu kız?' yazmıştı. Sinirle Yağız'a baktım. Başını öne eğdi. Beste'nin paylaştığı fotoğrafı açtım. Bora'yla beraber şarkı söylediğim fotoğraf vardı. Açıklama kısmında da 'Şarkı bitene kadar durmadan birbirinize baktınız. Ayıp be kardeşim.' yazmıştı. Beste'ye de sinirli bir bakış attım. Otuz iki dişini sergileyerek sırıttı. Arda'nın paylaştığı fotoğrafı açtım. Ben Bora'nın göğsünde uyurken Bora da elini saçlarıma koymuş beni izlerken çekilen bir fotoğraf vardı. Üzerine de "Yağız'ın partisinde uyunur mu ya? Hadi uyuyun tamam. İyi, güzel ama olan var olmayan var be kardeşim" yazmıştı. Cidden hepsinin amacı neydi? Arda'ya da sinirli bakışlarımı gönderip Ceren'in paylaştığı fotoğrafı açtım. Bora ile benim dans ettiğimiz fotoğrafı koyup açıklama kısmına "Oluyor bu iş. Kıskandım sizi be" yazmıştı. Vakit kaybetmeden Açelya'nın paylaştığı fotoğrafı açtım. Bora ile benim merdivenlerde yan yana dururken çekilen bir fotoğrafımızı paylaşıp "Kıyafetleri bile couple" yazmıştı. Kıyafetlerimize baktım. Onun üzerinde beyaz bir gömlek ve siyah bir pantolon, benim üzerimde ise üst kısmı beyaz belden aşağısı yani etek kısmı siyah bir elbise vardı. Evet, kıyafetlerimiz couple gibi görünüyordu. İçten içe gülümsedim. Son olarak Batu'nun koyduğu fotoğrafı açtım. Bahçede Bora ve benim cekete sarılı bir şekilde çekilen fotoğrafımız vardı. "Bora yanlış anlamaya başlıyorum kardeşim" yazmıştı açıklama kısmına. Bakışlarımı Batuhan'a çevirdim. "Batu sen de mi?" dedim şaşkın bir şekilde. Beste'nin yaptığı gibi sırıtarak omuz silkti. Herkesin niye böyle davrandığı ortaya çıkmıştı. Bora ve beni sevgili sanıyorlardı. "Cidden amacınız ne?" diye sordum sinirle. Arda ve Yağız "Söyleyelim mi?" dediler. Kızlar onları öksürerek susturdu. "Bu paylaştıklarınızı silin hemen" dedim. "Silmeyin" dedi Bora sert ve kesin bir dille. Bana bakıp "Ben halimden memnunum" dedi. Bunu söylerken alaycı bir gülümseme takılmasını bekliyordum fakat tahmin ettiğim gibi olmamıştı. Çok ciddi görünüyordu. Onun bu sert tavrı karşısında bir şey diyemedim. O sırada Yağız önemli bir duyuru yapacakmış gibi öksürerek boğazını temizledi. Kısa bir süre bize baktı ve "Millet artık Açelya da bizimle" dedi. "Önceden de öyleydi" dedi Beste. "Ya öyle değil. Biz dün geceden beri çıkıyoruz" dedi Yağız. "Ne?" diyerek şaşkınca onlara baktık. Açelya gülümseyerek başını salladı. Bir süre sonra Yağız ve Açelya ayrıldı yanımızdan. Batu da ayağa kalkarak "Biz Deniz'le bir şey konuşmaya gidiyoruz" dedi. "Öyle mi yapıyoruz?" dedim. "Evet" dedi ve beni kolumdan tutarak kaldırdı. Masadan biraz uzaklaşıp durduk. "Kuzen sana bir şey söyleyeceğim" dedi garip bir yüz ifadesiyle. "Söyle bakalım yakışıklı kuzenim benim" dedim. "Ben Beste'den çok hoşlanıyorum" dedi. "Ne?!" diye bağırdım. Elini ağzıma bastırarak "Bağırmasana kızım. Manyak mısın?" dedi. Başımı tamam anlamında salladım. Elini ağzımdan çekti. "Benden ne istiyorsun peki?" dedim. "Beste ile benim aramı yapar mısın?" dedi. Batu az önce rica cümlesi mi kullanmıştı? "Lütfen" diye devam etti. Batu ve lütfen? İşler düşündüğümden daha da ciddiydi. Gözlerimi kısarak şöyle bir süzdüm Batu'yu. "Para veririm" dedi bu sefer. "Beni parayla kandırabileceğini mi düşünüyorsun?" dedim sinirle bağırarak. "Evet, öyle düşünüyorum. Yoksa kandıramaz mıyım?" dedi gülerek. "Çok doğru düşünüyorsun. Tabi ki de kandırabilirsin. Ne kadar vereceksin?" diye sordum. "Sen ne kadar istersen" dedi Batu. Bu iş hoşuma gitmişti. Yakışıklı ama aptal bir kuzenim vardı. Şimdiye kadar Beste'nin hareketlerinden de anlamadıysa cidden çok aptal. İnsanın aptal bir kuzeninin olması çok işine yarıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tatlı Bela
Fiksi Remaja"Beni sakın bırakma Tatlı Bela'm" dedi. Güldüm. "Ölsem de seni bırakmam Egoist Prens"