Bizimkiler sırayla yanıma geldiler. Yağız "O ne kanka?" dedi. "Ben de bilmiyorum. Masamın üzerinde buldum" diye cevap verdim. "Açsana kanka ya merak ettim." dedi Beste. Zarfı açtım. İçinde bir kağıt vardı. Kağıdı açtım. "Sesli oku. Biz de duyalım" dedi Arda. "Tamam" deyip kağıtta yazanları okumaya başladım.
"Şimdilik kim olduğumu bilmene gerek yok sanırım. Bu yüzden kendimi sana X olarak tanıtacağım. Şimdilik beni X olarak bil. Zamanı geldiğinde kim olduğumu öğreneceksin. Asıl konuya geleyim. Bana birkaç ay öncesine kadar 'Deniz Aydın kim?' diye sorsalar sadece 11-B sınıfındaki güzel bir kız diyebilirdim. Ama bu 11-B'deki güzel kız, aradan zaman geçtikçe benim sevdiğim, aşık olduğum kıza dönüştü. O kız benim kim olduğumu bilmiyor olsa da, hatta bu mektup olmasa benim varlığımdan bile haberi olmasa da ben o kızı deliler gibi seviyorum. Bir gün karşısına çıkıp onu sevdiğimi söyleyeceğim günü bekliyorum. Gün gelecek ve ben o kızın elini tutup yürüyebileceğim sokakta. Bundan eminim. Dediğim gibi şimdilik beni X olarak bil. Sadece üst sınıflardan olduğumu bilsen yeterli."
Yazılanları okur okumaz "Bu ney lan?" diye tepki verdim. "Oğlum kim lan bu?" dedi Yağız. "Biri dalga geçmek için yazmıştır ya. Takmayın" dedim. "Kanka bu pek dalga geçmek için yazılan bir mektuba benzemiyor. Bunu yazan kimse bayağı ciddi bir şekilde yazmış bence" dedi Ceren. "Hangi piç yazdı ki lan bunu" dedi Bora. "Hey. Tamam,hey. Sakin ol adamım. Seni lanet olası" dedi Arda. "Yemin ederim ki ruh hastasısın" dedi Bora. "Ya bir dakika. Önce kim olabileceğini düşünelim" dedi Yağız. "Bizim yan sitede oturan Engin diye bir çocuk vardı. O olabilir mi?" dedi Ceren. "Hayır ya. O daha geçen ay ayrıldı sevgilisinden" dedim. "Bence de o olamaz" dedi Arda. "Şey olabilir mi? Deniz hani var ya sürekli bizim basketbol takımının antrenmanlarını izleyen çocuk. Neydi adı onun ya? Hah, buldum. Mete. O mu acaba?" dedi Beste. "Hiçbir fikrim yok." dedim. Bora "Şimdi anlarız kim olduğunu" dedi ve eline bir kağıt bir de kalem aldıktan sonra "Ver şu mektubu Tatlı Bela'm" diye ekledi. Mektubu ona uzattım. "El yazısından mı bulmaya çalışacaksın?" diye sordum. "Evet. Saçma olduğunu biliyorum ama başka yol yok." dedi ve sınıftan çıkarak 12.sınıfların olduğu kata çıkmaya başladı. Ben de arkasından koşarak onu takip ediyordum. Bir yandan "Saçmalama Bora. Bu şekilde öğrenemeyiz" diye ikna etmeye çalışıyor bir yandan da siniri sinirli yürüyen Bora'ya yetişmek için koşuyordum. Sınıflara tek tek girip tüm erkeklere "Şuraya bir şeyler yaz" diyordu kağıdı göstererek. Bense onu sakinleştirmeye ve yaptığı şeyden vazgeçirmeye çalışıyordum. Bir süre sonra onu sakinleştirmeye çalışmayı bırakıp onun sinirli halini izlemeye başladım. Çünkü sinirliyken çok daha tatlı oluyordu. Son bir sınıf kalmıştı. "Bak çıkacak olsa çıkardı şimdiye. Belki de bilerek farklı yazmıştır birisi. Hadi gidelim" dedim. "Sadece bir sınıf kalmıştı. Belki burada" dedi. "Söz veriyorum bulunca beraber döveceğiz o X denen şerefsizi. Gel sınıfa gidelim artık" dedim. "Tamam. Gidelim. Senin istediğin olsun" dedi ve sınıfa doğru yürümeye başladık. Sınıfa geldiğimizde tüm sınıf kitaplara bakarak bir şeyler yapıyorlardı. "Ne yapıyor bunlar?" diye sordum. "Fizik sınavına çalışıyorlar" dedi Arda. Sınavı tamamen unutmuştum. Hepsi o X denen amip yüzünden. Ebesine cenaze namazı kıldırdığım. Yağız yanımıza gelip "Sokak lambaları 07.04'te sönüyor. Onu öğrendim" dedi. "Hayırdır kardeşim. Kimi severken öğrendin" dedi Arda. "Kanka kimi sever ki lan bu. Bulduğu kızla iki gün, bilemedin üç gün takılır ondan sonra bırakır kızı. Kimi sevecek ki bu. O işsiz Newton'un fizik yasalarına çalışırken öğrenmiştir" dedi Bora. "Oğlum harbiden lan. Adamın işi gücü yoktu herhalde. Adam bildiğin oturmuş 'bugün hangi fizik yasasını bulup da gelecek nesillerin ağzına sıçsam' diye düşünmüş bildiğin." dedi Yağız. Biz konuşup gülerken kapının açılma sesi duyuldu ve 1.50 boyundaki cırtlak sesli fizik öğretmeni içeri girdi. "Sınava odaklan Tatlı Bela'm. X denen canlıyı düşünme. Bu kadının dersinden düşük alırsan hayatın kayar biliyorsun sen de." dedi Bora. "Biliyorum Egoist Prens. Ama sanki sen X'i benden daha fazla düşünüyor gibisin" dedim. "Bulunca sıçacağım onun ağzına. Sen çok düşünme" dedi. Sınav bitiminde hepimiz biri bize 'Avada Kedavra' büyüsü yapsa da ölsek diyecek durumdaydık. Eve gittiğimde yorgunluktan düşüp bayılacak gibiydim. Ama annemin tedavi yöntemleriyle iyi hissediyordum. Bizimkilere X'i anlattım. Mert'in doğum günü yaklaşıyordu. Onun doğum gününü planlamak için bir Whatsapp grubu daha kurdum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tatlı Bela
Fiksi Remaja"Beni sakın bırakma Tatlı Bela'm" dedi. Güldüm. "Ölsem de seni bırakmam Egoist Prens"