Renee: akıllıca
Renee: bu kadar strateji sahibi olduğunu tahmin edememiştim
Renee: en başta da o bar odasında onu kendine mi bağlamaya çalışıyordun
Renee: cidden
Renee: inanamıyorum demek bile istemiyorum.
✔✔(23:58)
Yaklaşık 5 dakika cevap vermeyince sinirle güç tuşuna basıp kapatarak telefonu yatağın üzerine fırlattım.
Amacı neydi? Neden bana cevap vermiyordu ki? Bir kaç gündür üzerindeki durgunluğun sebebi bu olmalıydı. Belki de tahmin ettiğimden daha yoğun bir şeyler vardı aralarında. Belki de bu yüzden durgundu. Belki de fazla yorulacakları şeyler yapıyordu onunla.
Sinirle odadan çıkıp duşa girerek kendimi ılık suyun altına attım. Gözlerimi kapatıp beklerken aklımdaki uğultu çoğalmıştı.
Aslında her şeyin sona ermesi iyi olacaktı. Erkenden. Hemen. Bay Kim'i kendi yöntemleriyle çökertmek tam da onluk bir davranıştı. Tamam onu pek fazla tanımıyordum hatta yalanlarıyla kendini iyice saptırıyordu ama aykırıydı işte. Ben onun gibi değildim. Yalan söyleyemez ve düzensiz yaşayamazdım. Öyle ayrıntılı düşünebilen biri de değildim. Kafam hızlı çalışamazdı. Bu yüzden birinin beni kandırması basitti.
Kendimden nefret etme iç güdüsü kabardığında, köpüklenip durulanarak bornozuma sarılıp duşu terk ettim.
Koridordan geçerken kapı çaldı.
Olduğum yerde duraksarken ıslak saçlarım omuzlarımdan aşağı su damlaları akıtıyordu. Bu saatte kim gelmişti? O mu?
Bir an korkuyla dizlerimin titrediğini hissettim. Apartman kapısı çalınmamıştı. Direk dairenin kapısıydı. Çıplak ayaklarımla parmak ucumda ilerleyip kapıya eğilerek delikten baktım.
Simsiyahtı.
Oraya bir şey tutulmuş olmalıydı çünkü simsiyahtı ve hiçbir şey gözükmüyordu. Bununla birlikte kalp ritmimin hızlanıp kulaklarımda uğuldamaya başlamasıyla, geri çekildim.
Kapının kilitli olduğundan emindim. Ama yine de korkuyordum. Kim olabilirdi ki?
"Renee aç. Benim. Evde olduğun besbelli. Telefonda konuşmak istemedim. Yoldan döndüm."
Mark'ın yoğun tondaki sesi kapının önünden boğuk bir şekilde geldiğinde şaşırmamıştım. Bütün vücudumun karıncalandığını hissetmiştim boğuk sesiyle.
Başa dönmüş gibi hissediyordum. Ve karnım korkudan ağrımaya başlamıştı.
"Bir kaç dakika bekle."
"Neden? Beni öldürmek gibi bir tuzağın falan mı var? Düzeneği mi hazırlayacaksın? Farkındayım sana söylemediğim şey saçma sapan bir şeydi ama söyleyecektim. Aç da konuşalım. Kızma bana."
Kızdığım falan yoktu.
Çıplaktım işte çıplak!
Yutkunup genzimi temizledim. "Beş dakika bekle. Giyinmem gerek."
"Ne? Evde kim var? Bu saatte ne giyeceksin?"
