05.10.2019
billie eilish, six feet under.
-
Şiddetle öksürdü.
Cam fanusun ardından Bay Kim'in ayakta durup sürekli volta attışını izliyordum. Ara ara içli bir şekilde öksürüyor, neredeyse tıkanacak hale geliyordu. Hırıltılı soluk alıp, öksürürken ıslığa benzer kaba bir ses çıkarıyordu. Bu aslında beynimin bir köşesine birikmiş bilgilerin canlı kanıtıydı.
"Neden öyle bakıyorsun?" Sorusuyla dalan bakışlarımı çözüp ona çevirdim gözlerimi. Bir an cevap verecekken hızla öne doğru eğilip esaslı bir şekilde öksürdüğünde refleks olarak tükürdü. Kustuğunu sanmıştım bu acayip gürültülü sesiyle ancak yerde, kanlı tükürüğü vardı.
"Bronkojenik kanser."
Doğrulup bana bakarken kazağının koluyla ağzını sildi. "Ne dedin?"
"Akciğer tümörü. Solunum epitelinde gelişen malign ya da benign tümörler. Bunu öncelere göre zayıflayan bedeninden, öksürüğünün sesinden, soluk sesinden ve kanlı tükürüğünden anlayabilirim. O gün Taeyong'un yanındayken öksürüp bayılman da bunu destekliyor. Umarım son evrelerindesindir ve hiçbir kemoterapi sana iyi gelmez."
Duraksadı. Öyle duraksadı ki bir an bunu zaten biliyormuş ancak bilerek tedavi altına girmemiş gibi baktı.
"Umarım."
Neredeyse duyamayacağım tondaki ses tonuyla ilerleyip laboratuvarın büyük kapısına ilerleyerek kartını okuyucuya gösterdiği an çıkıp gideceğini anlamıştım.
Ama bunu bilemedim.
Müthiş derecede yüksek sesli bir silah patladı.
Gelmeyeceğini biliyordum.
Bana iki adım bile uzaklıktayken benim için o bir adımı atmayacağını.
Gözlerin daldığında, aklında dolanmayacağımı
Yüzünü okyaşayan rüzgarda, benim için koşmayacağını
Bana gelmeyeceğini biliyordum.
Bana gelmeyeceğini biliyordum ama benim için birini vuracağını bilemedim. Ellerine kirli kanları bulayıp, ardından bana parlak kara gözleriyle bakacağını.
Mark'ı gördüm.
Kapının ardından çıkıp Bay Kim'i omzundan vurduğunu, bir filmi izler gibi izledim. Hayatımda hiçbir anı bu kadar açıkça görememiştim belki de. Ama o, onu vurduğu an yere yığılan bedeninin kısık yorgun gözlerine baktı.
"Sen nereden çıktın lan." Bay Kim'in zorlukla çıkan sesiyle Mark, tek dizinin üzerine çöküp ona yaklaştı.
"Kapıyı kırıp girdim gibi havalı bir açıklama yapmak isterdim ama anahtarlarla aram iyidir." Dediğinde kuruyan boğazımla zorlukla yutkundum. "Ama hırsızlarla pek değil. Sen bendeki bir şeyi çaldın. Ben de senden tedavi için vaktini." Omzunun üzerinden arkasına dönüp koridora baktığında o taraftan birilerinin adım sesleri geldi. Çalışan başkaları mıydı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Seam
Fiksi PenggemarBilinmeyen numara: eline hiç anahtar geçti mi © kayipdoktor | 2019
