-40.Bölüm-

326 26 29
                                        

Merhaba Hayaller Sakinler :)

Keyifler nasıl?

Hayallerinizin bir gün gerçek olması dileği ile...

İyi okumalar 🎈

~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~



...Romeo ve Juliet...




Zeynep'i gıdıklama seansından sonra attık kendimizi dışarı, Verona'yı keşfediyoruz. Nehiri ve binalarıyla çok güzel bir şehir. Biz mimar olduğumuz için tabii ki dikkatimizi çeken ilk şey binalar ve yapıtlar. Neredeyse her dakika durup bir binayı inceliyoruz.

«Ayyyy Kerem baksana!» - veee aklımızı başımızdan alan bir bina daha. Halimize gülmeden edemiyorum.

«Neden gülüyorsun?»

«Halimize gülüyorum. İki adımda bir bizi bizden alan binalarla karşılaşıp ağzımız bir karış hayran hayran bakmaya başlıyoruz. Etrafımızda ki insanlar için oldukça eğlenceli bir görüntü olmalı.»

«Yaaaa!» - kıkırtıyla başlayan gülmesi kahkahaya dönüşüyor. Ben de ona katılıp gülmeye başlıyorum. Bana sarılmaya yeltenmesiyle kahkaha ata ata birbirimize sarılıyoruz. Sonra bakışım, kıvırcık saçlarıyla yaptığı salaş topuzdan çıkan inat buklelerine takılıyor. Esen hafif rüzgarda güneşle dans ediyorlar. Bu bile beni mutlu ediyor. Mutlu olmak o kadar basit ki aslında. Galiba onun için göremiyor kimi insan mutluluğu. Uzakta arıyorlar, erişemeyecekleri şeylerde. Halbuki mutluluk burunlarının dibinde. Bakış açısı meselesi. Mutluluk sadece bir bakış açısı meselesi.

Bitter Çikolata Kıvırcık'ın boynumu öpmesiyle daldığım asi buklelerden ve düşüncelerimden çıkıyorum.

«Balkabağıııı! Ben acıktım.» - belime sarılmaya devam edip yüzümü görebilmek için üst bedenini geriye atıyor.

«Ben de. Ne yapalım?»

«Bence hem yiyelim hem gezelim.»

«Hmm peki. O zaman hadi bakalım.»

Biraz gezdikten sonra dilim pizza satan bir yer buluyoruz. Satın aldıktan sonra gezerek yemeye devam ediyoruz.

«Hmm Kerem, buaralarda bir yerde Romeo ve Juliet'in balkonu olması lazım.»

«Romeo ve Juliet'in balkonu mu?»

«Hıhı. Hani o balkon sahnesindeki balkon.»

«Hatırladım.»

«Hadi onu bulalım.»

Gezdiğimiz sokak kalabalıklaşınca yakınlarda bir yerde turist atraksiyonu olduğunu tahmin etmek zor olmuyor. Biraz daha yürüdükten sonra pizzalarımız bitiyor ve galiba balkonu buluyoruz.

«Bulduk! Gel!» - Zeynep heyecanla sol elimi tutup hızlı hızlı yürümeye yelteniyor, ama bir grup turist tarafından hızı kesiliyor.

Yavaş adımlarla bir kemerli geçitin altından geçerken sağ ve sol duvarların bir sürü aşığın bir kalp çizip içine yazdıkları isimleri ve tarihle dolu olduğunu görüyorum. Üst üste kaç kişi aşkını yazmış bu duvarlara.

Zeynep'in yürüyüp beni otomatikman çekiştirmesiyle kendime geliyorum. Güneşin uğramadığı kemerli geçitten geçtikten sonra kendimizi bir binanın avlusunda buluyoruz. Bu kadar dolu olmasa büyülü bir havası olacağı kesin. Taştan eski bir ev ve ikinci katında herkesin hayal ettiği gibi olan romantik, taştan balkon. Balkonun yakınında, yere konulmuş bronz Juliet heykeli var. Sağ göğsü bronz heykelin diğer bölgeleriyle karşılaştırılınca oldukça parlak duruyor. Sanki her gün bir bez parçasıyla pas tutmaması için parlatılıyormuş gibi. Ayrıca binanın dışındaki, bronzdan Juliet'in önünde durduğu duvarda, her yerde bazen yapışkanla, bazen çiğnenmiş sakızla yapıştırılmış ilan-ı aşklar var. Kemerli geçitin duvarları yetmemiş anlaşılan. Çoğu turistin yaptığı gibi biz de Romeo ve Juliet'in balkonuna yöneliyoruz.

BozcaadAşkBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin