Merhaba Hayaller Sakinleri :)
Size yeni bölüm getirdim. Ama kısacık ve önemli birşey söylemem gerek. Belki fark etmişsinizdir, 14. ve 15. Bölümü güncelledim, bunun nedeni Zeynep'in iş arkadaşı Bahar'ın adını Kerem'in annesinde de kullanmış olmam. Karışıklık olmasın diye annesinin adını değiştirdim.
‼️ Kerem'in annesinin adı artık Bahar değil, İnci‼️
Bu karışıklık için özür dilerim 🙈
Hayallerinizin bir gün gerçek olması dileği ile ...
İyi okumalar 🎈
~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~
...kayboluyorum neden kaybolduğumu bilmeden...
Gözlerimi açmam ve gözlerimin beyaz tavanla buluşmasıyla, başıma bıçak gibi ağrı saplanıyor, gözlerimi hemen yumuyorum. Ağrı o kadar şiddetli ki, hiçbirşey düşünebilecek durumda değilim. Ağrı sayesinde tek anladığım şey, dün akşam çok kaçırmış olmam. Acaba eve nasıl geldim? Yine Can getirmiştir.
Ben dün olanları hatırlamaya çalışırken, koltuğun ne kadar rahat olduğunu fark ediyorum. Bu kadar rahat mıydı ya? Yavaş yavaş olanlar aklıma geliyor. Peyker Sultan'ım gelmişti, sonra Zeynep. Zeynep'den sonra aklıma Burakla olan dansı geliyor, sinirlerim zıplıyor. Zaten dans olayından sonra hafızamda herşey bulanıklaşıyor. Daha fazla düşünmemek için ani bir hareketle koltuktan kalkıyorum.
Piyanom nerede ya? Hem, orada cam olmaması lazım!
O kadar şok oluyorum ki, baş ağrısını falan unutuyorum.
Kafamı hızlıca bulunduğum odanın diğer tarafına çevirdiğimde, uyuduğum koltuğun başında duran sehpanın üstünde duran çerçeve çekiyor dikkatimi.
İkili çerçeve duruyor sehpanın üstünde. Benim çektiğim fotoğraflar. Bozcaada'da sahildeyken ona çaktırmadan çekmek istediğim fotoğraflar.
Fotoğraflar buradaysa ben...
Bitter Çikolata Kıvırcığ'ın evindeyim.
Nasıl ya?
Ben buraya nasıl geldim bilmiyorum ama tek bildiğim o fotoğrafları çerçevenin içinde görmemle çok mutlu olduğum.
Eh, madem Bitter Çikolata Kıvırcığ'ın evindeyim, kendisini bulmaya çıkalım o zaman.
*****
«Çay pişiyor, tabaklar masada, domates ve salatalık doğradım, zey-»
«Ve ortalık misss gibi menemen kokuyor!» - yerimden sıçrıyorum.
«Ay! Balkabağı kalbime iniyordu!» - elimi kalbimin üstüne götürüyorum.
«Aynen aynen. Bu sabah nerede uyandığımı anlamayınca benim de kalbime iniyordu. Ama gördüğün gibi taş gibi karşındayım.» - salatalıklardan birini ağzına atıyor. Adamdaki rahatlığa bak!
«Kalbine inmesine gerek yok, sevgiline benden laf çıkmaz.» - ağzıma fermuar çekme hareketi yapıyorum.
«Öhö öhö öhhööö!» - bir salatalık dilimi insanın boğazına ancak bu kadar kötü kaçabilir herhalde!
Hemen bir su bardağına su dolduruyorum ve ona veriyorum. O suyu içerken elimi sırtında aşağı yukarı hareket ettiriyorum. Sonra aklıma bu minicik hareketle bile Bozcaada'da ki hallerimiz geliyor; benim boğazıma türk kahvesi kaçmıştı, Kerem'e de böyle durumlarda sırta vurulmamasını, elin sırtta aşağı yukarı hareket ettirilmesi gerektiğini öğretmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BozcaadAşk
FanfictionHani böyle kitaplar vardır, tam sahil kenarında güneşlenirken okumak istersiniz. Ilık bir yaz esintisinin eşliğinde hayaller kurdururlar insana. Mutlu ederler, bir gülümseme yerleştirirler insanın yüzüne. İşte Bitter Çikolata Kıvırcık'ın ve Balkabağ...
