Merhaba Hayaller Sakinleri :)
Hayallerinizin bir gün gerçek olması dileği ile...
İyi okumalar 🎈
~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~
...bütün dünyayı kucaklarcasına...
Konser bitiyor, herkes amfi tiyatrosunun çıkışına doğru gitmeye başlıyor. Bir biz Kerem'le birbirimize gülümseyerek yerimizde oturup kalıyoruz. Ben ne söyleyeceğimi bilemiyorum. O ne söyleyeceğini bilemiyor.
«Ne düşünüyorsun?»
«Ne düşünüyorsun?» - sonuç olarak aynı anda birbirimize aynı soruyu yöneltiyoruz. Sonrası klasik gülüşme oluyor.
«Önce sen söyle.» - eliyle küçük bir hareket yapıp konuşma sırasını bana veriyor.
«Hayal mi görüyorum diye.»
«Aynısı bende de var.»
«Desene duygularımız karşılıklı.»
«Fazlasıyla.» - gözlerini kısıp karizmatik bir halde cevap veriyor.
«Peki, neden burada? Neden bugün? Nasıl geldi aklına Balkabağı? Bir de yıldız motifli yüzük.» - hülyalı bakışlarla yüzüğüme bakıyorum.
«Anlatacağım, ama kovulmadan önce buradan çıkalım istersen.» - ayağa kalkıp tutmam için elini uzatıyor.
«Tamam.» - elini tutuyorum ve geldiğimiz yoldan çıkışa doğru yürüyoruz.
Kapıdan çıkacakken biletlerimizi kontrol eden ve İtalyanca 'Aşk.' diyen kadını görüyoruz. Bizi hatırlayıp gülümsüyor. Bu gece hissettiğim o herkesi kucaklamak ve sarılmak duygusunun seline kapılıp Kerem'in elini bırakıp kadının yanına gidiyorum. Kadın şaşkınca ne diyeceğimi bekliyor. Ben bu heyecanla İngilizce iki kelime bir araya getiremeyeceğim için sadece yüzüğü gösteriyorum.
«Ooooo!» - kadın şaşkınca bakıp çok seviniyor. Ayrıca içimden gelen herkese sarılma hissini hissetmişçesine bana sımsıkı sarılıyor. Ben de aynı içtenlikle karşılık vermeye çalışıyorum. Kerem şaşkınca olup biteni izliyor. Kadınla sarılmayı bırakınca, gülümseyerek ellerimi tutuyor ve İtalyanca bilmediğim halde kelime İngilizceye benzediği için ne dediğini anlıyorum. Konuşurken Kerem'i de kutladığını belli etmek için ona da bakıyor.
«Congratulazioni!»
«Grazie!» - Kerem'le aynı anda İtalyanca teşekkür ediyoruz.
Kadın ellerimi bırakıyor ve gülümseyerek veda ediyoruz birbirimize. Kerem'in yanına vardığımda ellerimizi birbirimize kenetliyoruz ve kendimizi Verona'nın hafif serin, baharı uğurlayıp yazı ağırlamayı bekleyen sokaklarına bırakıyoruz.
Taksiye biniyoruz, otele varıyoruz, odamıza çıkıyoruz ve ellerimiz birbirine hep kenetli kalıyor, yüzümüzdeki gülümseme hiç gitmiyor. Yakında ağzım yırtılacak, elim de hep Kerem'in eline yapışık kalacak diye korkmaya başlıyorum. Sonra bu düşünce kahkaha atmama neden oluyor.
«Ne oldu Bitter Çikolata Kıvırcık?»
«Mutluyum. Bütün dünyayı kucaklamak istiyorum!» - Kerem'in elini bırakıp, camımızdan ışıklar içinde parlayan karanlık Verona'yı izlemeye başlayarak kollarımı açabildiğim kadar açıyorum herkese sarılırcasına.
«Bu hissi tanıyor musun Balkabağı?» - camdaki yansımadan Kerem'in bana doğru yürüyüp belime sarılmak için kollarını açtığını izliyorum ve gözlerimi kapatıyorum. Çünkü sadece hissetmek istiyorum. Güçlü kollarının bedenimi sardığını hissetmemle, gülümsüyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BozcaadAşk
FanfictionHani böyle kitaplar vardır, tam sahil kenarında güneşlenirken okumak istersiniz. Ilık bir yaz esintisinin eşliğinde hayaller kurdururlar insana. Mutlu ederler, bir gülümseme yerleştirirler insanın yüzüne. İşte Bitter Çikolata Kıvırcık'ın ve Balkabağ...
