-22.Bölüm-

465 52 29
                                        

Merhaba Hayaller Sakinler :)

Size bölüm getirdim. Bir de müzik. Kendimden biliyorum, kimi insanlar müzikle birşeyi okumak istemezler. Ama sizden ricam bu seferlik müzik eşliğinde okumanız. Anlatmak istediğim duyguları çok çok daha yoğun hissedeceksiniz. En kısık halde dinlesiniz bile olur 🙈

Hayallerinizin bir gün gerçek olması dileği ile...

İyi okumalar 🎈

~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•~•

...yıldızları izliyorum yalnız başıma...


Nisan ayının rüzgarları ve yağmuru eşliğinde turuncudan yavaşça kırmızıya dönen güneşin batmasını izliyorum. Bozcaada'nın en güzel gün batımları yazın izlenir derler, ama yağmur eşliğinde güneşin batması da ayrı güzel. Yağmur damlaları birer pırlanta gibi parlıyorlar. Parlayan yağmuru mu, batan güneşi mi izleyeceğime karar veremiyorum.

Islanıyorum.
Üşüyorum.
Hemde güneşin ısıtamadığı kadar çok ıslanıp üşüyorum.

Rüzgar gülleri, gün batımı... Aynı yıllar önce onunla beraber izlediğim gibiler.

Tek fark o zaman güneşin gülümseyerek batması, onun yanımda olması.
Şimdiyse benim burada yalnız olmam ve güneşin ağlaması.

Tıpkı benim gibi.

Bana eşlik edercesine, gözyaşlarımı örtercesine...

Gözyaşlarımın birer yağmur damlası olması, yağmur damlaların da gözyaşı...

Yanağımdaki ıslaklıkların hangisi benim, hangisi güneşin belli değil ama, hepsi birer pişmanlık, acı, üzüntü ve korku.

Güneşin git gide batıp etrafı karanlığa bürümesiyle, sadece yağmur kalıyor. Beni ıslatıp üşümemi sağlayan, ama içimi yakan yağmur.

Güneşin iyice batıp yerini yıldızlara ve denizin üzerinde yansıyan aya bırakmasıyla, yaslandığım arabamın kaportasından kalkıp rüzgar güllerine son bir bakış atıp arabama biniyorum.

Dalgın olduğumdan ne ara park yerine geldiğimi fark etmiyorum. Arabayı park edip indikten sonra, yavaş adımlarla iskeleye geliyorum.

Gözlerim, en son geldiğimde onunla oturup konseri dinlediğimiz noktaya takılıyor. Ağır adımlarla o noktaya yaklaşıp yavaşça yine oraya oturuyorum.

O zaman burada oturduğumda hissettiğim o mutluluk...
Yok.
Tıpkı onun da burada olmaması gibi.

Balıkçı teknelerini, gece karanlığında suyun kapkara dalgalanışını, dalgaların çıkardığı o sessiz, sakinleştirici sesi...
İzliyorum, dinliyorum.

Islak olduğum için iyice üşüyerek tekrar ayağa kalkıyorum ve pansiyona doğru yol alıyorum.

Sarsak adımlarla pansiyona geldiğimde, günlerdir yaşadığım bu trans hali eşliğinde, dalgınca, kendimden ve etrafımda olanlardan bihaber, ıslak ceketimi çıkarıyorum ve sandalyelerden birinin üstüne bırakıyorum. Sarsak adımlarla hamağa ilerleyip, ıslak hamağın üstüne uzanıyorum.

Yağmur diniyor, yıldızlara 'Şimdi sıra sizde. Birazda siz üzün şu adamı.' dermişçesine.
Ben de üzülüyorum.

BozcaadAşkBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin