27. Bölüm-Hepsi Sadece Eğlenceydi

138 26 22
                                        


Benden devam..

Efdal ayakta duramamış olduğu gibi yatağa bırakmıştı kendini. Duyduklarını hala sindirememişti.

Gözünden akan yaş geçtiği yeri yakıyordu sanki.

Neden gelmişti ki buraya sanki? Umutla çok yakın iki arkadaş gibi kardeş degillerdi ki. Hem o sevdiği kıza bir sürü işkenceler etmiş pisliğin tekiydi. Ondan nefret ediyor olması gerekmiyor muydu? Niye onu dinlemek için gelmisti ki buraya?Niye ona anlatmak istemişti ki? Keşke buraya hiç gelmeseydi. Heyecanına yenik düşmeseydi. Keşke içindeki dolup taşan mutluluğu paylaşmak istemeseydi. Keşke ondan nefret edip onu dinlemeseydi. O telefonu meşgule atsaydı.Ne kadar da büyük bir aptallık yapmıştı öyle.

Insanlar neden hatalarını yapmadan önce fark edemiyorlardı ki sanki?

Diğer yandan Umut abisinin yıkılışını zevkle izliyordu. İşte, görmek istediği manzara buydu.

Sanki fark etmemiş gibi oyununa devam etti.

"Sanki onu her hatırladığımda, onu her düşündüğümde öfkem diniyor. Huzur vücudumu sarıyor. Abi ben onu düşünürken değiştiğimi hissediyorum. Sanki bambaşka biri oluyorum."

Her bir kelime, hatta Umut'un ağzından çıkan her bir harf, bir ok misali Efdal'i delip geçiyordu. Gerçekten bir insanın söylediği sözler nasıl bu kadar can yakabiliyordu?

Umut tekrar konuşmak için ağzını açmıştı ama Efdal'in tek bir kelime dahi duyacak gücü kalmamıştı.

Olayların şokuyla titreyen vücudu onu baya zorlarken ayağa kalkarak kapıya yöneldi Efdal.

Umut Efdal'in ayağa kalktığını görünce sırıtan suratıyla söyleyeceği sözleri değiştirdi.

"Noldu abi? Sen nereye gidiyorsun? Hem, sen de bana bir şey söylemeyecek miydin? Çok mutluydun. Hadi söylesene."

Efdal olduğu yerde kaskatı kesilmişti. Buraya gelirkenki heyecanlı hali gözünün önünden geçtiğinde yumruklarını sıktı.

"Ön-.. önemli bir şey değildi, unuttum bile."

Titreyen sesine mani olamadan hızlı adımlarla terk etti odayı. Bir süre önce Rüya'nın acı çektiği bu ev, bugün Efdal'in de yıkılışına şahit olmuştu.

Evden çıkıp arabasına binerek gazı kökleyen Efdal nereye gittiğini bilmeden sürüyordu. Düşünceler aklında dolaştıkça gaza daha sert basıyordu. Nereye gittiği umrunda değildi.

Gözyaşları ise ona karşı verdiği savaşı kazanmış, teker teker süzülüyordu gözlerinden.

Efdal ne yapacağını bilmiyordu. Gerçekten böyle olmak zorunda mı diye düşündü. İki insan birbirini sevdiğinde illaki buna bir engel çıkmak zorunda mıydı? Üstelik bu engel aşılması zor olan bir engeldi. Boşversene, ne zoru. İmkansız.

Ne yapacaktı, kardeşinin onu sevdiğini bile bile geçip karşısında aşkını mı yaşayacaktı? Diğer seçeneğin ne olduğunu bilmiyordu ama bu seçenek asla kabul edemeyeceği bir şıktı.

Ya Rüya, diye düşündü. Ona ne diyecekti? Yarın akşam için birbirlerine söz vermişlerdi. Onun duygularını nasıl paramparça ederdi? Onun gözünde acı görmeye dayanabilecek miydi? Ayrıca o Umut'u asla kabul etmezdi.

Aslında bi bakıma düşünürse, onun Umut'a bir can borcu vardı. Henüz çocukken onun hayatını kurtarmış, ona yeni bir hayat vermişti. Kanseri onun sayesinde yenmişti. Sahi, bu yüzden adı Umut değil miydi? Onların yeni umudu olmuştu.

Peki Efdal, tüm bunlara rağmen kardeşine aşkını verebilecek miydi? Bunu yapacak kadar güçlü müydü? Buna dayanabilir miydi? Hiç bilmiyordu.

Acı bir frenle arabayı durdurdu Efdal. Sinirini ondan çıkararak, eliyle direksiyona birkaç kere vurduktan sonra başını yasladı ona.

EFDALYAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin